Anıtkabir'de bir anma töreni…
Durum acıklı.
Durum hilkat garibesi.
Durum feci!..
Cumhurbaşkanı mozoleye çelenk koyuyor..
Aslında koyuyor gibi yapıyor; çelengi taşıyan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir “er”i…
Başbakan, mozoleye çelenk koyuyor..
Aslında o da koyuyor gibi yapıyor; çelengi taşıyan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir diğer “er”i…
Usul böyle. Protokol öyle… Dünya'nın tuhaflıklarının hepsi bu yönde…
Anıtkabir'de Atatürk'ü anma törenlerine laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına katılan devlet erkânı, Türk ulusu adına taziyelerini “saygı ile” bildiriyor.
Yüzlerde üzüntü maskesi.
Gönüller belirirsiz.
Ama düşünceler belli…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimlerinin en önemlisi nedir?
Sanıyoruz, laiklik ilkesi…
Peki, Anıtkabir'de Atatürk'ün mozolesine Türk milleti adına çelenk koyup, üzüntülerini bildiren bu “önemli” kişilerin düşüncesi ne, amacı ne, hedefi ne yönde?..
İşte bu nokta önemli…
Anayasa Mahkemesi bu kişilerin kurucusu ve mensubu olduğu siyasi partinin LAİKLİK KARŞITI EYLEMLERİN ODAĞI” olduğunu tespit etti... Ve bu sebeple bu partiye para cezası verdi.
Bir yanda Türkiye Cumhuriyetini laik bir devlet yapısına kavuşturan büyük insan; öte yanda laikliği yıkmak için partisini merkez haline getiren bir takım insanlar…
Bir yanda Atatürk ilkelerinin en önemli öğesi olan laiklik; öte yanda 10 Kasım'da Atatürk önünde saygı duruşu yapan devlet görevlileri…
Türkiye'nin en büyük çelişkisi budur.
Türkiye halkı bu çelişkinin aşılması yönündeki sorumluluğunu üstlenmek, gereğini icra etmek zorundadır.
Atatürkçüyüm diyen her Türkiye vatandaşı bu çelişkinin halen yürürlükte olmasından sorumludur.
Bu sorumluluk, Atatürk'e duyduğumuz sevgi ve saygının yanında [ve aynı zamanda], ülkemizin geleceğine, dirliğine, düzenine ve tam bağımsız ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığına karşı da sahip olduğumuz sorumluluğun bir parçasıdır.
10 Kasım 2008 tarihinde Anıtkabir'deki acıklı görüntünün ortadan kaldırılması acil bir görevdir.
Bu hilkat-garibesi halin ve bu feci manzaranın utancından bu ülkeyi kurtarmak, acil ve ertelenemez bir sorumluluktur!
10 Kasımlar… Ve 10 Kasımları takip eden diğer günler, bu görev ve sorumluluk bilincinin geliştirilerek yaygınlaştırılması için birer vesile, birer basamak ve birer birleşme günüdür.
[Bu sayfa 198 kez görüntülendi.]
Faruk HAKSAL TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI