Hukuk kitaplarımızda savcılık soruşturmasının “gizli” olduğu yazıyor.
Savcı, öncelikle kanıtları bulup çıkartacak; bulup çıkarttığı kanıtların ortaya koyduğu suçu tespit edecek… Ve sonra da, bu suçu işlediği düşünülen kişileri çağırıp, ifadelerine başvuracaktır.
Yani, ortada ilk önce kanıtlar olacak, sonra suç ve en sonunda da o suçu işlediği “sanılan” sanıklar…
Yani savcı, önce adamı içeriye tıkıp, sonra kanıt aramayacak; sonra suçun ne olduğunu düşünmeyecek, köşe bucak aramayacaktır… Bu Bir!..
Sonra…
Savcının yaptığı bu soruşturma süreci, tümü ile gizli olacaktır…
Bakıyoruz Ergenekon soruşturmasına…
İlk önce sanıklar kodese… Sonra, bir yılı aşkın bir süre içinde soruşturma süreci, kanıt arama meşgalesi ve [sonra] suç belirleme çalışması.
Sanıkların avukatlarına soruşturma dosyasından bilgi verilmiyor… Gerekçe oldukça ciddi: Soruşturma gizlidir.
Ancak, gizli olan dosya ile ilgili her türlü bilgi, belirli gazetelere anında servis yapılıyor. Ve böylelikle, sanığın avukatı, müvekkili ile ilgili suç isnatlarını şişirilmiş gazete haberlerinden öğreniyor… Bu iki!
Gelelim, üçüncü ve asıl konuya…
Ergenekon soruşturması hangi tarihte başladı?
Anayasa Mahkemesi’nin Kapatma Davası’ndan hemen sonra…
Ergenekon’un şimdilerde hızlanan trafiği hangi tarihlere rastlıyor?
Deniz Feneri dosyasının Alman Mahkemesi’nden Türkiye’ye gelmekte olduğu günlere.. Ne Tesadüf!.. Bu da üç!
Şimdi yazımızın son maddesine geldik.
Susurluk bir derin Devlet uygulaması mıdır?
Evet, öyledir. Bu gerçek, mahkeme kararları ile sabittir.
Peki, nedir bu Derin Devlet?..
İşte mesele budur!
Türkiye halkı, Derin Devlet’in ne olduğunu, geçmişte neler yaptığını ve [halen] neler yapma amacında olduğunu bilmek zorundadır… Ve bu zorunlulukla yüz yüze gelmiştir.
Aslında Ergenekon soruşturması, halkın bu konudaki tüm gerçekleri öğrenebilmesine olanak sağlayacak önemli bir fırsattır. Bu da dört!..
Derin Devlet, Devlet’in için yuvalanmış ikinci bir egemenlik alanıdır…
Devlet’in [münhasıran] kullanma hakkına sahip olduğu egemenliğe ortak olan gizli ve sinsi bir yapılanmadır. Egemenliğin, Devlet’in elinden alınarak, yasal olmayan bir dış güce servis edilmesinin yolu, yöntemi ve eylemlerinin toplamının adı, Derin Devlet’tir!..
Susurluk, bir Derin Devlet yapılanması idi.
İçinde bulunulan dar sokakta Türk yargısının önündeki en büyük sorumluluk, Milli Güvenlik Kurulu genel sekreteri başta olmak üzere, Türk Ordusu’nun saygıdeğer generallerinin şahıslarında Türk Ordusu’nun, Atatürkçü aydınların, laik ve demokratik hukuk devleti yanlılarının, aydınlanma, tam bağımsızlık ve Cumhuriyet savunucularının yıpratılmalarına… Bu kurum ve kişilerin, haksız ve mesnetsiz olarak saygınlıklarının zedelenmesine imkân tanımayacak ölçüde adil ve tarafsız bir tutum, duruş ve bilinçle tüm gerçeklerin aydınlanmasına büyük bir özen göstermektir…
Toplumsal güvenin kaynağında yer alan adalet duygusunun yıpratılmasına meydan vermeyecek bir titizlikle yasaların korkusuzca uygulanması, hem hukukun ve hem de ülkemizin selametine giden yolun önemli bir kilometre taşıdır.
[Bu sayfa 209 kez görüntülendi.]
Faruk HAKSAL TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI