Hayır... Niçin, bu kadar rahatsız “bazı” kişiler?.. Şaşmamak elde değil.. Ve anlamak mümkün değil!
Niçin “özür dilemek”ten bu kadar rahatsızlar?
Niçin?..
Bırakınız dilesinler, efendim, özgür bırakınız bu “çok kimlikli” aydın kişilerimizi!..
“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler...” Ve diledikleri kadar eğilip, özür dilesinler!
Onlar neo-liberaldirler. Onların anayasasında böyle yazar:
-Bırakacaksınız yapacaklar; bırakacaksınız bölecekler, sömürecekler... Ve paylarını, yüzdelerini, libor-farklarını alacaklar!..
Koca Fikret boşuna mı seslenmiş onlara:
-Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştaha sizin... tıksırınca, patlayıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!...
Ermenilerden özür diliyor haspalar...
Batı’da ihanet, İstanbul’da ihanet, basında ihanet... Ve Anadolu, avuç içi kadar kalmış olan Anadolu can derdinde... Her bir yan ihanet, sefalet, kan, bitkinlik...
Ve bu koşulların derinliğinde emperyalist Fransa’nın para-silah-asker desteğini arkasına almış olan Doğu ihaneti!... Ermeni arkadan-vurması...
Ve bu ikili-üçlü-dörtlü-beşli ihanetin araksına sığınmış olan çıkarcı ve hain bir emperyalizm...
Ve onun maşası olarak Kuvayı Milliye” kuvvetlerini arkadan vuran yeni bir ihanet zinciri...
Koşullar bunlar ey aydın müsvetteleri... Koşullar bunlar!
Siz, arkadan hançerlenen bir ulusun kendini savunması için özür mü diliyorsunuz?..
Dileyin...
Ancak, kim adına diliyorsunuz bu özürü?.. Bu nokta mühim.
Özür bir millet adına dilenir.
Bir millet adına bir şeyler yapabilmek için o milleti temsil etme yetkisine sahip olmak gerekir.
Ancak, bildiğimiz kadarıyla siz... Ve sizler, batılı amcalarınızın önünde bu milletten biri olmayı özür kabul eden aydınlarımızdansınız...
Sizin özrünüz millet adına olamaz.
Çünkü siz bu milletten yana değilsiniz.
Çünkü siz, bu millete karşı girişilmiş olan bir büyük emperyalist saldırının biçare piyonlarısınız.
Emperyalist-Batı, [maalesef] bugün, ülkemizin içinde dahi bir cephe açmış bulunmaktadır...
Siz, dilediğiniz özür silahı ile birlikte bu cephenin hangi safında olduğunuzun muhasebesini yapıp yapmadığınızı bilebilmemiz mümkün değil...
Bu muhasebeyi yapamayacak kadar çamurun içine batmışsanız eğer, söyleyecek bir sözümüz yoktur... Ama, yapmamışsanız ve siz hala, aydın olduğu ifade edilen kimliğiniz ile, bu büyük dolmayı yutmuşsanız eğer, emperyalizmin zehri kanınıza karışmadan ayılın, düşünün ve kendinize gelin... Eğer düşünerek gelebileceğiniz bir “kendi”niz mevcut değilse, bizleri de bağışlayın...
Çünkü, bu halk, bütün bu oyunların, bütün bu düzenlerin ve bütün bu saldırıların köküne kibrit suyu akıtıp, sonuna noktayı koyduğu zaman, kaderinizin ne yönde bir seyir izleyeceği konusunda size sunabileceğimiz hiçbir öneri aklımıza gelmiyor...
Olsa olsa, yapılacak tek şey, bugünden yarına ve şimdiden sizlerden özür dilemek...
-Özür dileriz, sayın “aydın^larımız; öncelikle, ve bilcümle arz-ı endam eder, bahusus saygılarımızı sunar, özür dileriz...
[Bu sayfa 166 kez görüntülendi.]
Faruk HAKSAL TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI