Demokrasi uzlaşma kültürüdür, diyor bazıları…
Uzlaşırken masadaki gücünü doğru hesaplayacak ve bu gücü akıllıca kullanacak ve o gücün rüzgârını arkana “hoşgörü” içinde alacaksın…
Kendini Kaf Dağı’nda görmeyeceksin…
Karşındaki insanları aşağılayan, çimdikleyen, tahrik eden bir duruştan özenle uzak duracaksın.
Ve uzlaşalım derken de –asla- yozlaşmayacaksın…
Gayeye varmak için her yolun meşru olduğunu söyleyenleri masanın kenarında bırakıp, iyi niyet faktörünü baş tacı edeceksin.
Ne için uzlaşılması gerektiğini… Kiminle uzlaşılması gerektiğini… Doğru tespit edeceksin; iyi değerlendireceksin; içtenlikle ortaya koyacaksın…
Evet, bütün bunları yapacaksın.
Ya da yapmayacaksın.
Ama o zaman da ortaya çıkacak “zorunlu sonuç”lardan yakınmayacaksın.
Suçu başkalarına atıp, işin içinden sıyrılmaya kalkışmayacaksın.
Orada öyle, burada böyle söyleyip, adamına göre şerbet vermeyeceksin.
“Hak bellediğin yolda yalnız gidebileceksin…”
Yapayalnız da kalsan, eğilip, bükülmeyeceksin: Omurganı dik, bileğini sağlam tutacak… Yüzünden ve moral dünyandan gülücüklerini eksik etmeyeceksin.
Sabırla ve inatla kendi kişiliğini onaracak, geliştirecek, yükselteceksin…
Hayattaki en kıymetli hazinemizin aklımızdan da ziyade, kişiliğimiz olduğu gerçeğini gününün “Besmele”si; hayatının “Amentü”sü yapacaksın!..
Ve bil ki o zaman, yine sen kazanacaksın!
Geçmiş yaşantını kendi küçük kişisel tarihinin bilinci ile süzebildiğin ölçüde, yine sen kazanacaksın.
Çıkar için uzlaşmayacaksın!
Bir gerçeğin çeşitli katmanlarını birbirine eklerken, katmanların kökenindeki saklı gerçeği ortaya çıkartabilmek için… ve ancak bu nedenle uzlaşacaksın…
Bir pastayı bölüşmek için değil; o pastanın daha iyi yapılabilmesi amacıyla sarf edilecek emeğin paylaşılmasında uzlaşacaksın…
İşbölümünün daha verimli, daha yararlı ve daha zengin bir yaratıya doğru yönlenebilmesi için koluna gireceksin insanların… Onları aşağıya çekmek için değil; tepe taklak yuvarlamak için değil; “belden aşağıya vurup, puan alma” umudu ile değil… Kendinden bir adam yaratmak… ve bu yaratının toplumsal koşullarını oluşturmak için… el ele olacaksın insanlarla; omuz omuza, “hep beraber…”
“Yârin yanağından gayrı her yerde,
herşeyde… hep beraber…” olacaksın insanlarla…
Anlıyor musun sevgili arkadaşım; beni duyabiliyor musun?..
Sen hep bir ağızdan türkü söylemenin o olağanüstü gücünü, lezzetini ve keyfini…
Biliyor musun?..
[Bu sayfa 197 kez görüntülendi.]
Faruk HAKSAL TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI