Bugün yaşadığımız pek çok sorunun kaynağında,Avrupa'nın zenginliğini kültürünü dünyaya bakış açısını ,yakalayamamış olmanın eksikliğini görmek mümkün. Bu bakış açısı özünde yanlış mı?gelin, gündemi meşgul eden ve Türkiye'nin büyük enerjisini alan iki önemli soruna bakalım isterseniz:Dinci politika'nın doğurduğu ılımlı islam modeli bu Türkiye'nin artık yavaş yavaş yaşayacağı bir yazgı,ve asıl önemli diğer konuda Kürt ayrılıkçılığı!
Dinci politika 2001 kriziyle hızlı bir yükseliş yaşadı. Laik düzenin çağdaş değişimin Atatürk felsefesinin,yok sayılmasını Kemalist düşüncenin artık ömrünü tamamladığını söyleyenlerin,alternatif değişim olarak Dinselliği islam modelini ümmetçiliği ısrarla hayata geçirmenin yapılanmasını iyi işleyenlerin savundukları politika. Eğitimi bilimsel kurumları Tubitak'ı, Üniversiteleri Cumhuriyet'in değerlerini tüm devlet kurumlarını ele geçirmeyi bir zafer olarak gördüler. Özellikle eğitimi dinselleştirmeyi zaman içinde kendi düşüncelerini ifade eder nitelikte yapılaşmayı deniyorlar. Bunu da başardılar,tüm devlet kadroları dinsel düşüncelerin etkileşiminde,daha önce kabul görmeyen kişiler atamaları hızla yapılmakta, üstelikte en kritik kadrolarda görevlendiriliyorlar.
Özellikle kürt kökenli yerleşim bölgelerinde, yıllardır eksikliği görülen bölge halkının eğitim kültürel ve ekonomik açıdan iyileştirilmemesinin sıkıntılarını yaşamak, sonunda güney doğuda ciddi anlamda sorunlar yaşanması,şimdi gelinen noktada acı tabloyu farklı biçimde yansıdığı anlamda görmek mümkün.
Hala ülkemizde ciddi anlamda eksikliğini gördüğümüz 'demokrasi' eksikliği bütün bu sorunların dogmasına sebep olmaktadır. İkinci Dünya savaşı sonrasında solun yaşadığı anlamını yitirmiş demokrasi ? ağalık ilişkilerini ayakta tutan 'demokratik' yapı? İşte gelinen noktada yaşanılan olumsuzluklar, bununda ötesinde dinsel gücün boşluğu iyi görüp toplumu kendi düşünceleri doğrultusunda işlemesini başarmış olmaları. Bir türlü dogması gerekli olan 'demokrasi'nin' yaşatılamadığı gerçeği.1940'lara kadar 16 avcı uçağı üretmiş bir ülkenin,bu iradeden ayrılıp ABD ve Avrupa'nın ileri karakolu olmayı kabul etmesi kabul edilebilir mi?Çağdaşlaşmaya batı darbesi uluslararası değişime ise kendi içimizde islam modelidir diye,sessizce Türkiye'yi bir olmazların içine sürüklemenin sıkıntılarını acaba ne zaman göreceğiz?
Türkiye,Malezya olur mu? bunu aylarca konuştuk durduk,o Malezya'ki bugün içine kapanık bir ülke. Ama bizim bağnaz katı kurallarının olduğunu sandığımız ülkede tüm bu düşüncelerin aksine arklı bir değişimde gizli,UNESCO 'nun OECD verilerine dayanılarak ülkede 132 milyon üniversite öğrencisi global bazda eğitim görüyor ve buda ülkeye 350 milyar dolar girdiğinin resmi,25 milyonluk Malezya'da,60 bin yabancı ögrenci var buna karşılık sadece 45 üniversite bulunuyor.72 milyonluk Türkiye'de 150 üniversite var,buna karşılık 2000 yabancı öğrenci bulunuyor. Şimdi sormak gerekir Malezya'laşmanın neresindeyiz? Bilimde, teknolojide, eğitimde, çağdaşlaşmada, kalkınmada, ulusal değişim projesyonunda, inovasyona bakan değişimde, Malezya'nın neresindeyiz ?
Ama Cumhuriyet değerlerinden,Atatürk'ten onun düşüncelerinden rahatsızlık duymak,ılımlı islam modeline doğru ülkeyi götürmenin anlamsızlığı,tüm kurumların dinselleştirilmesi,Çağdaş laik Atatürk aydınlığında yapılanmanın gittikçe unutturulmaya çalışılması,'DİNCİ POLİTİKA ' etkinliğinin daha ağır bastırılması,sivil Anayasadan Atatürk' fikirlerinin yok kabul edilmesi, yaratılan türban sorunu,dün Cumhuri-yet'ten anlamsızlığından söz etmenin haklılığını savunmanın, bugün Cumhuriyet'in kazanımlarıyla ayakta tutunmaya çalışan 'demokrasi'yi' dahada yok etmeyi,1960 larda biraz olsun nefesini duymaya başla-dığımız bu 'demokrasi'yi' şimdi arar duruma getirilmiş olmayı, başaranlar şimdi gittikçe dahada zor yılların geleceğini,Türkiye'yi bu noktaya geldiği zamanda acaba sorumluluğu alabilecekler mi? |