CHP’de hiç kimsenin beklemediği bir anda ve bazılarının akılarının ucuna bile gelmeyen “zorunlu” ama “kontrollü” bir değişim yaşanıyor.
Gerçek olmadığı daha düne kadar mağdurlarınca bile savunulmamış “varan 1” kasetinin, “düzmece” ve “zoraki kurgulanmış” olduğu özel bir kriminal İngiliz şirketi uzmanlarınca bir basın toplantısıyla duyuruldu.
Daha ilk andan bu güne, seveni de sevmeyeni de Sayın Baykal’dan “Evet doğru, böyle bir olay yaşanmıştır” veya “Hayır, kesinlikle böyle bir olay yoktur, yaşanmamıştır ve görüntüler düzmecedir” açıklamasını duymak istemiştir.
Fakat olay bir “Komplo” değerlendirmesinin ötesinde, açıkça ret veya kabul edilmeyerek, konu siyasi arenada rakiplerin her türlü haklı-haksız saldırılarına (belki de bilinçli olarak) savunmasız bırakılmıştır. Eğer önceden bilinen bir mağduriyet varsa ve yaşanacaksa böylece bu mağduriyetin tavan yapması düşünülmüş de olabilir. Bu durum konuya “sazan” gibi atlayan siyasi rakiplerinin “sorunu” olacaktır.
Her kim olursa olsun, kamuya malolmuş, ünlü-ünsüz veya bir siyasi lider hatta Başbakan’ın dahi olsa “özel hayat” sınırlarının da ötesinde eşiyle veya sevgilisiyle yatak odası görüntülerini aleni yayınlamanın, “hangi ulvi amaca hizmet edecek olursa olsun” savunulacak, hoş görülecek hiçbir ahlaki gerekçesi yoktur ve olamaz. Bu bir suçtur ve kanuni takip gerektirir. Bu da Cumhuriyet Savcıları’nın ve Mahkemelerin görev alanına girer. Henüz kaset görüntülerinin niteliği açıklığa kavuşmadan, görüntülerde yer aldığı iddia edilen kişilere yönelik, bir fırsatçı aceleciliği ve açıkgözlülüğü ile “ahlak kantarcılığı” yapmak ve ahlaki değerler ardına sığınarak siyasi eleştiriye konu yapmak, en safiyane nitelemeyle bu bir fırsatçılıktır. Hele bir de olayın, eğer gerçek görüntülere dayanmayan “kurgulanmış“ birtakım görüntülerden oluştuğu kanıtlanırsa, o zaman “çarketmenin dayanılmaz hafifliğini” yaşayacak kulların “hallerini” hep birlikte izleyeceğiz.
Yıllardır Deniz Baykal’ın “rütbelerini” koparırcasına sökmek arzusuyla yanıp tutuşan partili “arkadaşları” ve rakip siyasi parti mevkidaşlarına buradan bir küçük uyandırma ve hatırlatma yapmak sanırım yanlış olmayacak.
Evet, bilmem kaç yıldır Baykal ve CHP seçim kazanamamıştır, rakiplerini “kahir ekseriyetle” ezerek partiyi iktidara taşıyamamıştır. Ancak ülkenin bugünkü ilkesiz siyasi ortamında, bunun bedeli-cezası bu olmamalıydı. Sayın Baykal’ın böyle bir ceza ile siyasi hayattan uzaklaştırılmasını bekleyen yakın-uzak rakipleri sanırım yanılıyorlar. Hatta uzak olmayan sürecin sonunda “taçlanmış” olarak “tepelerinde” görürlerse hiç şaşırmasınlar.
Baykal’ın liderliği CHP’yi iktidara taşıyamamıştır bu herkesin “malumudur” doğru. Ancak, sanmıyorum ama, şeytanın avukatlığını yapalım bir an… Belki de Sayın Baykal’ın bile bilgisinin dışında CHP’den kontrollü bir mağduriyetle uzaklaşma… CHP’yi “uçuracak” hatta ilk seçimde iktidara taşıyabilecek yeni bir isimle yola devam edilmesinin daha doğru olacağı “öngörüsü” ve “bazı taraflarca” ortak kabul gören “stratejik-taktik karar ve uygulamalar” olabileceğini düşünmek… Beyinlerinizin sınırlarını çok mu zorluyor? Neyse teorileri tadında bırakalım… Yıllardır uygulanmakta olan “İthal” Toplum Mühendisliği uygulamalarına karşı, “Yerli Malı” bir Toplum Mühendisliği uygulamasına mı şahit oluyoruz acaba?
Anayasa değişikliği Referandumunu da, bu yolda bir “Hazırlık Maçı“ olarak görüldüğünü söylemek pek yanlış olmasa gerek…
[Bu sayfa 254 kez görüntülendi.]
Behiç ALPARSA TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI