Dünya ''Modernizim'' ile 1789-1799 Fransız devrimi sonunda tanıştı. Aydınlığın çağdaşlığın bilimsel değişimin,adını dünyaya Fransa'da devrimi gerçekleştiren bir avuç ulusal savaşcı hediye etti.Ülkesinin karanlıklara sürüklendiğini gören devrim kahramanları,bir gecede katledildiler yargılanmadan idam edildiler yada ülkeden sürüldüler soğuk duvarların ardında yıllarca ölüme terkedildiler,ama aydınlığın adını bir kere koymuşlardı bu kahramanlar adıda ''Daha özgür yaşam,insanca bir yaşam''dı.Sonrasında bu diriliş ayaklanma ,demokrasi savaşını sonradan gelen devrim savaşcıları kazandı.
Dünyada kimya ilminin en büyük yaratıcılarından olan Lavrossen aynı zamanda bir hukukcuydu,Fransa'yı yönetenlere''Bu beyinler kafalar işe yaramıyor,Fransa'yı felakete götürüyorlar'' dediği için ölüme mahkum edilmişti,en yakın arkadaşı kimyacı bilim adamı Lavrange'ye''Benim kafamı gövdemden ayıracaklar,iyi bak gözlerim iki kere kırpıyorsa ben hala bilimi ve aydınlığı düşünüyorum'' demişti.Fransa Dünyaya aydınlığı çağdaşlığı laik değişimi insanca yaşamı özgürlüğü insan haklarını böyle hediye etmişti.Ama şimdi o Fransa'dan kalan değerler bana göre hala olsada bunu nedense zaman zaman yansıtamıyor Fransa dünyaya.Batı'nın iki yüzünü burada gördüğümü söylemek isterim.peki batı iki yüzünü çok iyi yansıtıyorda biz neden hala bunu seyrediyoruz acaba?
Hala Türkiye'de Uluslararası değişim içinde olmanın önemini ,ulusal demokrası ve değişim adına gerekliliğini bilmemenin sıkıntılarını zamanla yaşamak korkusuda üzüyor beni.İnsan kalbi yaşam boyunca 12.643.698.953 kez çarpıyor sonrasında yapacak bir şeyi kalmıyor.
Türkiye'de yaşadığım sürece böyle bir sonu yaşamak korkutuyor beni,ama bu gün ülkeyi yönetenlerin sistemi yaratanların bu sonu görmeleri mümkün değil,onlar sadece kendi yarattıkları yada yaratmak istedikleri sistemin içinde olabilmek adına çalışmalar içinde olmaları,bu gelecek korkusunun ne kadar önemli olduğu gerçeğini gösteriyor.hala okumamış bir toplum olmanın sıkıntılarını yaşıyor Türkiye.
Almanya ve Fransa'nın (AB) oluşumunda Türkiye adına , gösterdikleri karşı tutumu her keresinde açıklamalarında nedense bizden bir tepki gelmiyor.Sözde kalan söylemler kısır nokta da kalıyor,kendi ülkesini bile Batı'ya şikayet eden bir Dışişleri bakanı''Türkiye'de islami değerler baskı altında'' diye konuşuyor Batı buna gülüyor ve olmayan inandırıcılıkta yerini hayale bırakıyor.Kendi sisteminizi oluşturmak adına,siz ABD'nin eş anlamlı (BOP) Projesinin içinde yer alırsanız,gelecekteki yaşanacak sıkıntıların içine soktuğunuz ülkeyi,bu tıkanmadan ayıramazsınız Türkiye bu savaşın içinde istemesede yer alacaktır.Akıl ve Bilimin yargılandığı bir ülke olmaktan kurtulamayız.Düşüncenin yargılandığı bir Türkiye,düşünen yazan anlatan aydınlığı geleceği çağdaşlığı anlatan paylaşan bilimselliği yargılıyor olmak ve sonunda da beni neden (AB) almıyorsun demek işte burada birazdaha düşünmenin gerektiğini sanıyorum.Yani bizim daha laik çağdaş sözde değil özde dolaysız bir demokrasinin yaşanılır bir ülke olduğumuzu Batı görmek istiyor desek acaba daha doğru olmazmı?yada bu gün hala bizi (AB) de istemiyorum diyerek bunu net bir şekilde söyleyen Fransa ve Almanya'ya bu kararlarından vaz geçmeleri için nasıl bir mesaj vermemiz gerektiğini anlıyamamak da, başka bir sıkıntı olsa gerek.
Aslında geçmişte (AB) nin bir hıristiyanlar kulübü olduğunu,ve asla Türkiye bu birliğin içinde yer alamaz diyenlerin şimdi nedense kurtuluşta birliğe girmenin önemini anlamış olduklarını gördüğümde,acaba değiştilermi yada hala neden bir özeleştiride bulunmadıklarını sorgulamak isterim.
Siz Filistin halkının yaşadığı tüm dünyanın lanetlediği işgali savaşı bir senaryo yazarak oynarken tepki gösterirken.300 masum insanı katleden,hakkında ''Soykırımla'' suçlanan tutuklama kararı olan Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'i.affetmesi için Uluslararası Ceza Mahkemesine Türkiye olarak başvuruyorsunuz,işte Türkiye'ye Batının tüm iki yüzlü politikalarının yanında,zevkle saygı duymayacağı siyaset anlayışının verdiği cesaret bu değilmi?
Türkiye'de tüm sistem kaygı verici bir sona gidiyor,Fransa'nın dünyaya verdiği aydınlık değişim sürecinin kalıntılarını Türkiye hala koruyamıyor alıştığımız söz ''Hep fransız ''olmak yada olmamak.Ama ben ülkem adına bu birliğin içinde olmaya hakkım olduğunu sanıyorum,bunca zamandır istenilen her şeyi yaptım deme kararlılığı nerede kalıyor acaba?Ama inandırıcılığını kaybetmiş etkisiz bilinçsiz deneyimsiz bir sistemin ürettiği politikalarla ,yada uyanık olduğumuzu sanarak saklı kaldığımız bir gecelik uyumsal politikalar üretmekle kimi kandırdığımızı sanıyoruz dersiniz?
Düne kadar Türkiye'nin (AB) sürecinde önemini unutup olmadık boş şeylerle zaman kaybettik,Fransa'daki bir anayasa değişikliğinde türbana karşı gösterilen tepki iktidarın hiç umurunda olmadı,ısrarla türban olayını germeye çalıştı ve Batı'ya olumsuz mesajlar verdi kavga etti posta koydu,işte bu gösteri çok şey kaybettirdi bize ,ama bunun kimse farkında olmak istemiyor işimize gelmiyor daha doğrusu.Müzakere tarihi aldığımızda milli bayram olarak kutladık,ama Başbakan telefona sarılıp Merkele veSarkozy'ye telefon ederek teşekkür etmeliydi,ama o ne yaptı kilise papazları dediğim Berlusconi ve Karamanlis ile inanmadığı istemediği ama seviniyor göründüğü sevincini onlarla kutladı.Faydasız kilisenin Papazları böyle düşünüyorum bunları kim ne derse desin doğrusuda bu bana göre.Le Monde'nin en çok okunan yazarlarından Thomas Ferenczy,''Türkiye İmtiyazlı ortaklığın dışında bir katılım hakkını hala sağlayamadı'' diye yazdı kimse çıkıpta arkadaş bak ben senin Dünyaya verdiğin Aydınlık değişimin içinde bir ülke yaratmaya çalışıyorum,Atatürk devrimlerinin yansıtıldığı bir ülke olmanın huzuru var ülkemde diyerek karşı durmadı konuşama.Ancak posta koymayı ve Batı'nın asla kabul edemeyeceği resmi yani vücut dilini göstermeyi oynamayı çok iyi biliyoruz.
Okumuş ve eğitimden uzakta bir toplum olmaktan çok geride kalmışlığın resmini verdiğim zaman ,bana tepki gösteren kurumlar olacak elbette.Ama bu gerçeği nedense kabul etmiyoruz işte,yüzlerce üniversite açmak sorunu halletmiyor,(TÜBİTAK) ve tüm Bilimsel kurumlar,üniversiteler devletin tüm kurumları Çağdaş değişim den uzakta kalmaya başladı,yarın sinsice inadına inanç paylaşımı adına ülkede gerginlik yaşanırsa,yada sistemin içinde olanlar iktidar Cumhuriyet'ten farklı ''Ilımlı islam Cumhuriyeti'' adıyla rüyasını yaşadığı sistemin hayata geçirilmesindeki inatlaşmayı sürdürmeye devam ederse,bundan ülke ciddi anlamda zarar görecektir.
Ama birgün gerçekten bilimi aydınlığı çağdaşlığı Atatürk devrimlerini okuyan bir toplum yaratabilirsek işte o zaman Türkiye Uluslararası değişimin ortasında bulacaktır kendisini,Atatürk'ten onun devrimlerinden çağdaşlığın getirisinden aydınlıktan bilimden korkanların en çok rahatsız olduğu değişim işte budur.
Türk toplumu bu değişimi mutlata yaşayacaktır.
[Bu sayfa 218 kez görüntülendi.]
Dr.Levent SECER TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI