* Bayram öncesi Salı akşamı, birden aklıma geldi. Bayramın 4. günü Pazartesi’ye denk geliyordu ve Bayram olduğu için de gazete çıkmayacaktı. Bu durumda önümüzdeki haftanın “HAYAT VE İNSAN” köşesi için yazımı gazeteye en geç Çarşamba günü teslim etmeliydim. Yayınlanması artık arife gününe mi alınır (tercihimdir) yoksa Salı gününe mi sarkar bilemiyorum.
*Kısıtlı zaman içinde yazı yazmak zordur. Araştırma zamanının azdır veya hiç yoktur, konu seçiminde kısıtlanırsınız ve gerilirsiniz. Neyse ki Bayram öncesi olduğu için konu hazır, BAYRAM YAZISI. Konu sıkıntımız yok şükür, tersine yaşadığımız günler ve şahit olduğumuz olaylar, köşemdeki hacmi zorluyor. Asıl zamanımı zorlayan, yazacağım konu için kaynak belirleme ve araştırma aşaması. Ama her şeye rağmen, “Hayat ve İnsan” köşesini haftada bir gün yerine iki, hatta üç gün yazabilmenin hazırlığı ve çabası içindeyim.
*Alışıla geldiği gibi bir bayram yazısı olmayacak bu yazı. Hatırladıkça özlediğim veya vefasızlıklarını hiç unutmadığım arkadaşlarımı yazacağım, anılarımı tazeleyeceğim. Ama yine de odağında Kurban Bayramı ve kurban olan, bir bayram yazısı olacak.
*1980’li yılların başlarında İstanbul. Çok sevdiğim bir arkadaşımın hatta daha öte “kardeş gibi” olduğumuz, arkadaşımın bir kız arkadaşı vardı adı Fatoş. Karadeniz kızı, Trabzon-Of’lu “harbiden delikanlı” bir kız. Bir erkek olarak, “karşı cinsten delikanlı bir arkadaşım” olmasından gurur duyduğum Fatoş…
*Dostluğumuz hep sürdü, sevincimizde, üzüntümüzde, ayakta olduğumuz zaman da, yıkıldığımız anda da, hep yanıbaşımızda bulduk birbirimizi. Kızımın “çiçekçi fatoş ablası”, eşimin can yoldaşı oldu. *Gün geldi arkadaşımdan ayrıldı, ama bizim onunla dostluğumuz bozulmadı. Gün geldi, benim ilk evliliğim bitti, ikinci evliliğe adım attım. “Delikanlı Fatoş” bu defa Gelin arabamızı süsleyen dosttu. Ailecek dostluğumuz sürdü, hatta eşimle öylesine kaynaştılar ki ben 3. Şahıs olmuştum. 1990 lu yılların başında eşimle Aydın’ a yerleştik. Fatoş da o yıllarda evlendi… Beyin damarlarında yüksek tansiyon nedeniyle, bir problemi vardı, ama o hiç aldırış etmez, gönlünce yaşardı. Doktorlar “çocuk yapman tehlikeli” dediler, ama o bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Kızı 3 yaşına gelmişti, sanırım 2002 yılıydı. “Delikanlı Fotoş” un beyin damarları iflas etti…Şimdi artık o yok… aramızdan usulca ayrıldı… Cennet mekanı olsun…
*Her kurban Bayramında onun adıyla anılan, bir kavurma yapılır bizim evde. “Fatoş usulü Kurban kavurma” … Hatırladıkça özlediğim “Delikanlı Fatoş” dan öğrendiğim, kavurma tarifi… Kurban kesilir kesilmez, kurbanın uygun bölgelerinden etler alınır, kavurma için uygun ölçülerde doğranıp, eti örtecek kadar tuzlusu konulmuş bir kap içinde, su tamamen yok oluncaya kadar haşlanır. Sonra aynı kabın içine, çok az zeytinyağı ilavesiyle (istemeyen koymasın) kavurmaya devam edilir. Renk koyulaşınca ateşten alınıp, üzerine limon sıkılır ve arzu ettiğiniz baharatlar ilave edilerek servis yapılır. Unutmadan; yanında kuru veya taze soğan, olmazsa olmazlardan. Ayrıca, Nohut mayalı ev ekmeği ile yemenizi öneriyorum...
Afiyet olsun…
*Vefasızlıklarını hiç unutmadığım, çok ama çok yakın, canım ve can dostlarım da var. Belki bu Bayram, beni hatırlayıp ararlar, onlara bir şans daha veriyorum. Aramazlarsa, gelecek bayram yazısında, onları bu köşeden, sizlere şikayet edeceğim.
*Sözün özü… Herkesin Bayramı Kutlu Olsun… Sağlık, mutluluk ve huzur dolu nice bayramlar dilerim…
[Bu sayfa 221 kez görüntülendi.]
Behiç ALPARSA TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI