logo

06 Eylül 2007

Ne Mutlu Türk’üm!


Mustafa Çezik
mustafacezik@mucadele.com.tr

3 Eylül tarihli sözcü Gazetesi´nde, Sayın Erdoğan TOKMAKCIOĞLU´nun “ASABİYE KOĞUŞU” köşesinde “KÖKENLERİ” yazısını okudum.. Araştırmaları ve güzel yazıları nedeniyle Tokmakçıoğlu´nu kutluyorum. Tokmakçıoğlu´nun yazısı aynen şöyle; “ Cumhurbaşkanı seçilerek Çankaya´ya çıkan Sayın Abdullah Gül´ün babasının Kayseri´de Mütevazi bir torna ustası emekli olduğunu medyadan öğrendik… Aslında, biz Türkler´de “aristokrasi” olmadığı için, kökeni ne olursa olsun tarih boyunca herkes devletin en üst kademelerine gelebilmiştir. İşte bazı Osmanlı Sadrazamlarının kökenleri: Cağaloğlu Yusuf Sinan Paşa (1547-1605): Ceneviz korsanlarından Visconti di Cigala´nın oğlu Dukaginoğlu Ahmet Paşa (?-1515): Jran adlı Arnavutluk dükasının torunu Kalaylıkoz Ahmet Paşa (1638-1715): Kayserili bir kalaycının oğlu. Köprülü Mehmet Paşa(1575-1661): Arnavutluk´ un Berat sancağında Rodnik Köyü´nden bir köylünün oğlu Merzifonlu Kara Mustafa Paşa(1634-1683): Merzifon´un Marınca Köyü´nde bir çiftçinin oğlu Müezzinzade Hafız Ahmet Paşa(1564-1632): Filibeli bir müezzinin oğlu. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa: Ürgüp´ün Muşkara Köyü´nden bir çiftçinin oğlu Orsa- Poça Hacı Pehlivanzade İbrahim Paşa(?-1713): Bir pehlivanın oğlu Öküz Kara Damat Mehmet Paşa (?-1619): Bir öküz nalbantının oğlu Sokullu Mehmet Paşa (1505-1579): Bosnalı Hristiyan din adamı Sokolowitsh´in oğlu Tarhuncu Ahmet Paşa (?-1653): Bir baharatçının oğlu Yazlıkçızade Hacı Mehmet Emin Paşa (?-1768): Yağlıkçı esnafından Hacı Yusuf Ağa´nın oğlu” Osmanlı İmparatorluğu ve daha sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti´nde etnik ve dini kökenlere bakılmaksızın çok kişi Devlet yöntemlerinde, üst kademelerde görev almışlardır… Ne güzel değil mi? Burada aranan kuşkusuz LİYAKAT ve SADAKAT!.. Ne mutlu ki; Günümüzde Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan özbe öz TÜRK olan değerli 2 isim. Beni mutlu eden en büyük özellikleri ise; “ Ne mutlu TÜRK´üm!” demeleri ve diyebilmeleridir!..

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  BAL...

YAZARIN TÜM YAZILARI
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bu Dünyadan Naim Geçti…

    18 Kasım 2017 Yazarlar

    Yitirdiklerimiz kervanına, ne yazık ki Naim Süleymanoğlu da katıldı. Cep Herkülü lakaplı muhteşem haltercimiz, yeryüzündeki gelmiş geçmiş en büyük rekorları kırmış, dünyanın zaten bildiği ve günlük konuşmalarda kullandığı "Türk gibi kuvvetli" deyimini bu kez halter tarihine geçen rekorlarıyla gerçeğe dönüştürmüştü. O günleri dün gibi hatırlıyorum. Türk halkı, ilk defa futbol ve güreş dışındaki bir branşta, uluslararası olimpiyatlarda ve Dünya şampiyonalarında bir sporcumuzun Ay-Yıldızlı formayla tüm rekorları altüst etmesine, defalarca...
  • SERA ŞARTLARINDA BİTKİ YETİŞTİRME…

    18 Kasım 2017 Yazarlar

    Günümüzde sera dendiğinde ilk aklımıza gelen örtü altında sebze yetiştirmek geliyor. Seralar, bitkilerin yetişmesine uygun doğal çevre koşullarının uygun olmadığı mevsimlerde ya da yörelerde, bitkilerin yetiştirilmesi için uygun koşulların yapay yollarla yaratıldığı, üstü ışık geçiren örtüyle kaplı ortamlar sera olarak tanımlanıyor. Bitkilerin yetişmesine uygun şartların sağlanması amacı ile çevre şartları kontrol edilebilen veya düzenlenebilen cam, plastik vb. malzemelerle düzenlenmiş örtülü alanlar olarak da ifade edilebilir. AYDIN V...
  • ÇEVRE VE İNSAN…

    17 Kasım 2017 Yazarlar

    Çevre bir anlamda; insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamlar olarak değerlendirildiği gibi sağlıklı bir yaşamın sürdürülmesi ancak sağlıklı bir çevre ile mümkün ve bir ilişkiler sistemi olan çevrenin bozulması ve çevre sorunlarının ortaya çıkması, genellikle insan kaynaklı etkenlerin doğal dengeleri bozmasıyla başlar. AYDIN'DA 'JEOTERMAL'İN ÇEVREYE VERDİĞİ ZARALAR' KONULU PANEL Aydın'ın Didim ilçe...
  • İnsanlar Bahislerden Medet Umuyor

    17 Kasım 2017 Yazarlar

    Halkımızın içinde bulunduğu ekonomik darboğaz, borç çıkmazı ve geleceğe dair umutsuzluk arttıkça, insanlarımız bahislerden medet umar hale geliyorlar. Son zamanlarda dikkat ettiniz mi bilmem. Gencecik insanlarımızın pek çoğu, futbol bahislerine umut bağlamış görünüyorlar. Bahis kuponlarını maç saati gelmeden yatırmak için kuyruklar oluşuyor sık sık. Gözlemleyebildiğim kadarıyla, pek çoğu yirmili yaşlarında ya öğrenci, ya da işsiz gençler... Diğer şans oyunlarına ise her yaştan insanımız büyük rağbet gösteriyor. Kahvehaneler is...