Özelleştirme , sözcük olarak , kamu kaynaklarının , özel kişilere satılması anlamına gelmektedir . Özelleştirmeler , Ülkemizde ilk kez , 1986 yılında Başbakan Özal tarafından dile getirildi . Önceleri , sanki , kamuya ait ve zarar eden kaynaklar satılacakmış gibi söylendi , öyle davranıldı . Daha sonra ki yıllar da ise , kamuya ait ne varsa , satılmaya başlandı . En çok ta , “ Devlet tüccar değildir . Devlet bu tür işlerle uğraşmaz . “ denildi . Zarar eden kamu kurumları örnek gösterildi . “ Bunlar devletin üzerinde yüktür . “ denildi . Devletin , vatandaşlarına hizmet götürürken , kâr amacı taşımaması , sosyal devletin amacının hizmet olduğu unutuldu . Cumhuriyetimiz kurulurken , 1920 den , Atatürk’ün öldüğü 1938’e kadar , Türkiye de fiyatlar hiç yükselmiyor , Türk Lirasının değeri ABD Dolarına eşittir .
Ekonomik kalkınmayı sağlamak için o dönemde , kamu ekonomik kurumları ( KİT ) ler kuruluyor . Sümerbank , Etibank , Şeker Fabrikaları , Murgul Bakır İşletmeleri , Tekel , zaman içerisinde, demir çelik sanayi vb. işletmeler , bu dönemde kurulmuştur . Bu işletmeler, zaman içerisinde, 1950 li yıllardan sonra , sağ yönetimler tarafından , yandaşların yararlanması için arpalık olarak kullanılmışlardır .
27 Kasım 1994 tarihinde , Başbakanlığa bağlı “ Özelleştirme İdaresi Başkanlığı “ kuruldu . Böylece , özelleştirmeler , bu kurum aracılığı ile yürütülmeye başlanıldı . Sırası ile , Cumhuriyetten ve Atatürkten armağan tüm ekonomik kaynaklarımız yerli ve yabancı ana paraya satılmaya başlandı . Zaman içerisinde , yabancı alıcılar ağırlık kazandı . Öyle bir dönem geldi ki , limanlarımız , haberleşme kaynaklarımız , önemli sanayi kurumlarımız , ulusal değerde ki ekonomik kaynaklarımız , yabancıların eline geçti .
Özelleştirme adı altında , yerli ve yabancı anaparaya satılan en değerli ekonomik kaynaklarımız , gerçekte , Ulusumuzun en önemli varlıklarıdır . Bu kaynaklar çoğu kez , gerçek değerlerinin çok altında ve taksitlerle satılmışlardır . Alanlar , elde ettikleri kârları ile taksitleri ödemişlerdir . Bir bölüm fabrikalar ise , yeni alıcıları tarafından kapatılmış, taşınmazları , aldıkları paranın çok üzerinde elden çıkarılmış çalışan işçilerin ise işlerine son verilmiştir . Türk Telekom Araplara satılmıştır . Bu yolla , haberleşmemiz yabancıların eline geçmiştir . Telekom’un kâr’ı , taksitlerini ödüyor .Seydişehir Alüminyum Fabrikası , en büyük alüminyum kuruluşumuz , yabancılara satılmıştır . Tüpraş , Avrupa’nın beşinci büyük rafinerisidir . 16.1 milyar dolarlık cirosu , 491 milyon dolar net kârı bulunan , Ülke ekonomisine katkısı 8.9 milyar dolar olan Tüpraş , değerinin çok altında satılmıştır . Erdemir , Yurdumuzun demir – çelik üreten ve hep kâr eden en değerli sanayi kurumlarından birisi olduğu halde , özelleştirme yolu ile yabancıların eline geçmiştir . Erdemir deyince , Anadoluda ki demir madenleri , şirketin para olarak kasalarında bulunanlar , binlerce dönüm taşınmazlar , Ereğli Havaalanı , lojmanlar , İskenderun demir – çelik fabrikaları , Romanya da bulunan fabrikalar , bunun içerisine girmektedir . Tüm bunlar için , özelleştirme idaresinin biçtiği değer , 2.5 milyar dolardır . Buna , talan denmezse , ne demek gerekmektedir .
Petkim , en büyük petro – kimya sanayimiz de yabancılara satılmıştır Fransa , ABD , Çin gibi ülkeler bile , bu tür önemli sanayi kurumlarını , ulusal çıkarlarından ötürü , özelleştirmeler dışında tutmuşlardır . Kuşadası Limanı , Trabzon Limanı , İzmir Limanı , bankalarımız yabancılara satıldı hep . Bir dönem Maliye Bakanlığı yapan bir tarikatçı , özelleştirmeler için yapılan eleştirilere karşı , “ Babalar gibi satarım . “ demiş ve Ulusumuzun en değerli kaynaklarını , babasının malı gibi sattırmıştı . Tekel , 292 milyon dolara satıldı . Tekeli satın alanlar , anında 920 milyon dolara sattılar . Kısa bir sürede 608 milyon dolar kâr ettiler .
Bunlara neden olanlar , sokağa atılan Tekel işçilerini dışlamayı sürdürdüler . Özelleştirme diyerek , Et Balık Kurumumuz , Şeker Fabrikalarımız , satıldı. Hayvancılığımız , tarımımız çökertildi . Dışarıya bağımlı bir duruma getirildik . Etin kilosu elli Tl. na yaklaşıyor . Dışarıdan buğday alıyoruz . Yakında et , ekmek te dışarıdan gelirse şaşırmayalım . Elma , muz , portakal dışarıdan gelmeye başladı . Özelleştirme diyerek yoksullaştık . Bunları gerçekleştirenler , “ Bizi halk seçti , demokrasi budur , biz ne istersek onu yaparız . “ diyerek , bunları yaptılar . 1986 – 2002 yılları arasında , özelleştirmelerden elde edilen para 8 milyar dolar iken , 2002 – 2010 yılları arasında elde edilen para 40 milyar dolardır . Kırk milyar dolar , satılan ekonomik kaynaklarımızın karşılığı değildir kuşkusuz , ama , bu paralarla ne yapılmıştır . Fabrikalar , iş kaynaklarımı açılmıştır . Ulusumuz yoksulluğun kıskacındadır . Bu paralar , seçim yatırımlarına harcanmış , bu paralarla yandaşlar varsıllaştırılmışlardır . Özelleştirme denilen bu talan’ın acısını gelecek kuşaklar çekeceklerdir . Buna neden olanlar ise , yaptıklarının hesabını veremeyeceklerdir .
[Bu sayfa 251 kez görüntülendi.]
Erol ERTUĞRUL TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI