2009 1 Mayıs’ını akşam haberlerinde dikkatle izlemek, Türkiye’nin fotoğrafını çekmek gibi bir şey…
Halkın genellikle izlediği üç-beş kanalı, birbiri peşi-sıra “zap”layarak, bu fotoğrafın netlik ayarını yapabilirsiniz.
Ancak dikkatli olacaksınız… Ve bir elinizde iyi bir süzgeç ve diğer elinizde de bir terazi tutacaksınız.
Yani, objektif ve adil olacaksınız.
Ne görüyorsunuz?..
Ben şunları gördüm ve sizlerle paylaşmak istiyorum:
1 Mayıs’ın İstanbul’unda işçi sınıfı yoğunluklu olarak Kadıköy’de toplandı.
Kadıköy meydanında 20.000’i aşkın işçi vardı.
Sabah, 28 yıldır girilmesi “yasak bölge” ilan edilen Taksim Meydanı’na girdi Türkiye İşçi Sınıfı… Düzen içinde, disiplinli bir müfreze gibi… Sloganlar atarak, horon teperek, marşlar söyleyerek…
Ve sonra bir gurup insan, yıllar önce binlerce işçinin üzerine kurşun yağdırılan otel penceresinden bir pankart sallandırdı aşağılara…
Pankartta, failleri bulunamayan, bulunmayan [ve Türkiye’de gerçek hukuk devleti işlerlik kazanmadan da hiçbir zaman] bulunamayacak olan katillerin yakalanması talep ediliyordu…
Ve işçiler, nitelikleri ve kimlikleri oldukça “derin” olan 1 Mayıs katillerinin kendilerine yasak ettiği meydana… uzun yıllar sonra girebiliyordular…
Bütün bunlar, 1 Mayıs’ın kanunla resmi bayram ilan edildiği bir süreç içinde gerçekleşiyordu…
Ve 2009 yılının 1 Mayıs’ının gerçeği buydu…
Haberlere yansıması gereken [gerçek] özü ve esası buydu…
Ama, medyanın renkli camında Türkiye böyle gösterilmiyordu…
Türkiye insanına 1 Mayıs İşçi Bayramı, çok farklı bir açıdan ve çok farklı maksatlara hizmet edilerek, çok farklı bir biçimde yansıtılıyordu…
Açıyordunuz televizyon kanallarının birçoğunu…
Ateş, kan, Molotof kokteylleri, maskeli teröristler ve biber gazı tabancaları ile sokak aralarında teröristlerle mecalleşen polis müfrezeleri…
Kadıköy’de 20.000’i aşkın emekçi miting yapıyor ve haykırıyor:
-Ne ABD, ne AB; tam bağımsız Türkiye!...
Bu muhteşem bilinç fırtınası ekranlara yansıtılmıyor.
Taksim’de işçiler Atatürk heykeline kümelenmişler, bağırıyorlar:
-Kanlı 1 Mayısların katilleri bulunsun!..
Bu haykırış da, ekranlara yansıtılmıyor.
Peki, yansıtılan nedir?
30-40 çapulcu bir sokakta polise kaldırım taşı fırlatıyor.
Bilemediniz 70-80 PKK’lı, maske takmış, polise taş atıyor, otomobillerin camlarını kırıyor…
Döndür döndür aynı görüntüler… Tekrar tekrar aynı fotoğraflar…
PKK’lı gelişmelerden emin… Görüntülerinin ekranlara yansıyacağına imanlı…
Kendi propagandasının bedavadan yapılacağına inançlı.. Saldırıyor!..
Biçare polis memurları da bu acımasız senaryoda kendilerine biçilen figüran rolünden bıkkın, uğraşıp duruyor, didinip duruyor İstanbul sokaklarında…
Ve Türkiye halkına iletilen 1 Mayıs haberinin yüzde 95’i işte bu provokasyon görüntüleridir…
Amaç ne midir?..
Kadıköy’deki 20.000 işçinin demokratik gösterisinin, Taksim Meydanı’nın tekrar kazanılmasının ve 1 Mayıs katillerinin bulunmasını haykıran işçi sınıfının bilinçli tavrının üzerinin örtülmesidir amaç!.. Peki bu amaca ulaşılabilmiş midir?
Evet, habercilik anlamında başarıya ulaşılmıştır.
Ama gerçeği bilen ve olayları süzebilen insanların gözünde olup-bitenler gerçek anlamda bir fiyaskodur…
Demek ki meselemiz, insanımızı, kendisine sunulan alelade haberlere kanan bir düzlemden, olup-biteni süzebilen bir bilince yükseltebilmektir…
Haydi, hepimize kolay gelsin… İşimiz o kadar kolay olmasa da, birilerinin dediği kadar da zor değil…
Meğer ki, çalışalım ve doğru, dosdoğru bir yönde, sağlam adımlarla ilerleyelim…
Hepsi bu kadar.
[Bu sayfa 190 kez görüntülendi.]
Faruk HAKSAL TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI