logo

19 Temmuz 2013

Koltuk Sevdası ve ‘Ben’ hastalığı


Güner Dokuyucu
gunerdokuyucu@mucadele.com.tr

Hastalıklar çeşit çeşit. Psikolojik rahatsızlıklar günümüzde en yoğun yaşanan hastalıklar içinde yer alıyor. Burada ilginç olan, psikolojik rahatsızlığı olan çok sayıda kişinin kendini hasta görmemesi ve bu konuda doktora gitmeyi de kabul etmemesi.

Psikolojik rahatsızlıklar içinde öyle bir rahatsızlık var ki tedavisi bayağı zor. Bu hastalığın adı 'Ben' hastalığı! Kendine aşırı güveni olan, her şeyin en iyisini, en doğrusunu bilen, itirazı kesinlikle kabul etmeyen, toplumumuzda derler ya 'Ali kıran baş kesen misin? diye. Tam da böyle bir karakter.  

İnsanın kendine güveni olması güzel ama her şeyin fazlası zararlıdır demiş büyüklerimiz. Yeri gelir etrafınızı dinlersiniz, yeri gelir yumruğunuzu vurursunuz masaya. Keskin sirkenin zararı kendinedir diye boşuna dememişler.

Bu hastalık tıpta yeni bilinen bir rahatsızlık değil tabi geçmişte de varmış. Almanya eski başkanlarından Hitler buna güzel bir örnek olarak gösterilebilir. Saf Alman ırkı oluşturabilmek adına ülkesinde yaşayan azınlıklara yıllarca akla hayale gelmedik işkenceler yapmış. Bugün de benzer düşünceler içinde olan bazı insanlar, ülkeler ve liderleri var ne yazık ki.. 

Aslında “Ben” hastalığı ve koltuk sevdalısı olmak farklı gibi görünüyor ancak biraz irdelersek birbirine yakın kavramlar olduğunu söyleyebiliriz. 

Çevrenize bir bakın. Hiç uzağa gitmeye gerek yok. Her gün televizyonlarımızda haber programlarını süsleyen siyasi partilerimize ve de bu partilerimizin başkanlarına bakın.

Koltuk hastalığı diye bir hastalık var, işte onların hastalığı da bu. Dünya değişiyor, yıllar geçiyor çocuklar büyüyor kocaman adam oluyor hala bazı siyasi partilerimizin lideri aynı kişi. Sanki özel işyeri gibi nerdeyse ölene kadar o görevde kalacaklar fesuphanallah!..

Her siyasi partinin başkanlık seçimlerinde, türlü türlü oyunlar ile koltuğu başkasına kaptırmamanın mücadelesi verilir. Ama ne mücadele! 

Bu oyunları siyasi partiler içinde yer alan kişiler daha iyi bilirler. Bütün Bizans oyunları sergilenir. Kazanmak için her yol mubahtır. Bazen parti içinde, bazen de diğer partileri seçimlerde yıpratmak adına ahlak kuralları, özel yaşamlar didik didik edilir ortaya serilir ne yazık ki. 

Ne yazık ki bir parti hangi ülkede olursa olsun tek başına iktidar olunca, bir süre sonra her şey benim dediğim gibi olacak, ben yaptım oldu demeye başlıyor.

Kişi kendini 'tek adam, ilelebet başkan' gibi görmeye başlıyor. Bazen deriz ya 'koltuğa zamk gibi yapıştı koparmak mümkün değil' diye öyle bir şey oluyor.   

 Bu sadece siyasi partilerde değil, sivil toplum örgütlerinde veya benzeri oluşumlarda da aynı oluyor. Bir kere başkan seçilen kişi, bir daha hatta o işi yapamayacağı yaşa kadar orada kalmaya devam ediyor. Nerdeyse o kuruluşla ismi özdeşleşiyor.

O değişmez başkanın hırsı, tek adamlığı, yerine gelecek başka kişilerin önünü kesiyor. Etrafına öylesine baskı kuruyor ki bir başkası daha iyisini yapamaz, en iyiyi en güzeli o yapar, o bilir, onun dediği doğrudur haline geliyor. Kendine aşırı güven aynı zamanda hata yapmayı da kolaylaştırıyor tabi! Bunu unutmamak gerek.

Biz bir toplum içinde yaşıyoruz. Benim haklarımın olduğu kadar, başkalarının da haklarının olduğunu unutmamalıyız. Bu, şu, o değil hepimiz biriz. Ben'lere takılıp kalmadan birbirimizle kucaklaşmayı öğrenmeliyiz.  

Ramazan ayınız mübarek olsun.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • EMPERYALİZMİN MAŞALARI

    27 Kasım 2017 Yazarlar

    Küresel Emperyalizme hizmet etmeyi vazife edinenlerin siyasi görüşü falan olmaz. Adı üstünde #Uşak bunlar! Uşağın görüşü olduğu nerede görülmüş? Siyaset yapabilmek için, memleketin yönetimine dair fikir üretmek gerek. Bugünün muhalefeti tıpkı mazideki tüm siyasi örgütlerin yaptığı gibi ancak kulaklarına üfleneni aktarmakla meşgul. Memur bunlar, bildiğiniz görevli... Efendilerinin çıkarı uğruna #tellallık yapıyorlar. Bağımsızlık mı dediniz? Bağımsız bir Türkiye"de bu çakalların hepsi işsiz kalır; bu durumda Allah zulüm görmesi muhtem...
  • ÖĞRETMEN NASIL OLMALI DİYE TARTIŞIYORLAR

    27 Kasım 2017 Yazarlar

    Öğretmenliğin nasıl olması gerektiğini öğretmenlerin dışında herkes çok iyi biliyor. Evet, bir milyonluk öğretmen camiası içinde yanlışı olanlar da vardır. Ama eleştiri işi çığırından çıkmış gibi. Hata arayalım denilirken artık nasıl öğretmenlik yapılmalı noktasına gelinmiş durumda. Öğretmen hedef tahtasına oturtulmuş, neresinden vuralım diye aranılıyor sanki. Eğitimle ilgili konular milli eğitim uzmanlarına bırakılmalı. Öyle herkes kafasına göre bir görüntü üzerinden ahkam kesememeli. Bu durum dini konularda da var. Kulaktan dolma bilgiler...
  • Kadının Adı Var

    25 Kasım 2017 Yazarlar

    Kadın, hayattaki en mükemmel enstrümandır. Ama ne yazık ki, her erkek nota bilmez. Demiş #FaridFarjad Kadına şiddete Hayır!... Böyle bir sloganın atılması, hele ki bu tür bir slogan için özel bir gün tahsis edilmesi bile biz erkekler için yeterince utanç verici olsa gerek. Erkeklik sadece Er'il olmak mıdır?... Adam olmayan, erkek olsa ne olur? Fiziksel olarak daha güçlü olmak, zorbalığın gerekçesi olabilir mi? Aynaya baktığında erkek sureti gören ve kendini o sıfatla tanımlayan, yer yer bu sıfata nail olduğu için böbürlenen mâh...
  • Suriye Satrancı

    25 Kasım 2017 Yazarlar

    Rusya, YPG kartını gösterip, esedi masaya oturtmak istiyor. ABD den sonra Rusya da Ypg yi tanıyor, muhatap alıyor. Rusya, bölgede sürekli imtiyaz elde ediyor. Suriyede ABD ve Rusya örtülü bir ittifak içinde. Suriye ABD ve Rusya arasında nüfuz paylaşımına uğradı. Bugün yaptıkları bu planı uygulamaya koymak. Türkiye gelecekte başına bela olabilecek bir oluşuma engel olma gayretinde. Şii duvarını aşamadık. Bari pkk duvarına engel olalım çabasındayız. Bu sadece bizim derdimiz. ABD ve Rusya için ise stratejik hedef Bugün kısmi işbirlikler...