Çampınar(eski adı SECİĞEN)köyünden 12 yaşında okumak üzere ayrılan,(83) yaşında köyüne dönen kişi(yani ben) park çevresinde çınar ağacı altındaki sandalyeye oturdu.Çok zaman geçmedi, bir dost geldi.Selamlaştılar.
-Öğretmenim bir sorum var.Bana yüz hakkında bilgi verir misiniz?dedi.
-Yüz sözcüğüne matematik bakımından mı? Yoksa insanlar tarafından mı açıklama istiyorsunuz?
-Para yerine insan bakımından olsun.
-Şu çayını iç, sandalyeye sırtını ver.Hazır mısın?
-Çekilmiş kılıç gibi hazırım.
Söyleşi başladı:
-Dostum,yüz sözcüğünün eş anlamlısı ÇEHRE-SURAT-SİMA'dır.Çehre ise;insan ve bazı hayvanların başlarında gözler ile ağız bulunan ön taraftır.Çehre Farsça bir sözcüktür.İnsan yüzü,sima karşılığı kullanılır.Surat ise;Arapça bir sözcüktür.İnsan yüzü ve çehre yerine geçer.Surat sözcüğü;bileşik sözcük olarak çok kullanılır.Örnekler verebilirim:
Bir kişi kaşlarını çatıp yüzüne sert,küskün bir görüş verirse buna halk arasında SURAT ASMAK denir.
Kişi öfkeli,somurtkan bir tavırla bakarsa,buna da biz SURAT BİR KARIŞ deriz.
Bir insan birisine karşı küskün duruyorsa,surat asıyorsa buna da bizler SURAT ETTİ demekten kendimizi alamayız.
Bazı insanlar utanmaz,sıkılmaz,arlanmaz bir tavır takınırlarsa onlara MAHKEME DUVARI kadar soğuk deriz.
Bazı kişiler,davranışlarını değiştirirlerse,daha sert bir durum alırlarsa bunlara da SURATI DEĞİŞME gösterdi demekten söz açarız.
İnsanlar pek somurtkan,pek asık suratlılık gösterirlerse SURATINDAN DÜŞEN BİN PARÇA diye eleştirirler.
İnsanoğlu bu,bir şeyden hoşlanmayabilir.Yüzünü buruşturarak bunu ifade etmek ister.Bunu da halkımız SURATINI EKŞİTTİ der.
Yüzü gülmeyen,somurtkan olanlara SURATLI derken;asık suratlı,çirkin,aksi davranışlılara da SURATSIZ demekten kendimizi alamayız.
Şimdide YÜZ sözcüğü üzerinde duralım:
Yüz sözcüğü;cansızların dışa gelen taraflarını da ifade eder.Halının yüzü,mobilyanın yüzü,masanın yüzü,duvarın yüzü gibi.
Yüz sözcüğünü insanlar açısından alacağımız için o suratta göz,kaş,alın,kulak,saç,bıyık,sakal,kakül, kirpikler,burun,ağız,çene,gıdık,boyunun bulunması şarttır.Bunlardan birisi,bir kaçı eksik olursa, insan yüzü,o güzelliğini gösteremez.Dudak olmasa o insanın yüzü ne durum alır?Düşünmek bile insanı huzursuz eder.
Yüz ile bileşik sözcüklerimiz vardır.Şimdi de onları açıklayalım:
YÜZ AĞARTMAK:Kendisinden beklenen işi başarı ile yapmak o işi vereni mahcup etmemektir.
YÜZ BULUNCA ASTAR İSTEMEK:Gösterilen ilgiden şımararak daha çok yarar sağlamaya kalkmak.
YÜZ ÇEVİRMEK:Bir kişiye karşı gösterilen ilginin kesilmesidir.
YÜZE GÜLMEK:Yalandan dost gözükenlere söylenir.
YÜZÜ GÜLÜCÜ:Riyakarlar için kullanılır.
YÜZÜ AÇILMAK:Temizlenip güzelliği ve parlaklığı ortaya çıkarmak.
YÜZÜ AK:Namuslu,ayıbı olmayan.
YÜZÜ ASILMAK:Somurtmak.
YÜZÜ GÖRMEK:Kavuşmak.
YÜZÜ GÜLMEK:Sevinci yüzünden belli olmak.
YÜZÜ KALMAMAK:Bir şeyi isteme cesareti kalmamak.
YÜZÜ KARA:Utanacak bir durumu olan.
YÜZÜ PEK:Utanmaz,sıkılmaz.
YÜZÜ SICAK:Sevimli ve hoş olmak.
YÜZÜ OLMAMAK:Hoşa giden birşey karşısında dayanamamak.
YÜZÜ TUTMAMAK:Sıkıldığı için birisinden bir şey isteyememek ve verememek, çekinmek.
YÜZÜ YERDE:Alçak gönüllü olmak.
YÜZÜ YOK:Bir şeyi istemeye,yapmaya cesaret edememek.
YÜZ KALIBI:İnsan yüzünün alçı ile alınmış kalıbı yani maske.
YÜZ KERE:Defalarca,tekrar tekrar yerine geçer.
YÜZ KIZARTICI:Ayıp ve utandırıcı olan.
YÜZÜ KIZDIRMAK:Utanmayı göze almak.
YÜZ SÜRMEK:Sevgi ve saygıyı göstermek için aşırı derecede eğilmek.
YÜZ VERMEK:Şımartmak,elverişli davranmak.
YÜZ YAZISI:Köylerde gelinin yüzüne konulan telli,pullu süsleme.
YÜZ YÜZE GELMEK:Karşılaşmak.
YÜZE ÇIKMAK:Sıvı içindeki bir şeyin üste çıkması ya da yüzsüz olmak.
YÜZE DURAMAMAK:Bir isteğe karşı gelemeyip hemen razı olmak.
YÜZÜNE BAKILIR:Güzelce.
YÜZÜNDEN KAN DAMLIYOR:Sağlığı yüzünün renginden belli.
YÜZÜNE BAĞIRMAK:Birine karşı öfke dolu saygısızca bağırmak.
YÜZÜNÜ KARA ÇIKARMAK:Birini mahcup etmek, utandırmak.
YÜZÜNÜN DERİSİ KALIN:Utanmaz.
Bir kişinin yüzünde var olan iki şeyi de unutma!
-Ben,
-Gamze o yüz için bir albenidir.
[Bu sayfa 766 kez görüntülendi.]
Salim SAVCI TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI