logo

21 Kasım 2017

TÜRK DEVRİMİ’NİN MİSYONERLERİ


Serbest Köşe
serbestkose@mucadele.com.tr

YAZAN: KEMAL TEK

Anadolu’da Cumhuriyet ile birlikte büyük bir devrim yaşanıyordu. Bir toplum yaşadığı eski, köhnemiş bir uygarlıktan, çağdaş bir uygarlığa geçmeyi deniyordu. Yapılacak çok iş vardı çünkü Türk Devrimi bireyin manevi hayatından tutun da ülkenin siyasal, ekonomik ve toplumsal yapısında hızlı değişimler hedefliyordu. İşte bu büyük devrimin halk tarafından sindirilmesi görevi eğitime verilmişti. Dolayısıyla Anadolu’da öğretmenler adeta devrimin misyonerleriydi. Misyonları ise: “Türk vatanının dağlarında, bayırlarında ve kırlarında, hatta en ücra yerlerinde kendi kendine açıp solan çiçek bırakılmayacaktı.” (1)
Türk Devrimi’nin misyonunu benimsemiş, gerçek bir misyonerdi O. Daha henüz genç bir öğretmenken İzmir’deki kadınlar hapishanesindeki mahkûm kadınlara akşam dersleri vermeye başlamıştı. Henüz bu kadar genç bir kızın akşam vakti hapishaneden ayrılması, çeşitli söylentileri beraberinde getirir. Genç öğretmen misyonerlik iddiası ile suçlanmaktadır ama kelimenin gerçek anlamı ile yani Hristiyanlık dinini yayıcısı. Olayın adliyeye kadar yansıması, Atatürk’ün de ilgisini çekmiştir. Dosyasını okur ve genç öğretmeni görmek ister.
Genç bir öğretmen, dönemin en güçlü adamı tarafından niye çağrılır, hem de önemli bir suçlama ile karşı karşıyken? Atatürk’ün huzuruna çıkar.
Atatürk, kıza “Misyoner sen misin?” diye, sorar.
Genç öğretmen “Ben öğretmenim…” demeye çalışırken,
Atatürk, “Bana senin gibi misyonerler lazım”, diyerek kızı rahatlatır.
Artık O, Devrim’in misyoneridir.
1939 yılında kendi isteği ile Elazığ Kız Enstitüsü’nün öğretmen kadrosuna atanır. İlk gözlemleri çok olumsuzdur. Çocuklar hademeler tarafından aşağılanıyor, horlanıp dövülüyordu. Hademelerin yapması gereken birçok iş çocuklara yaptırtılıyordu. Özellikle köyden alınan yatılı öğrenciler genelde bitli olduğu için okulun ilk günü erkek çocuğu gibi tıraş edilmekteydi. Dolayısıyla çocuklar okulun ilk gününe aşağılık duygusu içinde başlamaktaydılar. Yeterince battaniye ve yatak olmadığı için de öğrencilerin bir kısmı gece yataklarında üşüyorlardı.
Özellikle banyo işi büyük sıkıntıydı. Elazığ gibi soğuk bir yerde neredeyse çıplak denilecek şekilde hamama gidiliyor ve hamam dönüşü soğuktan donmuş saçlarla geri dönüyorlardı çocuklar. Okulda öğrenciye az yemek verilmekte, genelde mutfak malzemeleri hademeler tarafından eve götürülmekteydi.
Yukarıda saydığım tüm sorunları Müdire Hanım’dan yetki alarak kendisi çözer öğretmen. Sene başı okula gelen her çocuğun başını tek tek temizler. Hademeleri her açıdan disiplin altına alır. Artık çocuklar dayak yemiyor, angarya işlerde çalıştırılmıyordu.
Battaniye ve yatak sorununu çözer, geceleri yatakhanede gezerek açınan çocukların üstünü örter, ayrıca hamam ve yemek sorununa da çözüm getirir.
Köye öğrenci toplamaya o dönem jandarma gitmektedir. Kızların jandarma tarafından toplanması hem çocukları hem de aileleri ürkütmektedir. Öğretmen Elazığ’daki Paşa’nın yanına gider, Paşa’ya:
• İzin verirseniz köylere çocuk toplamaya ben gideyim, der.
Paşa bu talep karşısında oldukça şaşırır. Şaşkınlığını sorduğu soru ile ifade eder:
• Kelleni koltuğuna aldığının farkında mısın?
Cevaben:
• Efendim, bu kelle düşerse kızımı okutur musunuz?
Artık kendi destanını yazmaya hazırdır, kimi zaman katır üstünde, kimi zaman da kamyonla hiçbir devlet yetkilisinin gidemediği köylere öğrenci toplamak için gider, çoğu zaman haftalarca süren bu yolculuklardan eli boş döner, hangi köye gitse düğün vardır. Onun geleceğini duyan köylüler ya o gece ya da bir gece öncesi çocuğunu evlendirmiştir.
Tokat’a tayini çıkar, sene sonunda tekrar Elazığ Kız Enstitüsü Müdürlüğü’ne tayin emrini alır. Tekrar okulundadır ama bu sefer okulun Müdire Hanım’ıdır artık.
Kimi zaman tipide, kimi zaman çamura batan araçları ite kaka, bazen öğrenci toplamaya, bazen de bir ilçeye kurs açmaya gider Müdire Hanım. İlk yıllarında zorla ikna ederek getirdikleri kızları, gece kontrollerinde yatağın altında uyurken bulur, gece boyunca yaylanan yataktan korkmuştur çocuklar. Hiç yaylı yatakta yatmamışlardır çünkü.
Mezun ettiği kız öğrencilerden zeki olanların öğretmen çıkması için Akçadağ Köy Enstitüsü’ne kabulünü sağlar. O dönem Kız Enstitüsü 3 yıllık eğitim verir ama Köy Enstitüsü’ne 5 yıllık eğitimi olan öğrenciler kabul edilir. Bu sorunu çözmek için Müdire Hanım’ın başvurusundan sonra Köy Enstitüleri’ne 2 yıllık hazırlık sınıf konur. Böylece Müdire Hanım’ın öğrencileri de öğretmen olabilecektir.
Elazığ ve çevresine 20 yılını verir, artık öğrenci toplamaya gittiği köylerin okullarında onu eski öğrencileri, köy öğretmeni olarak karşılamaktadır; “Benim kızımı almasın” diye evlatlarını evlendiren analar, yerini “Benim kızımı da al Avar”, diye haykıran analara bırakmıştır. O Atatürk’ün istediği gibi Türk Devrimi’nin misyoneri olmuş Sıdıka Avar’dır. (2)
Onun için yurt hep bir bütündü, tek amacı yöre halkını aşağılık duygusundan kurtararak, kendine güvenen insan, verimli aile, kültürlü topluluk inşa etmek, yurdun ve gelecek nesillerin saadetle yükselmesini temin etmekti. Sıdıka öğretmen hedeflerini başardı. 20 yıl sonra şehirden ayrılırken, tüm şehir gözyaşları ile uğurladı Avar’ı.
Sıdıka Avar Türk Devrimi’nin cefakâr öğretmenlerinden sadece bir örnek, biz biliyoruz ki niceleri hala okullarında görevlerini en iyi şekilde yapmaktadırlar. Bu vesileyle tüm cefakâr öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlarım.
(1) Hasan Ali Yücel’den bir alıntıdır
(2) Sıdıka Avar, ünlü gazeteci – yazar Banu Avar’ın babasının ilk eşidir. Öğretmenlik yıllarının anılarını Dağ Çiçeklerim adlı kitabında toplamıştır. Okunmasını salık veririm.

Etiketler: YAZARIN TÜM YAZILARI
Share

Yeni Yorumlar Kapalı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • EMPERYALİZMİN MAŞALARI

    27 Kasım 2017 Yazarlar

    Küresel Emperyalizme hizmet etmeyi vazife edinenlerin siyasi görüşü falan olmaz. Adı üstünde #Uşak bunlar! Uşağın görüşü olduğu nerede görülmüş? Siyaset yapabilmek için, memleketin yönetimine dair fikir üretmek gerek. Bugünün muhalefeti tıpkı mazideki tüm siyasi örgütlerin yaptığı gibi ancak kulaklarına üfleneni aktarmakla meşgul. Memur bunlar, bildiğiniz görevli... Efendilerinin çıkarı uğruna #tellallık yapıyorlar. Bağımsızlık mı dediniz? Bağımsız bir Türkiye"de bu çakalların hepsi işsiz kalır; bu durumda Allah zulüm görmesi muhtem...
  • ÖĞRETMEN NASIL OLMALI DİYE TARTIŞIYORLAR

    27 Kasım 2017 Yazarlar

    Öğretmenliğin nasıl olması gerektiğini öğretmenlerin dışında herkes çok iyi biliyor. Evet, bir milyonluk öğretmen camiası içinde yanlışı olanlar da vardır. Ama eleştiri işi çığırından çıkmış gibi. Hata arayalım denilirken artık nasıl öğretmenlik yapılmalı noktasına gelinmiş durumda. Öğretmen hedef tahtasına oturtulmuş, neresinden vuralım diye aranılıyor sanki. Eğitimle ilgili konular milli eğitim uzmanlarına bırakılmalı. Öyle herkes kafasına göre bir görüntü üzerinden ahkam kesememeli. Bu durum dini konularda da var. Kulaktan dolma bilgiler...
  • Kadının Adı Var

    25 Kasım 2017 Yazarlar

    Kadın, hayattaki en mükemmel enstrümandır. Ama ne yazık ki, her erkek nota bilmez. Demiş #FaridFarjad Kadına şiddete Hayır!... Böyle bir sloganın atılması, hele ki bu tür bir slogan için özel bir gün tahsis edilmesi bile biz erkekler için yeterince utanç verici olsa gerek. Erkeklik sadece Er'il olmak mıdır?... Adam olmayan, erkek olsa ne olur? Fiziksel olarak daha güçlü olmak, zorbalığın gerekçesi olabilir mi? Aynaya baktığında erkek sureti gören ve kendini o sıfatla tanımlayan, yer yer bu sıfata nail olduğu için böbürlenen mâh...
  • Suriye Satrancı

    25 Kasım 2017 Yazarlar

    Rusya, YPG kartını gösterip, esedi masaya oturtmak istiyor. ABD den sonra Rusya da Ypg yi tanıyor, muhatap alıyor. Rusya, bölgede sürekli imtiyaz elde ediyor. Suriyede ABD ve Rusya örtülü bir ittifak içinde. Suriye ABD ve Rusya arasında nüfuz paylaşımına uğradı. Bugün yaptıkları bu planı uygulamaya koymak. Türkiye gelecekte başına bela olabilecek bir oluşuma engel olma gayretinde. Şii duvarını aşamadık. Bari pkk duvarına engel olalım çabasındayız. Bu sadece bizim derdimiz. ABD ve Rusya için ise stratejik hedef Bugün kısmi işbirlikler...