Ülkenin her bir köşesinden kıvılcımlar fışkırıyor.
Anadolu'nun her yöresinde pırıltılar…
“Çoban Ateşleri” derdi Attila İlhan bunlara.
“Fena Halde Leman” Attila ağabey… Fena halde Anadolu!..
Aynı söylediğin gibi, tıpkı anlattığın gibi…
Anadolu kaynıyor; Trakya teyakkuzda.
Anadolu'yu savunma üzerine kurulu demokratik kitle örgütleri, Rumeli'yi savunmak için oluşturulmuş kardeşleri ile birleşmek için ayağa kalkmış…
Nereye baksanız bir kıpırdanışı, bir kabına sığamayışı ve ülkenin içine düşürüldüğü bu onursuz, bu iflasa giden, bu parçalanmaya varan acıklı duruma başkaldırışı açıkça görüyorsunuz, çırılçıplak izliyorsunuz…
Her köşede “Ulusal Birlikler” oluşturuluyor.
Ulusal sözcüğü ile Milli sözcüğü arasına yerleştirilmiş bulunan naylon duvar yıkıldı, yıkılıyor…
Vatan savunması kavramı, yurtsever insanların ortak paydası olma başarısını sürdürüyor, kitleleri birleştiriyor.
“Böl ve yönet”, taktiklerinin ipliği pazara çıktı, taliplisi yok…
Millet, anca bir araya gelindiğinde millet olunacağının bilinci ile birleşiyor; hergün, her an yeniden yeniden birleşiyor…
Toplumsal muhalefetin hedefi, sloganı, çağrısı artık bellidir:
- Tam bağımsız, laik Cumhuriyet!..
Halkın belirlediği bu hedef, ister istemez siyasi partilerin MKK, GYK, PM, ABC, DEF, EGM ve benzeri kurullarında kabul görüyor (olmasa da)… “mış gibi” yapılıyor…
Bugün “mış gibi” yapacaklardır; yarın, ya bu deveyi güdecek, ya da bu diyardan gideceklerdir!..
Halkın yükselen bilinci, siyaseti bir geçim aracı olarak hayatlarına geçiren “meslek erbabı”nı hizaya getirmiştir!
Ülkenin savunulması, tam bağımsızlık bayrağının burca dikilmesi ile mümkün olabilir.
Laik Cumhuriyet ise, Türkiye Devleti Anayasası'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen temel direği, omurgasıdır.
Peki, bütün bunlar böyle ise, sorun nedir?.. Ya da nerededir?..
Sorun, birleşmektedir!
Milli bütünlüğümüzün, ulusal hedeflerimizin etrafında kenetlenmektir.
Mesele örgütlenmededir.
Var olan siyasi partilerin, derneklerin, vakıfların üst kademelerine yerleşerek fosilleşmiş kadroların “Tam Bağımsız laik Cumhuriyet” ideali yönünde dezenfekte edilmesi zorunluluğundadır…
İsmine oligarşi adı verilen bu kadrolar mutlaka yenilenmeli, var olan siyasi yapılanmalar içinde adım adım, mevzi mevzi iktidara gelmelidir.
Sorun büyük çoğunluğuna ve yükselen toplumsal bilincine rağmen kendisini henüz iktidara taşıyamamasındadır.
Sözünü ettiğim bu iktidar, ilk önce mevcut siyasal örgütlerin içinde iktidara gelecektir.
Siyasal örgütlerin içinde iktidara ayak basan halk, çevresine şöyle bir göz attığında, ülkenin iktidarını elinde tuttuğunu görecektir.
İşte mesele budur!
[Bu sayfa 203 kez görüntülendi.]
Faruk HAKSAL TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI