logo

20 Nisan 2017

Kendi Kazdıkları Kuyuya…


Güçlü Çezik
guclucezik@hotmail.com

Dün de yazmıştım, hiç moralinizi bozmayın ve pes etmeyin.

Gençliğin büyük çoğunluğu HAYIR dedi.

Onlar, bizim ve ülkemizin umududur.

Can Ataklı, dün yazdığım “Galiptir bu yolda mağlup” sözünü desteklercesine, çok güzel anlatmış.

“Erdoğan’ı korkutan korkunç senaryo” başlıklı yazısında, AKP’nin kendi kazdığı çukura nasıl kendisinin düştüğüne dair bazı satırlar mevcut.

AKP’nin üst düzeyini yakından tanıyan bir kaynağı ile arasında geçen konuşmayı şöyle aktarıyor yazısında:

“…Eğer bu referandumda yüzde 55 ve üstü evet çıkmış olsa Erdoğan çok rahatlayacaktı, oysa şimdi o seçimi kaybetme riski var. Asıl önemli olan ise kaybetmesi halinde ne olacağı” diye devam etti ve ardından da şunları söyledi;
“Şimdi senaryoya bakalım. 2019’da AKP cumhurbaşkanı adayı olarak Erdoğan’ı gösterecek. Diğer partiler de muhtemelen aday bulacaklardır, bu kez çatı aday falan gibi bir saçmalık olacağını sanmıyorum. Ancak her şey ikinci tura göre ayarlanacak. Muhalefet fazla aday gösterse bile asıl amaçları Erdoğan’ı ilk turda seçtirmemek olacak.”
Araya girip sordum “Erdoğan ilk turda seçilemez mi?” Haber kaynağım “Bana göre çok zor, çünkü zaten şu andaki fark çok az, buna bir de iki yılın sıkıntılı dönemini eklersen, yüzde 1’lik bir azalma bile Erdoğan’ın ilk turu geçememesine yol açar” cevabını verdikten sonra şunları söyledi;
“İlk turda Erdoğan seçilemeyebilir ama AKP Meclis’e birinci parti olarak girer, hatta salt çoğunluğu bile alabilir. Cumhurbaşkanlığı seçimine ise Erdoğan’la birlikte ikinci aday girecek. İşte plan burada işleyecek. Erdoğan’ın ikinci turdaki rakibi diğer bütün muhalefetle oturup bir tür koalisyon pazarlığı yapacak. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar dışarıdan atanacağı için destek verecek her siyasi harekete, gücüne göre bakanlıklar dağıtılacak. Böylece Erdoğan’ın seçilmesi halinde hiçbir şekilde varlık gösteremeyecek olan muhalif siyasetler bu sistemle iktidara gelecekler.”
Burada kendimi tutamadım “Erdoğan için gerçekten korkunç bir şey bu” dedim.
Ankaralı haber kaynağım devam etti; “Dur asıl korkunç olana geliyorum. Şimdi duruma bak, muhalefetin adayı kazanıyor, AKP Meclis’te çoğunluk sağlamış ama yeni sistem gereği yürütmeye asla karışamıyor, denetleyemiyor, yargılanmasını sağlayamıyor. En önemlisi Erdoğan bir anda siyasetin dışında kalıyor. Dokunulmazlığı kalkıyor…”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  KİRAZ MEVSİMİ...

Can Ataklı’nın yazısı böyle devam ediyor.

Sözün özü, HAYIR diyen, demokrasimizin, cumhuriyetimizin yaşamasını isteyen, birlik ve beraberliğimiz için endişe duyan, ülkemizin daha da baskıcı ve korkunç bir rejime dönüşmesinden korkan milyonlarca yurttaşlarımız için, en umutsuz değil, en umutlu günlerin başlangıcındayız.

Can Ataklı’nın bu yazısını okuyunca, Doğu Perinçek’in 16 Nisan sonuçlarına dair ilk açıklamasında gayet rahat ve kendinden emin bir şekilde söylediği; “2019’da o yetkileri kullanmak kendisine nasip olmaz” sözünü daha iyi anladım. Öyle ya, AKP eriyor, 2019’da Yüzde 50’nin altında kalırsa, nasıl cumhurbaşkanı çıkaracak? Yüzde 49,9 oy alsa bile yetmiyor!

Bütün yetkiler tek elde toplanırsa, AKP Meclis’e en fazla milletvekilini soksa bile hiçbir işe yaramayacak. Muhalif cumhurbaşkanı, diğer bütün partilerle anlaşarak her birisine birer bakanlık verebilir, istediği gibi kararname çıkarabilir, falan filan.

İşte biz bu yüzden, AKP seçmenlerine “Yarın o koltuğa kimin oturacağı belli değil, milletin egemenliğini, tüm yetkileri tek bir kişiye teslim etmeyin, 16 Nisan’da Evet demeyin” diye adeta yalvarmışştık. Yakında tüm Evet seçmenleri bu gerçeği görmeye başlayacaklardır.

Muhalefetin tıpkı bu referandum öncesinde yaptığı gibi, demokrasi ortak paydasında buluşarak birlik ve beraberlik içinde daha da güçlenmesi, 2019 seçimlerini kazanması zor da olsa gayet mümkün.

Yeter ki muhalefet partileri, YSK’yı yakın markaja alsınlar, bir daha böyle bir hukuksuzluğa, bir daha yasa dışı şekilde millî iradenin gasp edilmesine meydan vermeyecek önlemleri alsınlar.

Çünkü 2019 seçimlerini de aynı YSK yapacak. Muhalefet partileri daha düzgün önlemler alır, bir daha YSK’ya güvenmek hatasına düşmezlerse, attığı her adımın takipçisi olurlarsa, emin olun, 2019’a kadar HAYIR’lar çığ gibi büyüyecektir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  ERTELEDİKLERİMİZ

Bu ülkede artık seçim güvenliği kalmadığı ortadadır. Bundan sonra iktidar lehine çıkacak hangi seçimin sonucuna güvenilebilecek? Bundan sonra adil bir seçim yapılabilecek mi?

Daha da önemlisi, 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cülükten içeri alınan YSK çalışanlarının ifadelerinin açıklanması için muhalefet her türlü demokratik yolları denemelidir. Hâttâ, şimdiye kadar muhalefet niye bu konunun üzerine gitmemiştir o da ayrı bir soru işareti.

Öyle ya, o FETÖ mensupları, geçmiş seçimlerde YSK’da çalışmıyorlar mıydı? Neler yaptılar, nelere karıştılar, neden açıklanmıyor?

Bilmem anlatabildim mi?

Peki ya 16 Nisan’daki skandal karara karışanların, bugüne kadar FETÖ ile hiç ilişkisi olmadığından emin miyiz? Muhalefet bu konuda ne düşünüyor?

Görüldüğü gibi, iş yine muhalefette bitiyor. Adam gibi muhalefet partileri, adam gibi muhalefet liderleri olur da, tüm bu skandalların, kolayca öğrenilebilecek gizli ilişkilerin, bilinmezlerin üzerine üzerine giderse, artık mızrak o kadar uzun ki, bu yasa dışı hile ve sahtekarlıkları yapanların o uzun mızrağı saklayabilecekleri hiçbir çuval yok.

Ama dedim ya, bütün mesele muhalefet partilerinin, muhalefet liderlerinin bu konuda ne kadar samimi ve yürekli olduğu…

Yoksa, zoraki çıkıp bir açıklama yapmakla halkın oylarına sahip çıkamayacakları ortada…

Muhalefetteki tüm partilerin silkinip kendilerine gelmesi lazım.

Yoksa milyonlarca seçmen, bu işin faturasını yalnızca iktidara değil, Meclis’teki muhalefet partilerine de keser.

YAZARIN TÜM YAZILARI
Share

Yeni Yorumlar Kapalı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SU…

    22 Ağustos 2017 Yazarlar

    Su denildiğinde ilk akla gelen öncelikle canlılar için hayati öneme sahip olan sıvı olarak nitelendirildiği gibi en küçük canlıdan, en büyüğe kadar tüm canlıların biyolojik yaşamlarını ve faaliyetlerini sağlayan bir sıvı olmakla beraber su hayattır. AYŞE EFE, HAYVANLAR İÇİN KÖYÜNE SU İSTİYOR Aydın’ın renkli simalarından olan ve Efeler ilçesi Anbarcık köyünde yaşayan Ayşe Efe, kentlere göç nedeniyle köylerde sadece yaşlıların kaldığını belirtti. Aydın ilinin büyükşehir kapsamına alınmasıyla köylerin mahallelere dönüştüğünü ifade ede...
  • ETKİSEL İNSAN TEPKİSEL İNSAN

    21 Ağustos 2017 Yazarlar

    Değerli Mücadele Okurları bir önceki yazımda "Özfarkındalık Bilincine Erişmiş Özsaygısı Yüksek Bireyler Olabilmek: Özbenlik - Özfarkındalık ve Özsaygı Denklemi"den sizlere bahsetmiştim. Ve bir sonraki yazımda da bu yazının devamı niteliği taşıyan Etkisel ve Tepkisel insan kavramından bahsetmek istiyorum. Bahsetmeden önce sizlere basit bir soru sorarak başlamak istiyorum yazıma. İnsanlık tarihi boyunca hayatımızın en önemli parçası olmuş şey nedir sizce? Cevapları duyar gibiyim: İcatlar! Su! Yemek! Birçok şekilde uzatabiliriz ak...
  • ORTANCA…

    21 Ağustos 2017 Yazarlar

    Ortanca, bir çiçek türü olup çeşitli renklerde açan çok çiçekli geniş yapraklı bir bahçe bitkisidir. Ortanca, uygun sıcaklıklarda yaz başından itibaren çiçek vermeye başlamasına rağmen ülkemizde genellikle çiçek açması haziran sonunu bulabilir. Ortanca, sıcak sevmesine rağmen direk güneş ışığı gören yerler yerine yarı gölge veya gölge alanlarda daha iyi büyüyecektir. Ortanca, yansıyan güneş ışığından da yeteri kadar faydalanabilen bir bitkidir. İlkbahar ve yaz sonlarında potasyum içeren bitki besinleri verilerek ortancanın yaz sıc...
  • SUSAR KADIN ÜNZİLE

    19 Ağustos 2017 Yazarlar

    “Aysel Gürel'e bu sözleri yazdıran Ünzile'nin hikayesi Aysel Gürel'in Anadolu turnesinde mola verdiği bir köyde başlar, bu köyde Gürel, Ünzile ile karşılaşır. Biraz sohbet ettikten sonra Ünzile'nin hayatını dinler. Ünzile çok ufak yaşta evlendirilmiştir. Evleneceği kişiyi görücüler seçmiş, birkaç koyun karşılığı isteyen kişiye ufak yaşta teslim edilmiştir. Ufak yaşta gördüğü baskıdan dolayı artık kendine çizilmiş kadere razı gelmiştir. Olaylara ses çıkartamamaktadır. Gördüğü baskı ve yaşam biçimi onu dünyanın sadece kötü olduğuna inandırmıştır....