logo

07 Ağustos 2007

Seçimler bitti


Beyhan Erdoğan
beyhanerdogan@mucadele.com.tr

Nihayet seçimler ya pıldı ve sonuçlar a lındı. Sevinenler, kaybedenler, meclise giren ler, giremeyenler ile yaz sıcağında yapılan yoğun çalışmalar son buldu.

Siyaseti sevmem, siyasileri, politikacı ları da öyle pek sevmem ama toplumun bir ferdi olarak cumhuriyete ve demokrasiye, hürriyete, insan haklarına inanan biri olarak oyumu verdim ve o andan itibaren de politik düşüncemi oy sandığının içerisinde bıraktım.

Sonuçlara ne üzüldüm ne de sevindim. Demokrasiye farklı inanç ve düşüncelere say gılı bir yapıya sahip olduğum için sonuçları saygıyla karşıladım.

Öyle bazıları gibi sonuçlar beni kö tümserliğe, karamsarlığa da götürmedi.

Hoşgörünün toplumdaki uzlaşma için en önemli unsur olduğuna inanıyorum. Birliği miz, bütünlüğümüz ve kaynaşmamız, daya nışmamız için hoşgörünün şart olduğunu kabul ediyorum. Hoşgörü ancak vatan bay rak konusunda ihmali yaratırsa kabul edile mez. Milleti millet yapan konularda ihmal varsa hoşgörü olmaz. Ben Türk halkının hoşgörüsünün yüksek olduğuna inanıyorum öyle olmasaydı 600-700 yıl çeşitli ırklara, dinlere, mezheplere giyim kuşam ve yaşam biçimlerine o kadar yakın ve sıcak olamazdık. Bakın uzak ve yakın tarihimize; Bunun birçok örneklerini görürsünüz.

Ben seçimden birgün öncesi bana göre ilginç ve hoş bir örneği vermek istiyorum. A rabasını, annesini, karısını ve kızını almış Kuşadası’ndan İstanbul’a oy atmaya gidecek olan bir site sakinine sorduğumda; Hepsinin ayrı ayrı partilere oy vereceğini öğrendim. Fa lan partinin otobüs kaldırdığını onunla gitme lerinin daha rahat ve ekonomik olduğunu söy lediğimde; O partiye oy vermeyeceği için bu hareketin ona rahatsızlık vereceğini söyle mişti. Peki o zaman kendisinin oy vereceği partiye yanında götürdüklerinin oy vermeye ceğini o nedenle onları İstanbul’a götürmeme sini şaka yollu söylediğimde, “Olsun ben her kesin ayrı ayrı düşünmesine ayrı partilere oy vermesine saygılıyım” cevabı, halkımızın ne kadar hoşgörülü olduğunun en güzel örne ğidir diyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  İthalatımız Yine Patladı

YAZARIN TÜM YAZILARI
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bu Dünyadan Naim Geçti…

    18 Kasım 2017 Yazarlar

    Yitirdiklerimiz kervanına, ne yazık ki Naim Süleymanoğlu da katıldı. Cep Herkülü lakaplı muhteşem haltercimiz, yeryüzündeki gelmiş geçmiş en büyük rekorları kırmış, dünyanın zaten bildiği ve günlük konuşmalarda kullandığı "Türk gibi kuvvetli" deyimini bu kez halter tarihine geçen rekorlarıyla gerçeğe dönüştürmüştü. O günleri dün gibi hatırlıyorum. Türk halkı, ilk defa futbol ve güreş dışındaki bir branşta, uluslararası olimpiyatlarda ve Dünya şampiyonalarında bir sporcumuzun Ay-Yıldızlı formayla tüm rekorları altüst etmesine, defalarca...
  • SERA ŞARTLARINDA BİTKİ YETİŞTİRME…

    18 Kasım 2017 Yazarlar

    Günümüzde sera dendiğinde ilk aklımıza gelen örtü altında sebze yetiştirmek geliyor. Seralar, bitkilerin yetişmesine uygun doğal çevre koşullarının uygun olmadığı mevsimlerde ya da yörelerde, bitkilerin yetiştirilmesi için uygun koşulların yapay yollarla yaratıldığı, üstü ışık geçiren örtüyle kaplı ortamlar sera olarak tanımlanıyor. Bitkilerin yetişmesine uygun şartların sağlanması amacı ile çevre şartları kontrol edilebilen veya düzenlenebilen cam, plastik vb. malzemelerle düzenlenmiş örtülü alanlar olarak da ifade edilebilir. AYDIN V...
  • ÇEVRE VE İNSAN…

    17 Kasım 2017 Yazarlar

    Çevre bir anlamda; insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamlar olarak değerlendirildiği gibi sağlıklı bir yaşamın sürdürülmesi ancak sağlıklı bir çevre ile mümkün ve bir ilişkiler sistemi olan çevrenin bozulması ve çevre sorunlarının ortaya çıkması, genellikle insan kaynaklı etkenlerin doğal dengeleri bozmasıyla başlar. AYDIN'DA 'JEOTERMAL'İN ÇEVREYE VERDİĞİ ZARALAR' KONULU PANEL Aydın'ın Didim ilçe...
  • İnsanlar Bahislerden Medet Umuyor

    17 Kasım 2017 Yazarlar

    Halkımızın içinde bulunduğu ekonomik darboğaz, borç çıkmazı ve geleceğe dair umutsuzluk arttıkça, insanlarımız bahislerden medet umar hale geliyorlar. Son zamanlarda dikkat ettiniz mi bilmem. Gencecik insanlarımızın pek çoğu, futbol bahislerine umut bağlamış görünüyorlar. Bahis kuponlarını maç saati gelmeden yatırmak için kuyruklar oluşuyor sık sık. Gözlemleyebildiğim kadarıyla, pek çoğu yirmili yaşlarında ya öğrenci, ya da işsiz gençler... Diğer şans oyunlarına ise her yaştan insanımız büyük rağbet gösteriyor. Kahvehaneler is...