Merhaba mı desem, nerede kalmıştık mı desem? Karar veremedim…
Karabatak misali, bir görünüp bir ortadan kaybolarak gazetede köşe yazısı yazmak olmuyor, olamıyor… Ancak “misafir yazar“ olunuyor.
Ya, “adam gibi” haftada 1-2 gün düzenli olarak yazmalı ya da pılımızı pırtımızı toparlayıp bu alemden çekip gitmeli. Bir daha dönmemek üzere...
Sanırım, insanoğlu böylesine önemli bir karar aldığında “gemilerini yakması” gerekiyor. Ki, geri dönüş olmasın … gerçi ne yakacağımız, ne de “yüzdürebileceğimiz” gerçek bir “gemiciğimiz” hiç olmadı ve sanırım olamayacak da. Bu nedenle kolayımıza geldi, olmayan gemimizi yaktık…
“HAYAT VE İNSAN” köşesindeki yazılarıma, gördüğümüz lüzum! Memleket koşullarının gereği, sevdiklerimizin dileği ve dahi, kendimce “durumdan vazife çıkararak” iki yıl sonra yeniden başlıyorum…
* * * **
“Gemileri yakmak” derken kastımız şu, herkesin hayatında “yakacağı bir gemisi” mutlaka vardır ve olması da iyidir… Kötü olan, kişinin uğrunda gemi yakacak bir idealinin olmaması halleridir. İnsan kendini boşta, boşlukta hisseder…
2005 -2006 yıllarında Mücadele Gazetesi’nde “HAYAT VE İNSAN” adını verdiğim bu köşede Cantürk Demir adıyla haftada bir gün yazmaya başlamış , kısa zamanda “GÜLÜN DİKENİ” adlı köşeyi de oluşturarak, yazılarımı haftada 2 güne çıkarmıştım… Ancak bir süre sonra… Her “fani kul” gibi benim de yürümek zorunda olduğum “hayatın taşlı ve dikenli yolları” nda yürürken, “taşıyamadıklarım” listesine (üzülerek ve vicdan azabı duyarak) köşe yazılarımı da dahil etmek zorunda kaldım…Yazmayı bıraktım… Aradan 2 uzun yıl geçti…Örselendik, törpülendik, bilendik, yenilendik… Bugün, benim için bir değil, iki yeni başlangıç yaşanacak…
İlki, köşe yazılarıma iki yıl ara verdikten sonra bugün yeniden başlıyorum, İkincisi ise, daha önceleri Cantürk Demir olarak yazdığım köşe yazılarımı, bundan böyle, gerçek adıma, Behiç Alparsa olarak, yazacağım.
* * * * *
Bu dönüşün hikayesine gelince; Geçtiğimiz hafta tartışmaları alevlenen GDO(Genetiği DeğiştirilmişOrganizma) konusunu görsel ve yazılı basından izlerken, GDO hakkında 2006 yılında iki gün üst üste yayınlanmış yazılarımı hatırladım. Arşivimden yazılarımı buldum.
Bundan 2 yıl önce , 8-9 Aralık 2006 tarihlerinde Mücadele Gazetesi’nde, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ve genetiği ile oynanmış tohumların yol açacağı felaketler ve emperyal tohum firmalarının oynadıkları oyunlar, konusunda, köşemde bir uyarı yazısı yazmışım. GDO musibeti halkımızca yeterince bilinmez ve sadece duyarlı bazı çevrelerce, GDO ‘ya ilişkin duyulan endişeler ve yaratacağı felaketlerin boyutları, yeni yeni seslendirildiği günlerde, bir yerel basın organında bu konuyu duyarlılıkla dile getirme öngörümden dolayı övünç duydum.
GDO konusunu anlattığım uyarı yazılarım bugünlerde tekrar yayınlanıyor.
Günceliğinden bir şey kaybetmemiş olması, çok üzücü ve bir o kadar da düşündürücü. Sorunlar ve çözümsüzlükler bıraktığımız gibi yerinde duruyor… Bir omuz vermek, tekrar yüklenmek, gerekiyor, ülkenin içinde bulunduğu haller… aldığımız eğitimin hakkını vermek gereği, vicdani sorumluluk vs. vs. … Ne dersen de… Demem o ki, kaldığımız yerden, her ne koşulda olursak olalım, yılmadan, yolumuzdan şaşmadan, yarıda bırakmadan…
Yazmaya devam…
Haftanın hangi günleri mi? Henüz Gazete Yönetiminin dönüşümü kabul edip etmeyeceğini bilmiyorum ki?
Eğer bu yazımı okuyorsanız, gelecek yazıda görüşmek üzere … AYDIN - 07/KASIM/ 2009
[Bu sayfa 556 kez görüntülendi.]
Behiç ALPARSA TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI