*Ülkemin güzel insanları bir aymazlık ve rehavet içinde, GDO’ lu ürünlerin zararlarını bilmeden tüketip, bilim çevrelerinin uyarılarını da sivrisinek vızıltısı gibi algılarken…
*İthalatı yapan mesut!, tohumu kullanan çiftçi memnun!, ürünleri tüketenler bahtiyar! Varsın, ülke tarımı ve çiftçisi, Amerikan tekel tohum firmalarının elinde oyuncak olsun. Varsın, tahıl üretiminde ihracatçı konumundaki ülken, dışa muhtaç, ithalatçı ülke durumuna düşsün…Varsın ülkemizin güzel insanları (Egemenlik tramvayının!! sondurak yolcuları) biraz fazladan antibiyotik, biraz haşerat ilacı veya bilmem ne tür hayvan geni yutsun. Kanına ve iliklerine işlesin. Çaresiz dertlerin içine düşsün. Kime ne.
*Neleri yemedik, neleri içmedik ki? Yaşadığımız son 10 yılda,kimimiz henüz duyuyor.
* Ne vardı da “o” yönetmeliği çıkardınız? Dönen çarkların arasına, , durduk yere “yönetmelik çomağını” neden soktunuz!? “Fincancı katırlarını ürkütüp” cümle alemi ayağa kaldırdınız. Yıllardır uyuyan ülke insanını uyandırdınız. Bilim çevreleri dikkat çekmeyi başaramamıştı, ama siz bir yönetmelikle başardınız. Kutluyorum, emeği geçen herkesi.
*“Bir musibetten, bin hayır doğar”. Bu sözün hikmetini, kerametini, “GDO yönetmeliği” yayınlanınca daha iyi anladım. Ancak bir yönetmelik tartışmasıdır gidiyor. Ortalık toz duman. Tarım Bakanlığı nicedir “Türkiye’de GDO’ lu ürün yok. Üretimi de ithalatı da kesinlikle yasak” söyleminde bulunurken, GDO yönetmeliğini yayınladıktan sonra “Bu ürünler Türkiye’ye kontrolsüz bir şekilde zaten giriyor. Biz bunu denetim altına alarak aslında, GDO’ lu ürünlerin önünü açmak bir yana, engelliyoruz” şeklinde bir söylem değişikliğine gitmesine bir anlam vermekte zorlanıyor insan. Var mıydı? Yok muydu? Yasak mı? Değil mi?
*Ne oldu da böyle oldu? Ne değişti? diye ikircikleniyor insan.
*Bir anlam karmaşası da yönetmeliğin adında. Eğer bu yönetmelik, GDO’ lu ürünlerin ülkeye girişini yasaklayan bir yönetmelik ise, neden adı” Gıda ve yem amaçlı GDO ve ürünlerinin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair yönetmelik” şeklinde belirleniyor? Ne isim vermişlerdi yönetmeliğe? Gelin kelime, kelime inceleyelim…
*Gıda ve yem amaçlı GDO ve ürünlerinin ithalatı, (demek ki dışarıdan getirilecek-ithal edilecek muhtemelen de Amerika’dan) , işlenmesi, (ithal edilen GDO’lu ürünler işlenecek, afiyetle yememiz için gıda, köylü için tohum ve hayvanlar için yem haline getirilip, satılacak), ihracatı, (üretip satmak için, start bekleyen firmalar, hazırolda beklemiyorsa, ne olayım). Kontrol (bu alanda yetkin laboratuarın sayısı konusunda, Tarım Bakanlığı kendi bürokratları ile bir mutabakata varılabildi mi acaba? 3-4-5? Kaç adet?), ve Denetimi, (bilim kurulu oluşumunda kriterler ne olacaktır? Dev Amerikan Tohum Firmalarının Fun Clup üyeleri! ve cana yakın lobi temsilcilerinin, kurul üzerindeki “koyu gölgelerini” engellemede, nasıl bir yöntem uygulayacaksınız?) Benzer soruları daha da çoğaltabiliriz. Ama en önemlisi, gerçekten bir yasaklama yönetmeliği mi bu yönetmelik?
*Ülke insanının ve gelecek nesillerin sağlığını,
*Ülke tarımının, hayvancılığının ve yerel bitki türlerinin geleceğini yakından ilgilendiren ve tehdit eden, böylesine yaşamsal bir konunun, basit bir yönetmelikle düzenlenmesi, büyük ve affedilmez bir hatadır. Yasa gereklidir.
*Ülkesine hizmet etme iddiasında olanların icraatı bu olmamalı, olamaz da.
*Beyler; Bu ülke, bir muz cumhuriyeti değil.
*Bu ülkede nüfusunun yarısı genç olmak üzere, 70 milyon insan yaşıyor. Ve her vatandaş en az sizin kadar, belki de sizden daha çok, ülkesini ve ülkesinin insanlarını seviyor. Hem de pek çok seviyor. Bu ülkede uluslararası düzeyde, konusunun uzmanı sayısız bilim adamı var. Bu yönetmeliği oluştururken, kaç tanesinin görüşü ve önerileri dikkate alındı? Söyler misiniz? Yönetmelik hakkındaki tartışmalı hususlar, getirilen eleştiriler, yarattığı endişeler ve soru işaretleri, yönetmeliğin yeterince irdelenmeden ve ciddiye alınmadan, hazırlandığı sonucunu ortaya çıkarıyor. Böyle başarısız bir sonuç için…
**Ödeneğiniz mi yoktu? Bu ülke, bunun için gereken parayı size fazlasıyla temin eder, bulur aç kalır açık kalır yine de bulur buluşturur verirdi.
**Nitelikli iş gücü mü yoktu? Bu ülkede öyle yetenekler var ki… Gecesini, gündüzüne katar, hayatını adar o yolda. Ama siz, yeter ki onlarla çalışmaya açık olun.
**Yeterli zamanınız mı yoktu?...
**İnsaf beyler insaf, 7 senedir ne yapıyorsunuz orada?...
[Bu sayfa 229 kez görüntülendi.]
Behiç ALPARSA TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI