Değişimden çağdaşlıktan ve Demokrasiden söz edenlerin, Türkiye'yi getirdikleri noktada halabir çözüm arayışında olamamaları düşündürücüdür.Türkiye tarihinde hiç bu kadar siyasal bir tıkanmanın içinde olmadı.Uluslararası değişimden uzak bir politikanın getirisinde Türkiye hala bu saygınlığını kazanamadı,inadına adına'Ilımlı İslam'dedikleri sistemde tıkanıp kalmalarının bedelini Türkiye ödüyor aslında.Her yıl değiştik büyüdük diyenlerin görmemezlikten geldikleri acı bir gerçek,her yıl ülkede işsiz sayısı hızla artmakta,bu yıl içinde 9.4 olarak gösteren sayı 230 bin. ve dahada artmaktadır.(TÜİK) verilerine göre bu sayı ürkütücüdür ama kimin umurunda!
Dünyada açlıktan ve çeşitli olumsuzluklardan ölenlerin sayısı 300 bin,savaş vs bunları eklersek fark çok büyük,ama Allah korusun benim ülkemde dilerim gelecekte bu sayıyı açlık ve yaşamsal olumsuzluklar körüklemez.
Yakın zamanda Dünyada oluşan Küresel Krizin Türkiye'ye yansımadığını söyleyenler,bunun inandırıcı olmadığını tabiki biliyorlardı,yaklaşan yerel seçimlerden sonra bunun olumsuz etkileşimini yine doğruyu yansıtmadıkları vatandaşa nasıl izah edecekler acaba?Türk toplumu hala bekliyor,Türk ekonomisi sağlam diyenler,(İMF)ile sertleşmede yine kapatmaya çalıştıkları(CIA) modelibir plan içindeler.
Sonunda İMF'ye evet demek boyun egmek onlar için planın bir parçası aslında..Ancak Küresel krizin Türkiye'ye olası etkileri sadece iktisadi bir olgu olarak sınırlı kalmayacak derecede karmaşık süreçlere gebedir.Kapitalizmin burada yansımalarına gelince,bu tür krizlerde sonunda
birdaha kolay kolay, yerinden oynayan taşların yine yerine konamayacagıdır.aslında küresel krizlerde daha çok yoksul ve az gelişmiş ülkelerin sınırları yeniden şekillencektedir.Emperyalizm kuramının öncülerinden olan ROSA LÜKSEMBURG'un düzeltici savaş olarak adlandırdığı bu şiddet ve yıkım olgusu günümüz küresel krizin tamamlayıcı bir unsuru olarak yaşanabilir.İşte Türkiye böylebir siyasi yapılanma tasarımlarının merkezinde olan bir coğrafyada bulunmaktadır.Bu gerçegi şimdi bize bir şey olmaz etkilenmeyiz diyenlerin iyi görmesi gerek.
Türkiye 1929 küresel krizden daha az etkilenerek çıktı,şimdi 2008 krizinde ise 1929-1930 dönemine bakarak bunuda atlatırız demek anlayışı sonunda çok ağır bir bedel ödememizi getirebilir.Ulusal sanayinin,Ekonominin,tüm finans kurumlarının,bundan zarar göreceği ortada.Pekiböyle olası bir krizden az zarar ğörerek kurtulmanın çaresi varmı?Türkiye Ekonomide içe ve dışa yönelik kazanımları iyi değerlendirmeli,ekonomide iç talebe yönelik etkileşime bakmalı,Ulusal sanayinin dikey ve yatay bağlantılarını güçlendirecek,ithalat sektörünün ön plana çıkartılması:Finansal spekülasyon oyunlarında döviz spekülasyonunu çarçur etmek yerine ulusal tasarrufların sabit sermaye yatırımlarına yönlendirilmesi:Sıcak paranın getirisinin düşürülüp dövizin biraz daha hareketlendirilmesi:ve böylece ihracatcının ucuz ihracat yoluyla değil:ihracat gelirleri ile ve üretkenlik yoluyla gelir kazanması ..şeklinde özetlenebilir bunlar aslında ilk akla gelebilecek rasyonal kararlardır..
Ne yazık ki bu türden bir ulusal kalkınma programını 2000'li yılların Türkiye'sinde uygulanmasını önleyen çok daha büyük bir engel vardı:1923 sonrası Türkiye'si emperyalizme karşı vermiş olduğu savaştan zaferle çıkmanın onurunu taşıyan ve gerek ekonomisi,ve gerekse siyasiyapısıyla tam bağımsız ülkeydi.
Hükümetin ve yasa dışı ekonomistlerin' Bize birşey olmaz' demelerine kızan TÜSİAD ve kamu liberal iş çevrelerimiz ise adeta şimdi' timsah gözyaşları' döküyorlar.ABD kaynaklı finansal krizin etkileşiminde Türkiye'de hala sıkıntının aşılamadığını görmek mümkün.Yani Türkiye'nin bizim krizimiz başka,ulusal krizin dahada ötesinde,küresel krizde yoksullaşmanın içine doğru sürüklenen bir ' Piyasal kriz ' dahada büyüyecektir..
ABD ve İngiltere kendi bankalarına para aktarmalarında ' Sosyalist gibiler' diyenlere şu gerçeği hatırlatmak gerek.' Çünküonlar halkın değil kapitalistlerin devletleridir:bu gibi durumlar için vardırlar ve görevlerini yapmaktadırlar' Türkiye'de acaba bu etkileşimin içindemi ? belkide bunu yavaş yavaş göstermeye çalışmaktadırlar siyasal sorululuklarını farklı modele sürüklemek isteyenler.
Sait Faik'in 1938 yılında yazdığı ' Kriz ' adlı romanında insan değerleri önplana çıkmakta:LOUVRE müzesi yanmakta ,içerde bir siyahi çocuk birde MONA LİSA tablosu var.İçeri koşanlar ya tabloyu yada küçük çocuğu kurtaracaktır.Ama yazar tavrını çocuktan yana kullanır onun kurtarılmasına öncelik verir.
Keşke şimdi günümüzde bu denli duyarlılıkları yaşayabilsek,birbirimizin kolundcan tutarak kaldırabilsek,düşmemeye çalışanları dahada yere serilmesine seyirci kalmasak,böyle bir ulusallığın duyarlılığını acaba bize hatırlatacak değerlerin varflığını,kendi imtiyazlılılarını düşünenler bu rüyadan kurttulupta bize hatırlatsalar,bu ülke Atatürk değerlerinin bile unutturulmaya çalışıldığı,onu sarhoş ayyaş kavgacı geçimsiz diktatör olarak göstermeye çalışmaları,bana öyle geliyorki hala bu önemli gerçeği görmek istemiyorlar.Tüm dünyanın ulaşılmaz bir devrim modeliolarak gösterdiği Atatürk.kendi ülkemizde hala tartışılıyor olması düşündürücüdür.
' Benim mirasım akılve Bilimdir' diyen Atatürk bu kısacık sözlerinde Türkiye'de aslında hala var olan tıkanmışlığın aşılamaması,bilimle dini çatışma haline sokmaya çalışanların, bu değişimden rahatsız olmalarını görmek mümkün,Aydınlık çağdaş uygar laik özde bir demokrasi anlayışı işte Atatürk bunları miras olarak bıraktı, 1933 yılında yaptığı konuşmasında Atatürk bu değerlere önem vermişti.' Benden sonra beni benimsemek isteyenler,bu temel değerler etrafında toplanmasını bilmeliler' demişti.
amaşimdi içinde yaşadığımız küresel krizin bile bize yansımaz diyenler,küresel krizden daha çok Atatürk'ün hala bilimselliğini aydınlığını kriz olarak göstermeye çalışma ları değişen dünyada bir bağnazlıktır.
Daha yeni seçimden çıkan ABD bile şimdi yenibir değişimin içinde olmaktan söz ediyor.Tabi bu Dünyanın ABD üzerindeki olumsuzluğunu değiştirebilecekmi?bunu zaman gösterecek.Dilerim bu değişim dünya barışı için bir başlangıç olur bekleyip göreceğiz.
Ama benim ülkemde hala değişmeyen değerler var,budeğişmezlik kalıcılıktan kurtulamazsak,EKONOMİK açıdan yaşanan küresel krizin getirisinde zayıf bir millet fakir bir millet olarak yoksulluktan kurtulamayız:bir uygarlığa,bolluk ve mutluluğa kavuşamayız,sosyal ve siyasi felaketlerden yakamızı kurtaramayız:işte asılbüyük KRİZ budur .
Dilerim Türkiye'yi yönetenler bu gerçeği zaman geçmeden anlarlar.
[Bu sayfa 306 kez görüntülendi.]
Dr.Levent SECER TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI