Türkiye halkının kafası karışıktır…
Bir yanda üst düzey generaller, genelkurmay başkanları, üniversite rektörleri, yurtsever aydınlar, ulusalcı parti liderleri ve laik Cumhuriyetten yana yurtseverler…
Öte yanda toprağa gömülü bombalar, mermiler ve Susurluk…
“Bir kısım” medya, her geçen gün kirli haber kusmaktadır kitlelerin üzerine.
Bir yanda teröre karşı en büyük mücadeleyi veren gazi albayın intiharı… Öte yanda “kiralık” medyanın psikolojik-savaş malzemesi yaptığı haberlerinin kaynağında bir PKK itirafçısı ve bir Kanadalı Haham…
Her gün daha da karışmakta/ karıştırılmaktadır Türkiye halkının kafası…
Daha da karıştırılmakta… Ve yaratılan bu karışıklıktan medet umularak politika yapılmaktadır!..
Türkiye’nin gelecekteki gündemini belirleyecek olan soru şudur:
-Türkiye halkının kafasındaki karışıklık son bulduğun da mı, aydınlığa çıkılacaktır?..
Yoksa;
-Tozu dumana katan bu karışıklık son bulduğunda mı halkın kafasındaki belirsizlik ortadan kalkacaktır?
Bu soru, “yumurta mı tavuktan; yoksa tavuk mu yumurtadan çıkmıştır” gibisinden bir soru değildir.
Ciddi, trajik ve son derece önemli bir sorudur…
Soruyu şöyle sormak da mümkün:
-Türkiye bu kanarlıktan, halkının eylemli bilinci ile sıyrılacaktır?.. Yoksa, yine yukarılardan esecek olan bir rüzgar mı dağıtacaktır ülkenin başına çöken kara bulutları?..
Daha Türkçesi ve kısacası;
-Türkiye, 2009 yılında, rüştünü ispat edebilecek midir?
Laik Cumhuriyet, üç/çeyrek yüzyıllık kurumları ile, demokratik hukuk devleti ilkelerine bağlı kalarak bu meselenin üstesinden gelebilecek midir?..
Mesele buradadır!
Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi, “Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet payidar kalacağına” olan inancımız, içtenlikle sonsuzdur…
Ülkemizin içinden geçtiği bu oldukça dar boğazda yol alırken tüm dileğimiz, zor geçit vereceği daha şimdiden belli olan bu sarp dağları, Cumhuriyetimizin kendi kurumları ile tırmanmak ve halkımızın kendi emeği ve bilinci ile aşmaktan ibarettir…
Türkiye halkı ve demokrasisi, işte ancak o zaman rüştünü gerçekten ispat etmiş olacaktır.
Ülkenin tüm yurtsever aydınları, tam bağımsız, laik cumhuriyetten yana tüm halk kitleleri tüm enerjilerini işte bu reşit olma mücadelesine adamak zorundadırlar.
Reşit olmak; yani, iyiyi kötüden ayırt edebilme gücü ile kendi kaderine egemen olabilme bilinç ve yeteneği…
İşte günümüz Türkiye’sinde peşine düşülen budur.
Yaratılan kargaşanın ortasında bu bilinç soruşturul-maktadır!
[Bu sayfa 184 kez görüntülendi.]
Faruk HAKSAL TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI