logo

08 Haziran 2013

Adana Şehidimiz Komiser Mustafa Sarı’nın Arkadaşı Gerçekleri Anlatıyor


Güçlü Çezik
guclucezik@hotmail.com

Komiser Mustafa Sarı'nın Adana'da şehit olduğunu öğrenmek yüreğimi büyük bir acıyla doldurdu. Ama AKP'lilerin bilmesi gereken Bir şey var, eylemlere katılan milyonlarca sade vatandaş da aynı üzüntüyü ve acıyı paylaşıyor eminim. Eylemlerde yitirdiğimiz vatandaşlarımız için de öyle. Onlar için de yüreğim acıyor. Allah hepsine rahmet eylesin ve sevenlerine sabırlar versin. Bugün ben değil, Şehit Komiser Mustafa Sarı'nın yakın aile dostlarından biri olan Bilal Gül'ün duygu dolu satırları konuşacak. Çoğu AKP'li bizlere inanmaz. MHP yöneticilerinin de gençlerin aksine, olaylara bazı eski önyargıların etkisiyle baktığını ve meydanlardaki milyonları belli ideolojilerin peşine takılmış yekpare bir bütün gibi algılama yanılgısına düştüğünü sanıyorum. O halde Bilal Gül'ün sosyal medyada paylaştığı şu feryadına ve duygu yüklü satırlarına dilerim milletçe kulak verir gereken dersleri çıkarırız:

“Adana'da şehit olan Komiser Mustafa Sarı hakkında konuşma ihtiyacı hissediyorum çünkü ciğerim yanıyor. Herkes konuşuyor, yazıyor. İçinde doğru olan da var, yalan olan da. Gerçekleri en önden gören bendim. Ben, Bilal Gül. Bir fotoğrafçı olarak Mustafa'nın düştüğü o gece oradaydım!

Mustafa arkadaşımdı, kardeşimdi. Düğününde birlikte halay çekmiştik. Kardeşimle Polis Akademisi'nde birlikte okumuşlar, Adana'da birlikte görev yapmışlardı. Ameliyat olduğumda hastanede ziyaretime gelmişti. Ailecek görüşürdük. Annem "oğlum" derdi kendisine. Hayır duasını eksik etmezdi. En son dün akşam 18:30'da konuşmuştuk. Nereden bilebilirdim ki son konuşmamız olacağını?..

Cuma gününden beri Adana'da AKP Hükümeti'ne karşı yapılan haklı direniş hareketinde hem direnişçiler tarafında hem de polis tarafında her gün bulundum. Sloganımızı attık, yürüyüşümüzü yaptık. Provakatörleri, polise taş atanları, ortalığı yakıp yıkanları engelledik. Sayısız fotoğraflar çektim. Bir kere bile polisin halka karşı şiddet uyguladığını görmedim. Bir kere bile halkın da polise karşı şiddet uyguladığını, taş attığını görmedim. Halk diyorum! Provakatörlerden, yasadışı örgütlerden, teröristlerden bahsetmiyorum burada! Adana polisine verilen emir gayet açık ve netti, kendi kulaklarımla duydum: "Halka kesinlikle zarar vermeyin! Yasadışı faaliyetlerde bulunanlara karşı yasal çerçevede önce uyarınızı yapın, ondan sonra müdahale edin. Bunu yaparken de kesinlikle orantısız güç kullanmayın!" Tüm Adana halkı şahittir. Çünkü polisin karşısındaki halktı. Annelerimiz, ninelerimizdi. Emekli babalarımız, dedelerimizdi. Genciydi, yaşlısıydı. Adanasporluydu, Demirsporluydu, Beşiktaşlıydı, Galatasaraylıydı, Fenerbahçeliydi. Türktü, Kürttü, Lazdı, Boşnaktı, Çerkezdi, Araptı. Müslümandı, Hristiyandı. Mini eteklisiydi, türbanlısıydı. Hep birlikte, yanyana, kardeşçe yürüdük. Bir kere bile Turgut Özal Bulvarı'nda, Barajyolu'nda, Duygu Kafe'de kanunlar çerçevesinde gösterisini yapan, direnişini gösteren halk ile polis karşı karşıya gelmedi. Atatürk Parkı'ndan Turgut Özal Bulvarı'na kadar yürüdü halk. Yolun bir yarısını kullanarak, trafiği aksatmadan. Kırmadan, dökmeden. Kıranı dökeni gerektiği dilde uyararak. Polisler gerekli güvenlik önlemlerini alıp beklediler sadece. Yorulduk, birlikte oturup dinlendik. Acıktık, birlikte yemek yedik. Analarımızın evde demlediği çayı birlikte içtik. Ben 30 yaşında adamım. Ömrüm boyunca böyle bir birlik, beraberlik ve dayanışma görmedim.

Dün işten çıkınca fotoğraf makinemi kapıp her zamanki gibi Atatürk Parkı'na gidecektim. Mustafa, Terörle Mücadele'de görevliydi. Mustafa halk, vatan, devlet düşmanlarına karşı görevini yerine getirmekle mükellefti. Adı Atamız gibi Mustafa, soyadı Atamızın saçları gibi sarıydı. "Mustafa" adını gururla taşıyordu. Mustafa 6 gündür evine gitmemişti. Eşini görmemişti. Mustafa uykusuzdu, yorgundu, sinirleri gerilmişti. Şaka bile kaldıracak durumda değildi ki gündüz yaptığım şakaya da sinirlenmişti, küfretmişti bana. Arkadaşlar arasında olan şeyler bunlar. Sinirliliğine vermiştim. 1-2 saat sonra mesaj atıp özür diledi sonra. Normaldir dedim, boşvermesini kafaya takmamasını söyledim. Bana Sular'da olduğunu, akşam geçerken uğramamı söyledi.

Akşam Atatürk Parkı'ndan yürüyüşe geçtik, Turgut Özal Bulvarı'na yürüyüp geri Atatürk Parkı'na geldik. Mustafa Kemal Paşa Bulvarı'nda, Seyhan Başkent Hastanesi'nin karşısında Adana AKP İl Başkanlığı vardır. Önünden 2 kere geçtik, bir tek taş atan bile olmadı. Polisler o bölgede konuşlanmıştı. Çünkü biliyorlardı ki provakatörler, vatan hainleri, millet düşmanları o bölgede olay çıkaracaklardı. Mustafa'yı aradım, açmadı. Görevi başındadır, yoğundur dedim ve Atatürk Parkı'ndan, Sular mevkiine gittim. Orada Adana AKP İl Başkanlığı Binası yönüne doğru yürüyüş hazırlığında olan kalabalık bir grubu gördüm. Kesinlikle halk değillerdi! Saat 23.00 sıralarında Adana AKP İl Başkanlığı önüne gelen yaklaşık 500 kişilik grup, "Hükümet istifa" sloganları attı. Bina önünde önlem alan polisin, dağılmaları yönündeki uyarılarına rağmen protestocular bekleyişlerini sürdürdü. Grubun içinden zaman zaman polis araçlarına taş atılması tansiyonu yükseltti. Bunun üzerine polis araçlarından eylemcilere, "Provokatörlerin oyununa gelmeyin, sizleri seviyoruz. Eyleminiz kanunsuzlaşmak üzere." anonsları yapıldı. Yaklaşık 45 dakika boyunca uyarı anonslarını sürdüren polis, grubun dağılmaması üzerine TOMA araçlarıyla tazyikli su sıkarak müdaha etti. Ardından dağıtmak üzere göstericileri kovalamaya başladı. Bundan sonrası ise sonun başlangıcı oldu..

Kaçan göstericilerin aynı bölgeye geri dönmelerini engellemek için Kasım Gülek Köprüsü polis tarafından kontrol altına alındı. Atatürk Caddesi'ni, Mustafa Kemal Paşa Bulvarı'na bağlamak için yapılan inşaat halindeki köprünün ve çevresinin de tutulması gerekiyordu. O bölgede herhangi bir kovalamaca yaşanmadı. Kimse Mustafa'yı tutup köprüden aşağı atmadı. Mustafa orada kimseyi kovalamadı. Mustafa'nın görevi kimseyi kovalamak değildi. Bir Terörle Mücadele Komiseri gidip gösterici kovalamaz. Onun görevi emrindeki polis memurlarını koordine etmekti. Polisleri oraya yerleştirmesi gerekiyordu. Köprüden geçmek istedi. Mustafa yorgundu. Mustafa uykusuzdu. Gece karanlıktı. Mustafa talihsiz bir kaza sonucu oradan düştü. 5 metre derinliğindeki karanlıkta kayboldu Mustafa. Kimseyi katletmedi, kimse tarafından da katledilmedi!

Adana Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı önce, yapılan ilk müdahalenin ardından Adana Yüreğir Başkent Hastane'sine sevk edildi. Her 2 bacağında, göğüs kafesinde ve kafatasında kırıklar vardı. Gece 3:00'da ameliyata alındı. İç kanaması vardı. Böbreğinin birini ve karaciğerini aldılar. Sabah 10:00'da ölüm haberi geldi. Mustafa dayanamamıştı, beyin ölümü gerçekleşmişti. Görevi başındayken talihsiz bir kaza sonucu şehit oldu Mustafa.. Eşi, ailesi, arkadaşları kan ağlıyordu.

Yüce Türk halkından bir isteğim var. Kendinizi kaybetmeyiniz. Sağduyunuzu ve soğukkanlılığınızı koruyunuz. Mahatma Gandhi'nin dediği gibi; "Cesur ve darbe almaya hazır olursan, saldırıyla cevap vermez ama pes de etmezsin. Bunu yaparsan, insanın doğasında ortaya çıkan bir şey sana olan nefretini azaltıp saygısını artırır. Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız. Alkışlar önüne kansız elle çıkınız."

Tüm bu yazdıklarım benim en ön sıradan gördüğüm gerçeklerdir. Sizden ricam ise bu yazıyı mümkün olduğunca paylaşmanız ve taraflı ve yalancı basına muhtaç kalmak istemeyen halka gerçekleri duyurmanızdır.

Hepinizi saygıyla selamlarım.

Bilal Gül”

YAZARIN TÜM YAZILARI
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • EMPERYALİZMİN MAŞALARI

    27 Kasım 2017 Yazarlar

    Küresel Emperyalizme hizmet etmeyi vazife edinenlerin siyasi görüşü falan olmaz. Adı üstünde #Uşak bunlar! Uşağın görüşü olduğu nerede görülmüş? Siyaset yapabilmek için, memleketin yönetimine dair fikir üretmek gerek. Bugünün muhalefeti tıpkı mazideki tüm siyasi örgütlerin yaptığı gibi ancak kulaklarına üfleneni aktarmakla meşgul. Memur bunlar, bildiğiniz görevli... Efendilerinin çıkarı uğruna #tellallık yapıyorlar. Bağımsızlık mı dediniz? Bağımsız bir Türkiye"de bu çakalların hepsi işsiz kalır; bu durumda Allah zulüm görmesi muhtem...
  • ÖĞRETMEN NASIL OLMALI DİYE TARTIŞIYORLAR

    27 Kasım 2017 Yazarlar

    Öğretmenliğin nasıl olması gerektiğini öğretmenlerin dışında herkes çok iyi biliyor. Evet, bir milyonluk öğretmen camiası içinde yanlışı olanlar da vardır. Ama eleştiri işi çığırından çıkmış gibi. Hata arayalım denilirken artık nasıl öğretmenlik yapılmalı noktasına gelinmiş durumda. Öğretmen hedef tahtasına oturtulmuş, neresinden vuralım diye aranılıyor sanki. Eğitimle ilgili konular milli eğitim uzmanlarına bırakılmalı. Öyle herkes kafasına göre bir görüntü üzerinden ahkam kesememeli. Bu durum dini konularda da var. Kulaktan dolma bilgiler...
  • Kadının Adı Var

    25 Kasım 2017 Yazarlar

    Kadın, hayattaki en mükemmel enstrümandır. Ama ne yazık ki, her erkek nota bilmez. Demiş #FaridFarjad Kadına şiddete Hayır!... Böyle bir sloganın atılması, hele ki bu tür bir slogan için özel bir gün tahsis edilmesi bile biz erkekler için yeterince utanç verici olsa gerek. Erkeklik sadece Er'il olmak mıdır?... Adam olmayan, erkek olsa ne olur? Fiziksel olarak daha güçlü olmak, zorbalığın gerekçesi olabilir mi? Aynaya baktığında erkek sureti gören ve kendini o sıfatla tanımlayan, yer yer bu sıfata nail olduğu için böbürlenen mâh...
  • Suriye Satrancı

    25 Kasım 2017 Yazarlar

    Rusya, YPG kartını gösterip, esedi masaya oturtmak istiyor. ABD den sonra Rusya da Ypg yi tanıyor, muhatap alıyor. Rusya, bölgede sürekli imtiyaz elde ediyor. Suriyede ABD ve Rusya örtülü bir ittifak içinde. Suriye ABD ve Rusya arasında nüfuz paylaşımına uğradı. Bugün yaptıkları bu planı uygulamaya koymak. Türkiye gelecekte başına bela olabilecek bir oluşuma engel olma gayretinde. Şii duvarını aşamadık. Bari pkk duvarına engel olalım çabasındayız. Bu sadece bizim derdimiz. ABD ve Rusya için ise stratejik hedef Bugün kısmi işbirlikler...