| BUGÜNKÜ ANASAYFA | | |
|  |
EN ÇOK OKUNANLAR |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| T.C.M.B. DÖVİZ KURLARI |
|
$ 1.187 € 1.753 £ 2.169 |
|  |
AYDIN'DA HAVA DURUMU

Şu An: 33oC
En Düşük: 25oC
En Yüksek: 38oC |
|
| ÇEKİLİŞ TARİHİ: |
26-07-2008 |
|
|
| ÇEKİLİŞ TARİHİ: |
30-07-2008 |
|
|
| ÇEKİLİŞ TARİHİ: |
21-07-2008 |
| 1 |
3 |
8 |
12 |
20 |
21 |
23 |
29 |
32 |
34 |
38 |
| 40 |
46 |
48 |
49 |
50 |
52 |
59 |
69 |
73 |
75 |
77 |
|
|
| |
 |
 |
 Kişi Bağlı |
 |
    Ziyaretçi |
 |
    Ziyaretçi |
 |
        Ziyaretçi |
|
|
|
|
| YAZARLAR |
 |
DAMLA |
| Halil ÖZŞARLAK |
BAĞIMSIZLIK ve EKONOMİ |
| 10-04-2007 |
|
Milli bağımsızlığımızın tescili olan 23 Nusan tarihine yaklaştığımız şu günlerde geçmişi, geçmişin olaylarını hatırlamak, başarılarıyla, zaferleriyle onurlandır mak Türk vatandaşı olarak bizlere gurur vermektedir. 20. Yüzyılın başından itibaren ulus ça tanık olduğumuz harpleri, işgalleri ve tarihi olumsuzlukları bir bir bertaraf ederek zafere ulaşmamız milletçe kararlılığımızla olmuştur. Tarihimizde kara bir leke olan Sevr anlaşma sından sonra yer yer işgal edilen Anadolu, Çanak kale’de gösterdiğimiz insan üstü direncimizi, başarılarımızı gölgelemiş gibi görünse de Türk ulusunun milli karakteri olan bağımsızlık ülkü süne uzun süren bir mücadeleden sonra kazan mıştır.
Öyle bir milli mücadele ki her günü milletçe gösterilen fedakarlıkların zaferidir. Yalnız feda karlık mı? Bunun içerisinde azim vardır, milli şuur ve yurt sevgisi bulunmaktadır. Bütün bu hasletler ve kahramanca mücadele müstevlilerin yurttan kovulmasına yetmiştir. Ulusumuz için yüce bir duygu olan bağımsızlığın tarihteki ismi :23 Nisan’dır.Milli Bayramdır. Bu bayramın manasını ve önemini bilerek kutlamak ulusumun en doğal hakkıdır.
Ulu Önder Atatürk’ün ifade buyurduğu gibi askeri zaferler kadar,ekonomik zaferlere de ihtiyacımız vardı. Bunun da savaşını yapmak zorundaydık. Bu savaşın içerisinde kan ve barut yerine ulusun refahı, mutluluğu bulunuyordu. 600 yıllık bir imparatorluğun yerle bir olmuş değerlerinin yeniden ayağa kaldırılması gerek mekteydi. Uzun vadeli bir program hazırlan malıydı.
Cumhuriyetin ilk yıllarında, ülkenin yakıl mış ve yıkılmış zemininde Atatürk’ün üstün deha sıyla uygulanan ekonomik proje başarılı olmuştur. Yetersiz bütçesiyle devletin yatırıma girmesi, çal madan, çırpmadan imkanlarını halkın yararlı hizmet lerine sunması önemli fedakarlıktı. “DEVLETÇİ LİK” denen bu ekonomik sistemle ülke küçük ama önemli eserlere kavuştu. Varlıklarını ve işlevlerini bugün bile taktirle hatırladığımız yatırımlar uzun yıllar toplumumuza yararlı oldular, hizmet verdiler, istihdam sağladılar.
Ülkemizin çok partili döneme girmesiyle meydana gelen siyasi ve sosyal değişikliğe paralel olarak ekonomik modeller de değişti. “KARMA EKONOMİ” ve “LİBERAL SİSTEM” ekonomiye halkın sermayesi girdi.Özel sektör diye adlandırılan yeni rejim ekonomiye tabii ki genişlik sağladı. Halk, ekonomiye sermayesiyle, bankasıyla, diğer finans kuruluşlarıyla iştirak ederken, bazı kötü niyetlilerin akıl almaz dalaveraları, şeytanlıkları, işin bir olumsuz yönünü gösteriyordu.
Devlet rutin hizmetleri yanında yatırıma destek olan sermayeye prim, vergi iadesi, Gümrük muafiyeti ve diğer sübvansiyonlar sağladı. Bu sağlanan ödünler çok zaman istismar edildi. Devletin parası çalındı, bankası hortumlandı. Verilen krediler geri ödenmedi. Politik yakınlıklar, popülizm, dost-yaren ilişkileri, usulsüz özelleştirmeler yıllar sonra devletin bütçesinde onarılmaz zafiyetler meydana getirdi. Çok daha önemlisi yıllar önce tanışma şansızlığına kavuştuğumuz IMF’ye bağımlı hale geldik.
1980’li yılların ortasında kendimizi global “küresel” ekonominin içerisinde buluverdik. Avrupa Birliği (AB) sevdası bizi 1996 yılının başında “GÜMRÜK BİRLİĞİ”nin içine itinceye kadar da sevinmiştik. Milletçe bayram etmiştik. Bütün bu oluşumların yıllar sonra başımıza getireceği fela ketleri hiç düşünmedik. Bankalarımızı, şirketlerimizi verimli çalışan fabrikalarımızı ve her metre karesi altın değerindeki arazilerimizi küreselleşme adına yabancılara sattık. Bü tün bunlar esnafı peri şan, çiftçiyi huzursuz, işçiyi, memuru, emekli yi umutsuz hale getirdi. Yine her gelen hükümet lerin uyguladığı yanlış ekonomik politikalardan dolayı zenginlik-fakirlik çizgisinin daha belirgin hale gelmesine, orta sınıfın silinip gitmesine neden olmuştur. AB isteyecek biz düzelteceğiz, IMF isteyecek biz uygulayacağız. Bağımsız ülkemin kaderi bu olmamalıydı. Ticaret Bakanı mız sayın Ali Coşkun “IMF kim oluyormuş? Alacağı çekini bir günde kesip yollayabiliriz” der ken Devlet Bakanı Sayın Ali Babacan makamında gecenin dördüne kadar IMF ile pazarlık yapıyor. Elektriğe zam yapın, sağlık harcamalarınızı kısın, emekli, dul, yetim maaşına zam yapmayın.. Dahasını yazmıyorum. En zor yıllarda uyguladığı mız Milli ekonomik politikalarla, yerli malları mızla kendi kendimize yeterken bundan vazgeç memiz ülkemizi zaman zaman krizlere sürükle miştir. Bu gün ülkenin sahip olduğu gayri safi milli geliri kadar iç ve dış borcu vardır. Devlet bir türlü denk bütçe yapamıyorsa, cari açık her yıl artı yorsa, hatta faiz dışı fazla makul bir seviyede tutu lamıyor,işsizlik her geçen yıl artıyorsa, devletin sağlıklı bir ekonomisinden bahsedebilir misiniz? Sanal rakamlarla enflasyonu düşük göstermek bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldıramaz.
İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk ülkemizde kol gezmektedir. Aileler arasındaki huzursuzluğun, kapkaçın, hırsızlığın, soygunun hatta intiharların sebebi bunlardır.
“YANDIK”, “BİTTİK” gibi sözcükleri kul lanmasak da 23 Nisan günü milli bağımsızlığını kutlayacağımız güzel ülkemin manzarası maa lesef budur..
|
|
|
| |