Bir parti seçmene buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtıyor…
Yetmiyor; hamiline çek dağıtıyor.
Yetmiyor; el altından gizli-saklı ulufeler dağıtıyor…
Peki, bu dağıtılanlar neyin karşılığıdır?..
Bir-kaç oyun…
- Vay babo, vay, vay!... Böyle sesleniyor Aşık Muhsuni Şerif… Vay babo, vay vay…
Bu ülke nerelere kadar getirilmiş…
Türk insanı ne ölçüde bir horlanmanın ve aşağılanmanın konusu haline indirgenmiş!..
İnsan haysiyeti denen bir şey var.
İnsanın, sadece insan olmaktan kaynaklanan hakları var, onuru var, şerefi var…
Siz insanları avuç açacak bir noktaya kadar sömürün, yoksullaştırın… Ve sonra da karşılarına bir kurtarıcı olarak çıkıp, bahşiş dağıtın, sadaka dağıtın…
Ayıptır, günahtır, rezilliktir bu yapılanlar…
Seçmene dağıtılan ulufelerin büyüğü, küçüğü, pahalısı, ucuzu olmaz…
Birisi buzdolabı dağıtır; diğeri ondan ilham alır, döner-ekmek dağıtır…
Ne farkı vardır ki?..
Ama Türk insanı bu onur kırıcı manzaranın cevabını 29 Mart'ta verecektir… Vermelidir; vermek zorundadır!..
Ev başı buzdolabı, adam başı günde …şu kadar TL ve öğün başı döner-ekmek ya da üç kap yemek!..
Bu ne biçim seçimdir?
Halkın bu ölçüde aşağılandığı bir başka dönemi yaşamış mıdır Türkiye?..
Hani, “önce insan”dı?..
Hani, halkçılıktı?..
Hani?.. Hani?..
Şarkıcılarla, türkücülerle oy toplama kurnazlığı halkı sürü olarak gören bir Amerikan yöntemidir…
Ülkemiz içindeki gizli Amerikancıların da bu yöntemi aynen benimsediklerini görüp, üzülmemek elde değildir.
Bu kişilerin bir eli ranttadır… Bir eli bürokraside…
Bir elleri siyasi partilerde gezinir… Diğer elleri banka hesaplarında.
Ve tapu kayıtlarında… Ve tapu kayıtlarında!..
Aman dikkat, sevgili milletim…
Aman dikkat!..
Dikkatli olalım, bilinçli olalım ve tezgâhlanan bütün oyunları 29 Mart günü hep birlikte bozarak, düzlüğe çıkalım… Aydınlığa varalım!..
Ve hep birlikte, tertemiz bir ülke ile arınmış bir beldenin mimarları olalım…
[Bu sayfa 250 kez görüntülendi.]
Faruk HAKSAL TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI