YAZARLAR

HUKUKÇU GÖZÜYLE
Erol ERTUĞRUL
Yargı Sindirilirse...
[03-12-2009]
Demokratik yönetim biçimimizin ve Ulusumuzun güvencesi hukuktur . Hukukun üstünlüğünü sağlamanın ve hukuk devleti olmanın yolu ise ,önce bağımsız yargıdır . Yargının , öncelikle , yasama ve yürütme gücünün etkisinde olmaması gerekmektedir . Adalet Bakanlığının yargı üzerinde ki etkisi nedeni ile de yandaş bir yargı yaratılmıştır . Yönetim , işine gelen kararları veren yandaş yargı eylemlerine karşı “ Yargı bağımsızdır , yargıya karışmayın “ derken , işine gelmeyen yargı kararlarına karşı ise , en ağır eleştirilerden kaçınmıyor . Uygulamalar sonucunda , Ülkemizde , kuvvetler ayrılığı yok edilmiş , yürütmenin üstünlüğü sağlanmıştır .
Yargıç ve savcı alımlarında , Adalet Bakanlığının yetkili olması , özellikle sözlü sınavların bakanlıkça yapılması , yargı bağımsızlığını yok etmektedir . Yargıç ve savcı alımları , Yargıçlar ve Savcılar Yüksek Kurulunca yapılmalıdır . Adalet Bakanının , YSYK Başkanı olması ve Bakanlık müsteşarının kurul üyesi olması , yansızlığa aykırıdır. Ayrıca , kurulun ayrı bir yazmanlığı ve bütçesinin olmamasından , atama işlemleri ve hazırlıkları , Bakanlık Personel Genel Müdürlüğü tarafından yapılmakta , yüksek kurul bu hazırlıklar üzerinde çalışmaktadır . Bu durum , Bakanlık baskı ve denetimini arttırmaktadır . Anayasamızın 159. maddesi uyarınca , Adalet Bakanı , YSYK nun hiçbir görüşü ve onayı olmaksızın , yargıç ve savcıları Bakanlıkta görevlendirebilmektedir . Bu durumu, bağımsızlıkla bağdaştırabilirmiyiz ?
Yargıç ve savcıların denetlenmeleri , Adalet Bakanının izni ile , bakanlık müfettişleri tarafından yapılmaktadır ( Anayasa Md. 144 ). Bu durum , zaman zaman yargıç ve savcılar üzerinde bir baskı unsuru olmakla birlikte , bazı durumlarda da , yandaş savcı ve yargıçların korunmalarını sağlamaktadır . Günümüzde ünlü bir soruşturma nedeni ile , hukuk ve yasa kurallarına uyulmadan yürütülen işlemlerin sorumluları olarak görülen savcılar için çok sayıda yakınma başvurusu , Adalet Bakanının izni olmadığı için işleme konulamamıştır . Böylece , hukuk ve yasa dışı eylemleri gerçekleştiren yargı görevlileri , siyasal yönetim tarafından korunmuş olmaktadır . Bu durum nedeni ile , bazı yandaş yargıç ve savcılar korunurken , yandaş olmayan yargıç ve savcılarında üzerlerine gidilmektedir . Cumhurbaşkanı bay Gül’ün kayıp trilyon davasından yargılanmasını isteyen Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı hakkında hiçbir yakınma ve neden yokken , Adalet Bakanlığı soruşturma açmış ve üç bakanlık müfettişi soruşturma yürütmüştür .Sonuçta da , Kaçmaz hakkında , meslekten ihraç isteminde bulunulmuştur . Aynı biçimde YARSAV Başkanı Eminağaoğlu hakkında da , meslekten ihraç isteminde bulunulmuştur . Yaşanan kural dışı gözaltı ve tutuklamalara baktıkça , yargı bağımsızdır diyebilirmiyiz Son yargıçlar ve savcılar kararnamesi hazırlanırken , Başbakan , Adalet Bakanlığının hazırladığı atama listesini, YSYK nun onamasını istemiştir . Böyle bağımsız yargı olabilir mi ?
Bağımsız bir yargı sağlamanın en önemli yollarından birisi de , adli kolluk gücünün kurulmuş olmasıdır . Yargı adına görev yapan kolluk gücü , doğrudan siyasal yönetime bağlıdır . Böyle olunca , soruşturmalar yürütülürken , siyasal erke bağlı kolluk , yanlı davranmakta , günümüzde görüp yaşadığımız gibi , belgeler üretilmekte , gizli olması gereken bilgiler , yandaş basına sızdırılmakta , kamuoyu , yanlış bilgilendirilmektedir . Cumhuriyet savcıları tarafından yürütülmesi gereken hazırlık soruşturması , siyasal güce bağlı kolluk tarafından yürütülmektedir .Bu durum , yansızlığı ve bağımsızlığı yok etmekte , adalete duyulan güveni de ortadan kaldırmaktadır . Davaların yıllarca uzaması , “ Gecikmiş adaletin , adalet olmaktan çıkarılması “ , haksız ve gereksiz tutuklamalar ve tutukluların , aylar sonra yargıç karşısına çıkarılması ise , çözülmesi gereken en önemli sorunlardır . Yargı, yoğun bir baskı altındadır .Yaratılan yandaş yargı nedeniyle , yargıya güven konusunda , kuşkular oluşmuştur .Ünlü bir soruşturmayı yürüten , savcı , yargıç ve kolluk görevlilerinin , bir yemek sırasında ki yakınlıklarını gösterir fotoğraflar , bir bölüm yargının acı veren görüntüsünü yansıtmaktadır . Herkesin güven duyması gereken , herkesin son sığınağı olması gereken yargı’nın , siyasal erk’in etkisi altında olması , toplumumuz için , çok büyük bir olumsuzluktur . Habur kapısında yaşananlar , hepimizi derin bir acıya sokmuştur . Terör örgütü üyeleri için Habur da seyyar bir mahkeme kurulmuş , inandırıcı hiçbir sorgulama olmadan gelenler serbest bırakılmış , Türk yargısı tarifsiz bir yara almıştır .
Yargıç ve savcıların , Yargıtayın , yönetim tarafından dinleniyor , izleniyor olması , bir hukuk devletinde asla rastlanmayacak , acı verici bir durumdur . Açıkça , bir baskı yönetimi kurulmak istenmektedir
Atatürkçüler , aydınlanmacılar , yalnızca AKP ye karşı oldukları için , sorgusuz sualsiz cezaevlerine konulurken , gerçek teröristler birer kahraman gibi karşılanmış , salıverilmişlerdir . Yargıç ve savccılar , baskı altında ki bir bölüm mahkemelerin verdikleri , hukuk ve yasa dışı kararlarla dinlenmişlerdir . Ülkemizde gerçekten bağımsız bir yargı olsaydı , bu gariplikleri ve bu acıları yaşamazdık .
Erol ERTUĞRUL TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI