YAZARLAR

HUKUKÇU GÖZÜYLE
Erol ERTUĞRUL
Mehçure Abla’nın Ardından …
[20-01-2010]
Her ölüm erken ölümdür . Ünlü ve doğru bir sözdür bu . Hele çevremizde ki erken ölümleri gördükçe , bir kez daha doğrulanır bu söz .
Onu ilk kez , değerli eşi Sami Ağabeyle birlikte ( Karaören ) Aydın da görüp tanımıştık . Aydınlık bir yüzü , aydınlık bir yüreği vardı . Pırıl pırıl ve çok genç bir beyin taşırdı . Geçmişle ilgili her şeyi en ayrıntısına kadar anımsar , günümüzle ilgili olarak ta en doğru ve yerinde saptamaları yapardı . Güler yüzüyle , herkesin yardımına koşar , herkese el uzatırdı . Yaşamı , Ahmet Muhip Dıranas , Necati Cumalı , Melih Cevdet Anday , Cahit Külebi gibi değerli şair ve yazarların dostluklarıyla geçmişti . Edebiyatımızın ünlüleri ile ortak anıları vardı . Cahit Külebi ile Antalya Lisesinden , Külebinin önce öğrencisi , sonra dostu , arkadaşı olarak sürdürdüğü yakınlığı tatlı anılarla süslenmişti .
Cumhuriyet Gazetesi 2. sayfa sorumlusu Sami Ağabey ( Karaören ) , Aydın’a ADD adına düzenlediğimiz bir etkinliğe konuşmacı olarak geldiğinde , gece yemekte anılarını anlatmıştı . Bu anıları arasında , “Antalya Lisesinde öğrenci olduğum yıllarda , güzel bir kız vardı , uzaktan bakışırdık . Yaz dinlencesine giderken , ona , ortak bir yakınımız aracılığı ile , yaz aylarında yazabilirmiyim diye haber göndermiştim . Olumlu yanıt alınca , çok sevindim . “ diye bitirdiği anısı çok ilgimizi çekmişti . “ Ağabey , sonra ne oldu o kız ? “ diye sordumuzda ise, “ Karım oldu . “ demişti gülerek . İşta karım oldu dediği Mehçure Ablaydı . Sonra biz de tanımıştık onu . Gerçek ablamız olmuştu bizimde .
Edebiyat öğretmeni olan Mehçure Karaören , 1968 yılında , Gürcü yazar N. Dumbadze’nin , “Güneşi Görüyorum “ adlı kitabını Almancaya çevirmişti . Edebiyatla , şiirle ilgilenirdi . Dost toplantılarında , Nazım’ın , “ Kurtuluş Savaşı Destanı’ndan “ , şiirler okurdu . Cahit Külebinin “ İstanbul “ şiirini , büyük bir tadla coşkuyla okurdu . Güncel yayınları izlerdi .
Mehçure Abla , katıksız bir aydınlanmacıydı . Yürekli bir kuvvayı milliyeciydi. Atatürk’ün kızlarından birisiydi . Eğer Kurtuluş Savaşı günlerinde yaşasaydı , cepheye mermi taşırdı , savaşın içinde yer alırdı . Ülke sorunları ile yakından ilgilenir , siyasal yönetimin yanlışlarını içine sindiremezdi . Ülkemizin adım adım dinci bir düzene doğru yönlendirilmesine yüksek sesle karşı çıkar , bölücülerin terör eylemlerine katlanamazdı . Yurdumuzun en değerli ekonomik kaynaklarının , Petkim’in , Tüpraş’ın , Demir Çelik Sanayimizin , Tekel’in , bankalarımızın özelleştirme adı altında elden çıkarılmasına, yerli ve yabancı ana paraya satılmasına , tam bir aymazlık ve hayınlık gözü ile bakardı .
Son dönemde , bir soruşturma gerekçe gösterilerek , Mustafa Balbay’ın , Mehmet Haberal’ın , Doğu Perinçek’in , Tuncay Özkan’ın , bir bölüm rektörlerin tutuklanmaları yüreğini sızlatırdı . Demokrasi diyerek , gericiliğin , insan hakları diyerek bölücülüğün yol almasına isyan ederdi . Türk Ordusunun bu denli saldırıya uğraması , haksız eleştirilerin odağı olması tepkisini çekerdi .
Mehçure Abla , Kıbrıs kökenliydi . Antalya Lisesinde , Ankara Dil – Tarih ve Coğrafya Fakültesinde öğrenim görmüştü . Antalyayı çok severdi . En büyük tutkusu , yaz dinlencelerinde önce , Burhaniye Örende ki yazlıklarına gitmek , yaz sonuna doğru , Kuşadası ve Gökova da dostları ile buluşmaktı . Akşam yemeklerinde , masadan edebiyat ve şiir hiç eksik olmazdı . Gökova da , sevgili dostları Oktay Akbal ile buluşmak yaşamlarının ayrılmaz parçasıydı . Oktay Ağabeylerin ( Akbal ) yazlıklarının bahçesinde yenilen şiirli , edebiyatlı yemeklerin tadına doyum olmazdı .
Birkaç yıl önce , Sami Ağabey’in rahatsızlığı onu çok üzmüş , önemli rahatsızlığı büyük bir dirençle aşmasını bilmişler ve bu önemli dönemde , Sami Ağabey’in en büyük destekçisi olmuştu . O dönemde , her gün gazeteleri ve köşe yazılarını tek tek Sami Ağabeye okuyarak , rahatsızlığı ile , en ayrıntısına kadar ilgilenerek , ona en büyük desteği vermişti . Beş yıl kadar önce kızı Mine yi kaybetmişti . Onun erken ölümünü bir türlü içine sindiremedi ve onun acısını hiç unutmadı . Son beş yıldır hep eksik yaşadı . Kendi isteği üzerine de , kızı Mine’nin yanına gömüldü . Eğer , ölümden sonra yaşam varsa , şimdi orada buluşmuşlardır ve şimdi mutlu olmuştur .
Dostları ile yaşamı paylaşır , hep güler , hep iyi şeyler yapardı . Yaşam doluydu . Sami Ağabey’in en büyük yardımcısı ve yaşam arkadaşıydı . Her şey ona çok yakışırdı . Ama, ölüm ona hiç yakışmadı . Aramızdan ayrılışı sevenlerini , hepimizi ve Sami Ağabeyi çok üzdü . Ama , bizler yaşadıkça , oda bizlerle birlikte ve en iyi duygularla yaşayacaktır . Işıklar içinde yatsın .
Erol ERTUĞRUL TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI