Lise öğrencilerinin sıkıntısı çoktur.Derslerin çalışılması,kavranılması,yazılılarda başarıya ulaşılması,anne babanın mutlu edilmesi başlı başına sorundur.Okulda öğretmeni ve idarecileri,evde anne ve babası nasıl davranılması konusunda yetersiz ise,hatta yanlış ise o öğrencinin bunalıma girmemesi olası değildir.
Avrupa'nın hiçbir ülkesinde bizim çocuklarımız kadar çalışan,ezberliyen,binlerce soru çeşidi çözen ama tanınmış eserleri okumayan,çevresini bile tanımayan,ülke gezilerine katılamayan,bırakın komşu ülkeyi gezmeyi,görmeyi,tanışmayı,kendi şehrinden başka ancak 3-5 şehri gezmiş öğrenci gösteremezsiniz.
Evet diğer ülkelerde de öğrenciler ders çalışır ve üniversiteye hazırlanır ama dışarıda kalan öğrenci de yoktur.Kesinlikle,ilk isteği de olmasa bir yere girmiştir.Bizdeki gibi 3-4 yıl ÖSS sınavlarına hazırlanacaksın,okulu bitirsen bile dershanelere devam edeceksin,1,5 milyon sınav öğrencisinin 250 bini üniversiteye yerleşecek,1 milyon 250 bin öğrenci dışarıda kalacak.
Böyle bir garabet hiçbir ülkede yok. Bu kadar çok öğrencinin bulunduğu bir ortamda bunalımın olması,depresyon geçirilmemesi mümkün mü?
Bu nedenle batılıların tolerans,bizim ise hoşgörü dediğimiz kavramı alışkanlık haline getirmeliyiz.Liseyi bitirmeye,ÖSS'yi kazanmaya çalışan bu güzel öğrencilerimize onları üzecek,yanlış anlamlara yöneltecek sözler söylemeyelim.Onlara sevgi dolu,şefkat dola,moral dolu sözlerle seslenelim.Geleceğimizin yöneticileri,işverenleri,çalışanları,üretenleri olacak olan gençliğe sevgiyle ve arkadaşça yaklaşalım.AB ülkelerinin bir çoğunda okuyan öğrencileri bizim öğrencilerimizle kıyasladığımda haksızlığı,adaletsizliği,dengesizliği ve acımasızlığı daha iyi gördüm ve üzüldüm.
Maalesef bizde ders çeşidi çok.Ders saatimiz çok.Ödev yüklemelerimiz çok.Özel derslerimiz ve özel dershanelerimiz çok.Spora,kültür çalışmalarına,sosyal aktivitelere,toplu gezilere zaman yok..
Bütün bu eksiklik ve karmaşıklığın yanında bir de öğretmen ve anne baba bu acımasız savaş içerisindeki öğrenciye nasıl davranılması gerektiğini bilemezse,desteklemesi,teşvik edilmesi gerekirken moral ve motivasıyon bozucu davranışlar sergilenirse sonuç ne olur bir düşünün…
Bu hafta Denizli'deki bir Anadolu Lisesi'nde okuyan 16 yaşındaki dünyalar güzeli Emre Türkmen'in o acı intiharını düşünün..
Emre'nin arkadaşları intihar olayını,okulun,öğretmenin ve ailenen baskısı olarak görüyor.Ölmeden önce hastaneye kaldırılan gencimiz bakın arkadaşlarına ne diyor:”Keşke atlamasaydım Belki değerimi anlarlar diye atladım.Kurtarın beni” diyen bu gencimizi bu duruma düşürenler eğitimci olabilir mi? Anne baba olabilir mi? Maalesef oluyor…!
Bu acıyı,bu günahı görmek istemiyorsak geleceğimizin güneşleri olan çocuklarımıza,gençlerimize hoşgörüyle,akılla ve mantıkla,sevgiyle ve sevgimizi onlara göstererek,bir arkadaş gibi,bir dost gibi davranmalı ve birlikte yaşamalıyız.Varsa problemleri birlikte çözmeliyiz.
Çünkü öğretmenler, anne ve babalar problem çözücüdür.Öyle olmak zorundadır….
[Bu sayfa 441 kez görüntülendi.]
Beyhan ERDOĞAN TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI