logo

30 Eylül 2010

BAŞKAN ÇERÇİOĞLU’NU VE MİMARLAR ODASI’NI ALKIŞLIYORUM


Güçlü Çezik
guclucezik@hotmail.com

Bugünkü sütunlarımızda yer alan haberden dolayı Aydın Belediye Başkanı Sayın Özlem Çerçioğlu’nu ve Mimarlar Odası Aydın Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Nüket Akgönül Yoğurtçu ve üyelerini yürekten alkışlıyorum. Zira, bana göre önceki gün çağdaş belediyeciliğe, çağdaş yerel yönetim anlayışına ve katılımcı demokrasiye yakışır, çok önemli ve örnek sayılabilecek bir toplantı gerçekleştirdiler. 9 Ağustos 2010 tarihinde “ISMARLAMA PROJELER SOSYAL BELEDİYECİLİĞE YAKIŞMIYOR” başlığıyla kaleme aldığım yazıda dile getirdiğim önerilere paralel yönde atılmış böyle bir adım bir Aydınlı olarak bu güzel şehirde yaşayan her insan adına beni sevindirdi ve heyecanlandırdı. Sayın Çerçioğlu ve Mimarlar Odası’nın attığı bu adım, gerçek demokrasi ve halkın kararlara katılımı adına çok önemsenmeli, desteklenmelidir. Bu işin gerisini getirebilir ve Aydın’a şeffaf yarışma kültürünü kazandırabilirlerse, başta Sayın Çerçioğlu olmak üzere katkısı olan herkesin ismi tarihe geçecek ve kendilerinden sonra şehri yöneteceklere, hatta komşu illere de örnek olacaklardır. Mimarlar Odası’nı ve Başkan Yoğurtçu’yu böyle bir öneride bulundukları için, Sayın Çerçioğlu’nu ise sözde değil özde demokratik bir adım atarak bu öneriyi dikkate aldığı için kutluyorum. Toplantının ayrıntılarına girmeyeceğim. Çünkü ilgili haberimizde bütün ayrıntılara yer verdik. Ben yalnızca okumamış olanlar ve merak edenler için 9 Ağustos’ta yazdığım o yazıdan bir bölümü aşağıda tekrar etmek istiyorum. Naçizane görüşlerimi o gün şöyle dile getirmiştim: “Hayatının yaklaşık 3 yılını İzmir’de geçirmiş ve oradaki sosyal belediyecilik uygulamalarının gerek İzmir Büyükşehir Belediyesi, gerekse semt belediyeleri eliyle güzel İzmir’e nasıl güzellikler kattığına, halktan, demokrasiden yana nasıl güzel işlere imza atıldığına tanık olmuş bir kişi olarak sosyal belediyecilik anlayışını gönülden destekliyorum. Çünkü bu anlayış, halkın fikrini yalnızca seçimden seçime sormak yerine, alınan her karara halkı, sivil toplum kuruluşlarını, meslek örgütlerini de dahil ediyor, kenti, kent insanını ilgilendiren her proje, bütün kesimlerin görüşleri doğrultusunda ortak akılla şekilleniyor. En güzeli de, halkın tercihlerini önemseyen bu anlayış kısa sürede yerleşerek kalıcı hale geliyor. Ondan sonra kim işbaşına gelirse gelsin, kolay kolay “Ben yaptım oldu” ya da “Çoğunluk benim elimde, bizim dediğimiz olur” anlayışıyla hareket edemiyor. Çünkü halkın bütün kararlarda söz sahibi olduğu katılımcı uzlaşı kültürüne kısa sürede alışan kent halkı, aradaki farkı görerek aykırı uygulamalara anında tepki gösteriyor. Sosyal belediyeciliğin gücü ve farkı da buradan geliyor. Rant sahiplerinin değil de, kentteki geniş halk kitlelerinin sesinin daha gür çıktığı, hiçbir projenin halka rağmen yapılmadığı bir yerel yönetim anlayışı… Ancak kentimizin gerek belediye olarak, gerekse kent halkı olarak daha yeni yeni alışmaya başladığı sosyal belediyecilik anlayışı, bana göre elbette yolun henüz çok başında. Çünkü kentimizde yaşayan herkesin ve halkın her kesiminin görüşleri alınarak ortaya çıkacak uzlaşı kültürü, adından da anlaşılacağı gibi herşeyden önce bir kültür meselesi. Bu kültür de kentte öyle 3-5 günde oluşmuyor. Bu konudaki eksikliklerin en belirgin örneğini, kentimizi yeniden şekillendirecek olan projelerin üretilme biçiminde görebiliriz. Ben bir uzman olmadığım için projeleri teknik açıdan eleştirme hakkını kendimde pek göremiyorum. Ancak gerek Yeni Otogar Projesi, gerek Aydın Kent Meydanı Projesi, gerekse diğer projelerin ortaya çıkış biçimine baktığımızda, katılımcı bir yöntem izlenmediğini görüyor ve bunun sosyal belediyecilik anlayışına çok da uygun olmadığını düşünüyorum. Çünkü yıllardır takip edebildiğim kadarıyla, çağdaş ülkelerin kentlerini şekillendirecek projeler çoğu zaman yarışmalar sonucunda belirlenir. Bu yarışmalarda ülkenin ve şehrin ünlü mimarları, şehir plancıları, uzmanları ve halkın temsilcilerinden oluşan adil bir jüri, yarışmaya katılan projeleri değerlendirir ve en başarılı bulunan proje hayata geçer. Aydın için konuşursak, gündemdeki projeleri kim neye göre seçmiştir? Projeleri hazırlayan mimar ya da uzmanlar kimin tercihidir? Sorularım asla kişilere yönelik değil, ancak o kişiler bu projeleri hazırlayacak en uygun, en doğru kişiler midir gibi soruları ben sormasam başkaları soracaktır. Projeleri elbette Başkanlık makamı ve Belediye Meclisi onaylayacaktır. Ancak Belediye Meclisi’ne hangi projelerin sunulacağı kimin tercihidir? Mevcut durumda Belediye Meclisi’ne birkaç proje arasından birini “seçme” lüksü bile tanınmıyor. Ortada alternatif projeler olmayınca, meclis yalnızca onay makamı haline geliyor. İşte tüm bu nedenlerden dolayı, ben ısmarlama projelerin sosyal belediyeciliğe ve katılımcı demokrasi anlayışına çok uygun düşmediği kanısındayım. Hepimizin yaşadığı bu şirin kenti şekillendirecek projeler, bana göre çok kapsamlı yarışmalar ile pek çok proje arasından seçilmeli, yalnızca en beğenilen projeler hayata geçmelidir. Unutmayalım ki, Anıtkabir gibi pek çok mimarlık şaheseri bu tür yarışmalar ile ortaya çıkmış ve hem kentlerin, hem de ülkelerin simgesi haline gelmişler, dahası şehirleri ziyaretçi akınına uğratan birer cazibe merkezi haline getirmişlerdir. Bütün Aydınlıların hayatını doğrudan etkileyecek projelere bu şekilde daha geniş ve evrensel bir vizyondan bakılmasında kentimizin geleceği açısından büyük yarar görüyorum. Başarı, 2020 – 2030 yıllarının Aydın’ını şimdiden hayal edebilmekte yatıyor. Bu ise ancak yarışmaların tetiklediği rekabetçi ve yaratıcı ruh ile mümkün olabilir. Bırakalım en yetenekli beyinler Aydın’ın kimliğini en iyi yansıtacak projeler için birbirleriyle kıyasıya yarışsınlar. Zaten bu başarılırsa, Aydın’da sosyal belediyecilik anlayışı tıpkı diğer şehirlerdeki gibi kök salacak ve şimdikinden çok daha güçlü ve kalıcı bir halk desteği alacaktır.”

YAZARIN TÜM YAZILARI
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • EMPERYALİZMİN MAŞALARI

    27 Kasım 2017 Yazarlar

    Küresel Emperyalizme hizmet etmeyi vazife edinenlerin siyasi görüşü falan olmaz. Adı üstünde #Uşak bunlar! Uşağın görüşü olduğu nerede görülmüş? Siyaset yapabilmek için, memleketin yönetimine dair fikir üretmek gerek. Bugünün muhalefeti tıpkı mazideki tüm siyasi örgütlerin yaptığı gibi ancak kulaklarına üfleneni aktarmakla meşgul. Memur bunlar, bildiğiniz görevli... Efendilerinin çıkarı uğruna #tellallık yapıyorlar. Bağımsızlık mı dediniz? Bağımsız bir Türkiye"de bu çakalların hepsi işsiz kalır; bu durumda Allah zulüm görmesi muhtem...
  • ÖĞRETMEN NASIL OLMALI DİYE TARTIŞIYORLAR

    27 Kasım 2017 Yazarlar

    Öğretmenliğin nasıl olması gerektiğini öğretmenlerin dışında herkes çok iyi biliyor. Evet, bir milyonluk öğretmen camiası içinde yanlışı olanlar da vardır. Ama eleştiri işi çığırından çıkmış gibi. Hata arayalım denilirken artık nasıl öğretmenlik yapılmalı noktasına gelinmiş durumda. Öğretmen hedef tahtasına oturtulmuş, neresinden vuralım diye aranılıyor sanki. Eğitimle ilgili konular milli eğitim uzmanlarına bırakılmalı. Öyle herkes kafasına göre bir görüntü üzerinden ahkam kesememeli. Bu durum dini konularda da var. Kulaktan dolma bilgiler...
  • Kadının Adı Var

    25 Kasım 2017 Yazarlar

    Kadın, hayattaki en mükemmel enstrümandır. Ama ne yazık ki, her erkek nota bilmez. Demiş #FaridFarjad Kadına şiddete Hayır!... Böyle bir sloganın atılması, hele ki bu tür bir slogan için özel bir gün tahsis edilmesi bile biz erkekler için yeterince utanç verici olsa gerek. Erkeklik sadece Er'il olmak mıdır?... Adam olmayan, erkek olsa ne olur? Fiziksel olarak daha güçlü olmak, zorbalığın gerekçesi olabilir mi? Aynaya baktığında erkek sureti gören ve kendini o sıfatla tanımlayan, yer yer bu sıfata nail olduğu için böbürlenen mâh...
  • Suriye Satrancı

    25 Kasım 2017 Yazarlar

    Rusya, YPG kartını gösterip, esedi masaya oturtmak istiyor. ABD den sonra Rusya da Ypg yi tanıyor, muhatap alıyor. Rusya, bölgede sürekli imtiyaz elde ediyor. Suriyede ABD ve Rusya örtülü bir ittifak içinde. Suriye ABD ve Rusya arasında nüfuz paylaşımına uğradı. Bugün yaptıkları bu planı uygulamaya koymak. Türkiye gelecekte başına bela olabilecek bir oluşuma engel olma gayretinde. Şii duvarını aşamadık. Bari pkk duvarına engel olalım çabasındayız. Bu sadece bizim derdimiz. ABD ve Rusya için ise stratejik hedef Bugün kısmi işbirlikler...