Türk demokrasisi,çok zor ve kırılgan günlerden geçiyor,Türkiye,çok ciddi bir siyasal ve toplumsal krizin eşiğinde duruyor.Türkiye'yi önümüzdeki yıllarda çok ciddi sorunlar bekliyor,Türkiye,içte ve dışta çok önemli sorunlarla baş başa kalacak,kendi içinde her geçen gün laik cumhuriyetten koparılıp,ılımlı islam cumhuriyetine doğru ,hızla kayan kaydırılan bir süreci yaşamaya başladı.Laik-antilaik cizgide cepheleşmenin oluşması,bu cizginin toplumsal bir taban potansiyeli taşıdığınıda gösteriyor gelişmeler.İnanç kültürünün yerleştirilmesiyle başlayan değişim faaliyetleri her geçen gün kendini göstermeye başlamıştır.Karl marx mantığının burada ne kadar belirgin biçimde yaşatıldığı gerçeğini görmek mümküm aslında,uyutulmuş ve duyguları inanç modelizim etkileşimiyle dondurulmuş bir toplum yaratmak,bu değişim şu anda sağlanmış durumda.Adına ' Ilımlı islam modeli 'dediğiniz sistem anlayışını yaşatabilmek için,korku toplumu yaratmanın gerçeğini nasıl savunabilirsiniz acaba?
Türkiye son derece ciddi bir tıkanmışlığa doğru sürükleniyor,bu kimsenin umurunda değil.Yaşanan küresel krizin ' bize dokunmaz,teyet geçer' mantığıda inandırıcı değil,aslında bu krizin (Apekeye) yaradığını söylemek mümkün,kendi mantığını ve siyasal etkileşimini farklılaştırmak adına yeni ekonomik oluşumları kullanabilmesi gerçeği.Ama işsizliğin hızla artması,30 milyon kişinin ve her geçen gün artan aç ve yoksul sayısı,kapanan fabrikalar ve çıkarılan işsizler ordusu.dış ithalatın yeni verilere göre % 73 durma noktasına gelmesi.seçim yatırımı yada sosyal yardım adıyla dağıtılan kömür,odun,yağ,şeker,ve son zamanlardaki beyaz eşya,buzdolabı dağıtımı vs.dolabına koyacak yiyecek bulamayan birine verdiğiniz dolap neye yarar acaba?yada bunların kaynağı nereden geliyor?Batı'da bunları yaşamak mümkün değil,Türkiye bu verdiği resimle dünyaya rezil olduğunun farkındamı?.kendi modeliyle yaratığı toplumuyla kavgalı bir sistem gücünün dünyaya yansımaları bu görüntüler.
Atatürk ve laiklik adeta yok edilip unutturulmaya çalışılıyor,toplum mahafazakarlar ve laikler adıyla kutuplaştırılmış hale getirildi,yani açıkcası bunun sonunda korkulan olacak ve Türkiye'de bir (Mitozasyon) yaşanacak,ve asıl tehlikede o zaman başlayacak ülkede.herşeye kızan bağıran öfkelenen bir Başbakan.burada eleştiriden feyz almanın akıllılık,almamanın ve sinirlenmenin ise yanlışları öfkeyi getirdiği önemini unutmamak gerçeği.kendinizi yaptıklarınızı savunan medyaya ses çıkarmayıp,ama yapılanlardaki yanlışları,ve toplumun bilgi alma öğrenme özgürlüğünü haklarını anlatan medyaya baskı uygulamanın,son derece yanlış olduğunu kavrayamamak işte buda çok ciddi bir tehlike değilmi acaba?Bir ülkede BASINA sansür koymak ,yada kendi inançlarınızla yönlendirici olmak, geçmişte örneklerini yaşadığımız sıkıntıları beraberinde getirecektir.BASINA yayın özgürlüğünde baskıcı davranmak hala oturmamış olan özde demokrasinin yara alması demektir,bu son derece ciddi sıkıntılar doğuracaktır,hükümetlerin medyası olmaz toplumun medyası vardır,tarafsızlık yaratabilmek önemlidir,toplumun aydınlatılması bilgilendirilmesi yönünde Basına destek olmak kaynak aktarmak özgür bırakmak,demokrasinin bir gereğidir.
CEHALETİN TABLOSU:
Okumayan bir toplum yaratıldı,72 milyona yaklaşan Türkiye'de onbinde bir kişinin kitap ve gazete okuguğu bir toplum ,82 milyon Almanya ve onaltı bin kütüphanesi var,Türkiyede bu sayı 1500 civarında,işte aradaki fark burada.İngiltere ve Fransa'da yüzde 22,Japonya'da 16,Amerika'da 13 Almanya'da yüzde 44,kitap ve gazete okuyor.Türkiye'de vatandaşların ihtiyaç listesinde 245 sırada kitap ve gazete yer alıyor.bu sayı 2000 yılında 200 dü,ama şimdi bu rakam 2009 da 245,toplum hızla aydınlanmanın gerisine çekilmiş.Ama acı bir gerçekte Türk halkı günde sekiz saat Tv seyrediyor.Sabah içi boş anlamsız bacım edebiyatı yapan proğramlar,manasız yersiz kadın proğramları,yada saatlerce toplumu uyutan MİSTİK diziler.Bir japon bir yılda ortalama 25,İsviçreli 10,Fransız 8,ama bir Türk ise yılda sadece bir kitap okuyor.Pembe dizi ve dini kitap okuma alışkanlığı ise % 75. Ama 7 milyonluk Azerbaycan'da kitaplar ortalama 100 bin trajla basılırken,72 milyon Türkiye'de 2-3 bin adet basılıyor.Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporunda kitap okuma sıralamasında Türkiye,Libya,Tanzanya,Kongo,ve Ermenistan gibi ülkelerin arkasında 88 sırada yer alıyor.Bana haksızlık yapıyorsun diyenler olacaktır,ama yaşadığımız topluma baktığımızda yaşananlar gelişmeler ve sırf inaç duygusuyla bağlı kaldığı sistemin içinde uyutulmuşluğun resmini görmek sanırım yeterli olacaktır.
Fransa'da halk kahramanı Jeanne D'arc,Fransa'nın yeniden oluşumunda savaşmış bir kahramandı,Aydınlık istemeyen karanlık düşünenler,onu ödüllendirmek adına bir kazığa bağladıklarında iş işten geçmişti,son ana kadar diri diri yakılacağını bile anlayamayacak kadar saftı.işte şimdi Türkiye'de yüzlerce Jeanne D'arc lar yaratılıyor.yani saf ve temiz duygularla inanmışlığın ve inaçların öfkesinde kalmamak adına uyutulmaya razı bir toplum,şimdi bu duygulaşımla yaratılmış bir toplumun yine vereceğii yetkiyi almak için çırpınan bir sistem (Apeke) ve aldığında asıl felakete sürüklenen bir Türkiye.Yani seçimlerden sonra oluşacak yeni bir siyasal oluşumun resmi.
Dünya Modernizim gerçeğini 1874 Fransız devrimiyle yaşadı,Türkiye'de bu gerçek hala tartışılıyor kimsenin işine gelmiyor Türkiye'nin Modernizim ve çağdaşlığın gerçeğini güzelliklerini görmesi yaşaması. Çok az sayıda üstelik korkararak seslerini duyurmaya çalışan aydınlar grubu,ve Atatürk değerlerini savunan çağdaş laik uygar kemalist toplum.bu değişimi tüm uluslararası alanda kalıclılığını savunmaya çalışsalarda tıkanıp kalıyorlar,yada bu korkunun yaşananların içinde fazla seslerini çıkaramayacak noktaya getirmenin sıkıntılarını yaşıyor.Yani düşündüğünü yazabilmenin özgürlüğünü hala bu korkuyu taşıyan bir farklı kesim var Türkiye'de.
Beethoven sağırdı Mozart marangozdu ama ölümsüz eserler bıraktılar dünyada,Türkiye'de bu değerlerin bu anlamda kalması ve bu kadar önemli sanatçıların aydınların yetişmesi,sistem yaratıclarını biraz korkuttu sanırım,bu bakımdan sanatın içine ederim diyen bir sistemin yaratıcısı olmak işte acı sonuç bu aslında.bir türlü gerçek anlamda değer görmeyen sanat ve sanatçıların yaşadığı Türkiye.Ve Anıtkabirin önünden geçen caddenin adını değiştirip,96 yıl önce ölen kimsenin tanımadığı bir Tatar şair 'Abdullah Gabdulla' adını vermek.başka bir sokağa vaki adını değiştirip 105 yıl önce ölen Kazak şair ' Abay Kuranbay ' adıyla değiştirmek,ve hiç bir yetkisi olmadığı halde,bir başkan yardımcısı kendi yaşadığı sokağa kendi adını vermesi,bütün bunlar Türkiye'nin farklı bir modelin içine doğru sürüklemesi gerçeğini göstermiyormu!Adı İnaçların topluluğu yani (Ilımlı İslam Modeli-cumhuriyeti).
Uluslararası değişimin hala gerisinde tıkanmış kalmış Türkiye,Kendi ülkesini Batı'ya şikayet eden bir Dışişleri Bakanı,' Türkiye'de islamı değerlere baskı var'diyerek konuştu.Davos'taki serenat gelecekte Türkiye'ye pahalıya mal olacak,ama bunu hala meydanlarda seçim malzemesi olarak yatırıma dönüştürmeye çalışmak çok yanlıştı bana göre.ve orada haklı olduğunuz noktada haklılığı tehlikeli bir gösteri haline getirmekte.Dünyaya vereceğiniz mesaj bu olmamalıydı orada.Türkiye çok şey kaybediyor üstelikte inanmadığınız ve hristiyanlar topluluğu dediğiniz (AB) sürecinde de gelinen noktada bunun etkileşimini yaşıyor Türkiye.Şimdi son derece önemli bir seçim sürecine giriyor,Bu seçimlerden sonra çok farklı bir tablo çıkacak ortaya,bu değişim Türkiye adına çok önemli değişimler siyasal kararların alınmasını beraberinde getirecektir.Hızla islamın etkileşimine kayıyor Türkiye,bu da yine çok ciddi sıkıntıları ortaya çıkaracak yani dediğim gibi farklı modellerin oluşması en tehlikelisi de (Mitozasyon) korkarım bu sonuç yaşanmaz,, zira Türkiye şimdi her türlü oluşumların yaşanası noktasında bulunuyor.bu bakımdan herkesin sağ duyulu olması gerekiyor.'Türkiye nereye gidiyor?' işte asıl gözlenmesi üzerinde durulması gereken soru.
[Bu sayfa 248 kez görüntülendi.]
Dr.Levent SECER TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI