Akıl sayesinde her insan zekaya sahiptir. Zekadan söz açılınca da; yeteneklerin tümü akla gelir. Bu ise:
Soyutlama, öğrenme,
Yeni durumlara uyma demektir. Bu yeteneğe sahip olan kişilere de ahlaklı ya da zeki insanlar deriz. Onları takdir ederiz. Zeki insanların zekalarını insanları, vatanları için kullanmaları uyarısı da bir gerçektir. Akla şöyle bir soru gelebilir.:
Türkiyemizin zeki insanlara mı yoksa çalışkan insanlara mı ihtiyacı vardır?
Bu soru, insanları düşündürür de düşündürür.
Bu satırların yazarına bir mektup geldi.
“Hemşehrim Salim Savcı, sizi Çorumlu 2000 dergisi ile tanıdım. Geçen gün dergileri ciltlettireyim dedim. Sıraya koydum. Çorumlu 2000 dergisinin 34. sayısında 16. sayfada yayınlanan yazınızı iki kez daha okudum. Yazı şöyledir:
1943 yıllarında Balıkesir Necatibey İlköğretmen Okuluna o zamanki Cumhurbaşkanı İsmet İnönü gelir. Öğretmen adaylarına şöyle seslenir:
Türkiyemizin zeki insanlara değil, daha çok çalışmayı direnerek seven, çok çalışan insanlara ihtiyacı vardır.
Sizler öğretmen olacaksınız. Yurdun dörtbir yanında hizmet vereceksiniz. Sizlerden çok çalışmanızı bu ülkenin insanları istiyor ve sizleri özlemle bekliyor.“
O zamanki Cumhurbaşkanının bu konuşması, öğretmen adaylarına etki etmiş ki; bunların çoğu hayatta kaldıkları sürece hep çalıştılar ve biryerlere de geldiler. Sınıfın orta derecedeki öğrencilerinden birisi de bu satırların yazarıdır. Kimseyle yarışmadı, hep kendisiyle yarıştı. Bugün (86) yaşında doğduğu köyde, Prof. Bahri Savcı Kütüphanesi'nde çalışıyor. Bunu da İsmet İnönü'nün o konuşmasının bir sonucu görüyor.
Bu ülkenin zeki insanlara da çok ihtiyacı vardır. Çok zeki olanların hayat yarışlarında gösterdikleri haraketlerden bazıları sevilmemiştir. O insanlarımız zekalarını, kendi menfaatlerini, ülkesinin menfaatlerinden üstün tutmayabilselerdi Türkiyemiz çok şey kazanırdı. Bu dilek bugün bile geçerlidir.
Bu ülkenin insanları olarak birbirimizi sevdiğimiz sürece çalışmamızı ülkemizin yararları açısından yapabilirsek, Türkiyemiz çok kazançlı çıkar. Bir de ırk, din, cins ayrımı gözetmeden el ele çalışabilirsek şu Orta Doğu'da kimse bizlerin sırtını yere getiremez.
Birbirimizi biz anlarız. Komşularımız hiç anlamaz. Bütünlüğümüz için, birliğimiz için birbirimizi daha çok sevmek zorundayız. Çünkü bu vatan bizim. Bu bayrak bizim. Bu dil bizim.
Beraberliğimizi bozanlara dikkat.
Daha çok çalışmaya evet.
Birbirimize düşürenlere kocaman HAYIR!...
[Bu sayfa 180 kez görüntülendi.]
Salim SAVCI TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI