(9 Aralık 2006 tarihli yazının tekrarı)
Dünkü yazımızın ikinci bölümüne, ilgi kopukluğu yaratmamak amacıyla bugün devam etmek istedim.
GDO'ların tehdit ve riskleri
1. Biyolojik Çeşitlilik, Tarımsal Biyoçesitlilik ve Doğal Dengeye Etkileri
Yerel türler tehdit altında. Yaşam bir bütündür ve gen halkalarındaki en küçük bir değişiklik beslenme zinciri yoluyla bütündeki diğer parçaları da etkiler. Sonuçta insan, hayvan, bitki, mikroorganizmalarda yapılan her bir değişiklik bütünün bir diğer parçası olan tarımsal biyo GDO'nun tehdidi altına girmekte ve doğal çeşitlilik azalmaktadır.
Böylece milyonlarca yılda oluşan türler 5-10 yıllık bir sürede yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmakta ve yeni oluşan deli bitki türleri ortaya çıkabilmektedir. Bu yüz den GDO, yeryüzündeki milyonlarca canb türün varlığını tehdit ve eko sistemi tahrip etmektedir.
• Bir kez gen aktarımı başlamışsa, değişmiş ürünün genetiğinin değiştirilmemiş ürünlere bulaşması -ileriki nesillere de aktarılacağından- önlenemez hale gelmektedir. Böylece hasarlı olan ürünler çeşitli yollarla yayılarak, orjinal (yerel) türlerin yok olmasına neden olmakta ve türlerin doğal yapılarında sapmalar meydana gelebilmektedir.
Daha fazla tarım ilacı kullanılmasına yol açabiliyor:
Böceklere dayanıklılık geni aktarılmış GDO'lar hedef böceklerin duyarsızlaş masına neden olarak, zamanla artan oranda tarım ilacı kullanılmasına neden ola biliyor. Geniş alanlarda yüksek oranda ilaç kullanımı bir çok canlı türünün yok olma sına ve toprağın verimsizleşmesine yol açarken, gıdalardaki tarım ilacı kalıntıları ka/ıserojen etki yapabiliyor.
Yabani Otlarla Mücadele Zorlaşıyor: 'Yabani otlara dayanıklılık' geni aktarılmış bir bitkinin değiştirilmiş genlerinin rüzgar, kuş, arı gibi etkenlerle başka bitkilere bulaşması sonucunda bu geni alan yabani otlar savaşılması güç bir şekilde çoğalabiliyor.
Ayrıca yabani ot ilacına dayanıklı genler aktarılmış bir ürünün yetiştiği tarlaya ertesi yıl farklı bir ürün ekildiğinde, tarlada kalan geçmiş yılın ürünü yeni ürün için ya bani ot oluyor. Ancak eski ürün yabani ot ilaçlarına dayanıklı olduğundan onunla mü cadele etmek de imkansızlaşıyor ve bu durum çiftçiyi toprakları verimsizleştiren tek tip ürün yetiştirmeye ya da ilaç kullanmaya mecbur bırakabiliyor.
2. İnsan ve hayvan sağlığına etkileri
Alerjik reaksiyonlar: Uzmanlar, hastalıklara ve böceklere direnç gösteren genetiği değiştirilmiş bitkilerin diğer bitkilerden daha yüksek bir alerjik potansiyele sahip olabileceğine dikkat çekiyor
Toksik (zehirleyici) etkiler: Araştırmalar genetik yapısı değiştirilmiş patateslerin fareler için toksik etki yarattığını, bağışıklık sisteminde bozukluklar, viral enfeksiyonlar gibi birçok etkileri olduğunu ortaya koyuyor
Antibiyotiklere karşı dayanıklılık oluşturması:
Genetiği değiştirilmiş ürünlerin üretimi sırasında belirteç gen olarak kullanılan antibiyotik airenç genlerinin en büyük tehlikesi, ortamda bulunan bakteriler aracılığıyla yayılması. Bakteriler arasında doğal yollarla gen alışverişi yapıldığı biliniyor. Antibiyotik direnç genlerinin hastalık yapan mikroorganizmalara geçişi, bu bakterilerin neden olduğu enfeksiyonların kontrol altına alınmasını güçleştiriyor. Bu tür ürünleri tüketen canlının sindirim sisteminde bulunan bakterilerin, o ürünün yapısında bulunan antibiyotik direnç genini alması mümkün.
Sağlıksız Hayvanlar ve Hayvansal Ürünler: Diğer gen aktarılmış ürünlerin yanı sıra süt verimini artırmak için kullanılan Sığır Büyüme Hormonu uygulanan sığırlardan elde edilen sütün uzun vadedeki etkileri bilinmiyor.. Ancak araştırmalar elde edilen sütün düşük kaliteli ve protein içeriğinin doğal süte oranla az olduğunu gösteriyor. Bu sütler daha fazla bakteri içerdiği için daha çabuk bozuluyor, ineklerde meme en feksiyonları, yumurtalıklarda kist gelişimi, rahim ve sindirim sistemi ile ilgili bozukluklar daha sık görülüyor. Bununla bağlantılı olarak hayvanlarda gebelik oranı düşüyor, antibiyotik kullanma sıklığı artıyor 3. Ekonomiye ve Üretime etkileri
Genetik yapısı değiştirilen ürünlerin ekonomik olarak getirdiği en büyük sakıncalardan biri bu ürünlerin patent hakkının tüm dünyada birkaç çok uluslu şirketin elinde olması. Bu çalışmaları yapan şirketler en büyük kazançlarını patent bedeli tahsil ederek sağlıyorlar. Çiftçi, terminatör (yok edici) genlerle kısırlaştırılan tohumları her yıl yeniden almak zorunda kalıyor. Bu da çiftçiyi çok uluslu tohum üreticisi şirket lere bağımlı kılıyor.
Sizleri, bu köşede, bilimsel terimlerle boğmadan ama konunun gerektirdiği ciddiyet ve sorumluklar çerçevesinde "Genetiği değiştirilmiş organizmalar" konusunda ana başlıklar halinde bilgilendirmeye çalıştım. Önceden yapıldığı gibi magazinleştirip "Canavar Domates","Basketçi Hıyar"vb. terimler kullanarak "sulandırmak" yerine daha sade bir dille anlatmayı yeğledim. GDO ile ilgili olarak internet ortamında sınırsız bir bilgi ortamı mevcut. GOOGLE'da GDO yazın, tıklavın bakın neler bulacaksınız!! Bu köşenin sınırları içinde konuyu ancak bu çerçevede işleyebilirdim. Buradaki amacım sizlere bir ön bilgi vermek ve dikkatinizi konuya çekebilmekti. Lütfen bu konuda hassasiyet gösterin ve araştırın. Saygılarımla.
7 ARALIK 2006 (SON).
[Bu sayfa 257 kez görüntülendi.]
Behiç ALPARSA TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI