logo

28 Haziran 2013

Kara Tren ve düşündürdükleri…


Güner Dokuyucu
gunerdokuyucu@mucadele.com.tr

Sağlık nedeniyle gittiğim İzmir'den Aydın'a dönüşü trenle yaptım. Epeydir trene binmemiştim. Tren, beni alıp yıllar öncesine götürdü.  

Çocukluğumuzda İzmir fuarını gezmek için veya bir başka işimiz olduğunda mutlaka trene binerdik.  Otobüs ise acil işi olanlar veya maddi durumu iyi olanların tercih ettiği bir ulaşım aracıydı.

Ne günlerdi o günler!.. 

Fuar açıldığında çoluk çocuk ailece mutlaka fuara gidilir ve bu yolculuk trenle yapılırdı. Lunaparka giderdik. 

Akşama kadar değişik ülkelerin stantlarını dolaşmaktan ayaklarımız ağrırdı.  

Fuardaki bazı günler, vatandaşlar kadınlar matinesinin yapıldığı gazinoları, sanatçıları görebilmek ve onların sesini dinleyebilmek için hınca hınç doldururdu. Sonra trenle yine aynı eziyeti çekerek Aydın'a gelirdik. 

İzmir fuarı zamanla çocukluğumuzdaki esprisini kaybetti. Fuar, halka değil işadamlarına hitap eder hale geldi. Halkın gezebileceği alış veriş edebileceği, eğlenebileceği bir ortam kalmayınca fuara gitmenin de bir anlamı kalmadı.

Geçtiğimiz yıllarda yapıldığından beri hiç elden geçmemiş olan Aydın-İzmir, Aydın-Denizli demiryolları bir süre tadilat için kapatıldı. Bu arada hantal, eski trenler de (oturulan koltukların üzerleri bıçak veya çakı ile isimler, şekiller ile kazılmıştı) elden geçti. Tamiratın uzun sürmesi nedeniyle vatandaş otobüslere yöneldi.

Nihayet tadilat bitti. Uzunca bir süreden sonra trenler yeniden hayatımızda var olmaya başladı. Trenin bugün otobüse göre dört lira eksik olması bile büyük avantaj olarak görüldüğü için hayli yolcusu var. Bir de içimizde tükenmeyen tren sevgisi var ya..

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  DİYET...

Yine sıcak mı sıcak bir Ağustos ayı. 

Ailece İzmir fuarına gitmek için trene binmişiz. Bir kalabalık bir kalabalık! İğne atsan düşmeyecek. Trenin içi tam bir balık istifi. 

Hantal tren, biraz yokuşta daha da ağırlaşıyor. Selçuk'a gelirken bir ileri iki geri yapıyor. Nasıl yolda kalmadan İzmir'e gidebildik bilmiyorum. O kadar insanın ter kokusu cabası tabii..

Sıcak bir yandan iki saat yer bulamayan ayakta kalanlar, koridorda tuvalet kokusu bir yandan, bir daha trene binmeyeceğim diyerek söylene söylene fuara giderlerdi. 

Sinirler iyice gerilir 'Bu kadar yolcu var neden bir vagon daha eklenmez, neden bu kadar yolcu alınır, bilet satmayın kardeşim' serzenişleri ile tren ağır ağır yol alırdı.

Anneanne, babaanne ile birlikte yapılan tren yolculuğu boyunca acıkıldığında  çantalar açılır börekler, kurabiyeler hatta dolmalar, koktu diyerek diğer yolculara da verilir afiyetle yenilerek güle oynaya gidilirdi. Yandaki, karşıdaki koltukta oturanlarla sohbet koyulaşırdı. 

 Dün olduğu gibi bugün de trene binerken değişmeyen tek şeyin, yine trenin kalkış saatinde peron kenarına çoluk çocuk yığılarak yer kapmak için birbirimizi ezercesine dört gözle beklemek olduğunu gördüm. 

Trenin yol boyunca durduğu yerlerde simit satıcıları beklerdi. Tren hareket edinceye kadar simit satarlar bazen öteki durakta inerlerdi. Bu satıcılar bugün de hala var.

Aydın'a gelirken trende biraz geriye giderek bunları anımsadım. Zaman geçiyor. Trenler zamana karşı direniyor. 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  İL KOORDİNASYON KURULU...

Satıla satıla elimizde kalan birkaç Devlet kurumundan biri olan, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının da özelleştirilmesi gündemde. 

Bakalım demiryolları özelleştirilince neler olacak, yaşayıp göreceğiz. 

Trenler anılarımızda bir nostalji olarak mı kalacak, teknolojiye ayak mı uyduracak?

YAZARIN TÜM YAZILARI
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Çin’de Bisiklet Otobanı

    16 Ekim 2017 Yazarlar

    Mahallelerinin çoğu dümdüz olan şu Aydın'da bir tane bisiklet yolu yok, ama elin Çinlileri Beijing kentinde koskoca bisiklet otobanı yapacaklarmış. Türkiye neden geriye geriye gidiyor, Çin neden dünyanın en büyük ekonomisi olarak büyüyor, bu örnekten bile anlamak mümkün. Çinliler, 6-7 metre genişliğinde bisiklet otobanı yapacaklarmış. Üstelik bu yalnızca başlangıç olacakmış. İlerleyen yıllarda Çin'in dört bir yanında bu bisiklet otobanlarını yaygınlaştırmayı planlıyorlarmış. Yani gelecekte toplam yüzlerce, belki de binlerce kilometreli...
  • BEYAZ BASTON…

    16 Ekim 2017 Yazarlar

    Beyaz baston, görme engellilerin yürürken kullandıkları bastona verilen isim olduğu gibi görme engellilerin trafikte yürürken dikkat çekmelerini sağlamak amacıyla beyaz renkte üretildiği ve aynı zamanda bu bastonlar görme engelliler için bağımsızlığın simgesi olarak ifade edilir. Görme engelliler için üretilen beyaz bastonlar üç çeşittir. Bunlar; katlanan beyaz bastonlar, anten biçiminde içine toplanan beyaz bastonlar ve katlanamayan beyaz bastonlar olup kullanan kişinin boyuna göre çeşitli uzunlukta üretilir ve zemindeki girinti çı...
  • FOTOĞRAF SERGİSİNE DAVET

    14 Ekim 2017 Yazarlar

    Geçenlerde Fahri köşe yazarlarımızdan Behiç Alparsa'nın kurucu eğitmenliğini yaptığı Tralleis Fotoğraf Topluluğu'nun açacağı fotoğraf sergisi için bir davet aldım. Sevgili Behiç Ağabey davetinde şöyle diyor: "Tralleis Fotoğraf Topluluğu (TFT) olarak kuruluşumuzun 3. Yılında arkadaşlarımızın ürettiği özgün fotoğraflardan oluşan 2014-2017 'ORTAYA KARIŞIK' Karma Fotoğraf Sergisinin açılışına davetlisiniz. Katılımınız beni ve arkadaşlarımı çok mutlu edecektir. Bu mutluluğu birlikte paylaşmak istiyoruz. Selam ve sevgilerimle…" Ben de ...
  • ÇİFTÇİ MALLARINI KORUMA…

    14 Ekim 2017 Yazarlar

    Çiftçi Mallarını Koruma (ÇMK), Türkiye de 4081 Sayılı Kanun; Çiftçi mallarının korunması esaslarını düzenlemek üzere 10.07.1941 tarihinde yayımlanmış olup Kanun hükümleri; Köy sınırları içinde, Şehir ve kasaba haricinde, Belediye hududu içinde veya dışındaki, tarımsal üretim yapılan alanlarda uygulanır. Kanun; Köylerde, “koruma heyeti” sıfatı ile muhtar ve İhtiyar Meclisi, İl ve İlçe merkezleri ile kasabalarda “Çiftçi Mallarını Koruma Meclisi” tarafından uygulanır. İl ve İlçe merkezlerinde ayrıca Çiftçi Malları Koruma Meclisi’nin fa...