logo

ULUSAL EGEMENLİK


Yekta Güngör Özden
yektagungorozden@mucadele.com.tr

Egemenlik (hakimiyet), ulusun siyasal örgütü devletin yasama, yürütme ve yargı organlarının ortak gücünün adıdır. Kaynak ulustur. Oluşumlardan yaptırımlara değin her konunun ve her sorunun ulusun istenciyle gerçekleşmesi, yaptırımların da aynı kaynakla belirlenip uygulanması yetkisidir. Tarihimizde ilk kez 20 Ocak 1921 günlü 85 no.lu Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) kanununun 1. maddesiyle ve ”Hakimiyet bila kayd-ü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.” Olarak anlatılmıştır. Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Türk ulusunun varlığın ve özbenliğine saygısını yansıtan bu anlatım, Cumhuriyetin ilanını öngören 29 Ekim 1923 günlü, 364 no.lu yasayla yapılan değişikliğin 1. Maddesinde de yinelenmiştir.

20 Nisan 1924 günlü 491 no. lu, ilk Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın 3. Maddesinde ”Hakimiyet bila kayd-ü şart milletindir ” denilmiştir. 9 Temmuz 1961 günlü, 334 no.lu Anayasa’nın 4. Maddesi ” Egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletinindir. Millet, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanır.

Egemenliğin kullanılması hiçbir suretle belli bir kişiye, zümreye, sınıfa bırakılamaz. Hiç kimse veya organ ”kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” açıklığıyla ulus adına yetkili organlara kendi görev alanlarında egemenliği kullanma hakkı tanımıştır.

7 Kasım 1982 günlü, 2709 no.lu sonraki Anayasa’ nın (şimdi yürürlükte olan) 6. maddesi de önceki Anayasa’nın 4.maddesinin olduğu gibi yinelenmesidir. Ulus devlet yapısında öncelikle, öbür devlet biçimlerinde de önemle uygulanan egemenlik ilkesi ülkenin ve devletin gerçek sahibinin üzerinde yaşamlar olduğu gerçeğini yansıtmakta ve yaşamda tutmaktadır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  HAYIRLI OLSUN

Bu aşamaya gelmek kolay olmamıştır. Yüzlerce yıl geçmiş, aile ve kişi yönetimlerinden sonra cumhuriyetle amaca ulaşılmıştır. 1 Kasım 1922 ‘de saltanatın kaldırılmasını görüşen TBMM komisyonu’nda Mustafa Kemal’in sıranın üstüne çıkarak ”Egemenlik verilmez alınır, gerekirse bazı başlar koparılır” biçiminde özetleyeceğimiz sözüyle zaferden sonra çıktığı Marmara ve Ege Bölgesi gezisi sırasında kimi milletvekillerinin Meclis basımevinde broşür bastırarak Mustafa Kemal’e önerdikleri padişah ve halifelik önerisini elinin tersiyle ittiği unutulmamalıdır.

Ulusal egemenlik, yalnız ulusta olan ama onun Anayasa ile yetkilendirdiği organların kullandığı istençtir. Bu ilkeye saygı, özenle koruma ve gerçekleştirme çabası ulusa bağlılığı yansıtan bir soyluluktur. Zorbalığı, zümre, sınıf ve tek adamlılığı dışlayan, demokratik yapının gerçekliğini sağlayan temeldir. Dünyada değişik sistemlerle yozlaşmaya doğru götürüldüğü gibi biçimsel bırakıldığı da izlanmektedir.

Ülkemizde uygulanan temsili demokraside egemenliğin ulus dayanağının korunduğunu savunmak güçtür. Kadrolaşma, partizanlık, mezhepçilik, tarikatçılık, cemaatçilik ve dikta özlemciliğiyle egemenlik her gün yara almaktadır. İktidar güçler – erkler(kuvvetler) ayrılıdığından yakınarak her gücün kendi elinde olmasını istemekte , kendilerine özgü başkanlık sistemi için çabalar harcamakta , terör örgütüyle bile ilişki kurmaktan çekinmemekte, yasamayı yürütmenin buyruğunda tutmakta, yargıyı da siyasallaştırarak kendi egemenliğini dayatmaktadır.

Seçmen çoğunluğu konuların ve sorunların tam ayırdın da , bilincinde olmadığı için yalanlara kanmakta , söylenenlere inanmakta , yardım, bağış ve kimi olanakların sunulmasıyla oyunu ulusal egemenliği düşünmeden gelişi güzel kullanmaktadır. Muhalefet de ulusal egemenliğin ürünü olmasına karşın iktidar, muhalefeti hiçe saymakta, kendisi geçersizliğe düşerken muhalefeti tümden geçersiz (gayrimeşru) olarak nitelemektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Çözün Çözebilirseniz

Egemenlik toplumsal barışın, ulusal dayanışmanın, ulusal geçerliğin, yetki ve sorumlulukların kaynağı halkın kendi kendini yönetmesinin ve geleceğini özgürce belirlemesinin özüdür. Ne yazık ki yeterince yaşama geçmemekte, değeri bilinmemektedir. TBMM’nin açılışının 93. Yıldönümünü içtenlikle kutluyoruz.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ah Muhalefet!

    28 Nisan 2017 Yazarlar

    Kime ne anlatmalı ki? Hem anlatsak ne fayda? Bunca yıldır muhalefete anlata anlata ne elde ettik? Önce, eleştirdiğimiz muhalefete hakkını verelim, sonra eleştiriye kaldığımız yerden devam edelim. İşte bak, 16 Nisan öncesi bizim hep defalarca önerdiğimiz pozitif içerikli kampanyaları yaptılar, HAYIR oyları adeta patladı! Demek ki geçmiş seçimlerde yazdıklarımızı dikkate alsalardı, atı çalan Üsküdar'ı geçemeyecekti. Biz haklı çıkmaktan yorulduk, muhalefet ve özellikle de lokomotif olması gereken CHP yönetimi en büyük, en stratej...
  • MİLLİ AYDIN BANKASI…

    28 Nisan 2017 Yazarlar

    Aydın’ın Efeler ilçesi sevgi yolu üzerinde yer alan Türkiye'nin en eski bankalarından olan ve uzun yıllar çiftçilere destek veren Milli Aydın Bankası'nın yaklaşık 103 yıllık binası, kültür ve sanat merkezi olarak hizmet veriyor. Edinilen bilgilere göre, Milli Aydın Bankası, Aydın''ın sembol ürünü incir üreticisinin finansman sorunlarını çözmek amacıyla Kazım Nuri Çörüş, Nazmi Topçuoğlu ve Ahmet Sarı öncülüğünde yirmi üretici tarafından nizamnamesi hazırlanarak, kentteki Kurşunlu Han'ın avlusunda sade bir törenle kurulduğu, yasal işlemler...
  • DUYGULARI EĞİTMENİN YOLU ‘SANAT’

    27 Nisan 2017 Yazarlar

    İnsanı insan yapan en önemli vasıftır eğitim. İnsanı diğer canlılardan ayıran tek değer… Duygu, düşünce ve davranışlar arasındaki bağlantının ana yoludur. Geleceğin en büyük yatırımıdır eğitim; uzun vadede başarmak için, kazanmak için ve büyük zaferlere imza atmak adına, ulaşılmak istenen amacın planı hazırlanırken, yaşamın en merkezinde yapılandırılır. Eğitim eleştirisi, başlı başına bir alandır. Ben birkaç cümleden yola çıkarak dile getirmeyi amaçladım. Konuyu soyutlamadan, derinliğine inmeden, kıyısından geçerek söz etmeyi amaçlıyoru...
  • AYDINLI ŞAİR MEHMET IŞILAK ve ŞİİRLERİ

    27 Nisan 2017 Yazarlar

    Duygular galip gelirse, akıl çıkar gider, Yangın olur yakar, deprem gibi yıkar gider. Akıl gittiğinde, kargaşa ortaya çıkar, Nefis keyif çatar, şeytan sırıtarak bakar. Mantık tarumar olur, hisler baskın gelince, Doğruları oturtamazsın, yerli yerinde. Bu özgün dizelerin sahibi Aydınlı şair Mehmet Işılak’tır. Mehmet Işılak’ın şiirlerini ara sıra Aydın Efesi ve bizim Sarızeybek dergilerinde okuyorum. Geçenlerde Fuat Gürsoy’la bir araya gelirken Aydınlı şair ve aynı zamanda öğretmen olan Mehmet Işılak’ın yazıhanesine de uğradık. Mehm...