Bu ikilinin dengesini sağlamak, ne ka dar çok önemliy se, o kadar da zordur. Bu zoru başaran insanlar evlerinde huzurlu ve mut ludur. Bu zoru başaran ülkeler de huzurlu ve mutludur.
Ailenin kazancı belli. Gelir tek kanaldan geliyor, ama evde 5-6 nüfus var. Harcama her kanaldan yapılıyor. Bir telefon yetmiyor, hane halkının tümünde telefon var... Hatta bazılarında çift telefon var...
Okul çağındaki öğrenciler, okula verilmesi gereken katkı payını vermemek için çareler üretirken yılda bir iki defa verilecek olan katkı payını vermiyor. Ders haneye gidiyor, taksitini ödemiyor. Ev kirası, bakkal parası bir dert. Kredi kartı ödemesi hep en düşük limitle kullandığından toplam miktar yıllık bütçeyi aşmış. ama telefonlar açık. Onların ödemesi tamam. Olur ya fabrikadan, iş yerinden ararlar. Ticaretin ana unsuru iletişim. Bu nedenle telefonlar açık olmalı değil mi ya?
Kazandığından fazlasını tüketen bu ailenin huzurlu ve mutlu olması, başarılı olması mümkün mü?
Ülkemizde öyle... İç ve dış borçlarımız 400 milyar doları geçmiş. Yaşayan insanlarımız değil, doğacak insanlarımız bile borçlu durumda. Fakat gelin görün ki sokaklarda araba park edecek yer yok...
Marketlerimizde ithal mevyeler, sebze ler, çikolatalar, şaraplar ve çeşit çeşit içkiler, parfümler ve yüzlerce kozmetik ürünler... Lüks tüketim, çilenin ve milletin başına bela olacak binlerce ürün dövizle aldığımız, üre time dayanmayan, tamamı tüketime yönelik bu ürünler başımıza bela olmayacak mı sanı yorsunuz?
Ülkemizin bir vilayeti kadar olan Hollan da bizden çok üretiyor, bizden çok döviz girdisi sağlıyorsa, ülkesine gelen yabancı turist sayısı nüfusunun üç misli ise bu ülke insanları huzurlu ve mutlu olmaz mı?
Fransa’ya gelen yabancı turist sayısı nüfusunun iki katı ise bu ülke huzur ve mutlu olmaz mı? Biz ülke olarak hâlâ nüfus sayımıza eşit yabancı turist göremedik. Ülke sayılarını çoğaltalım. Almanya, İtalya, Portekiz, Danimarka, İsveç, Norveç vb. ülkeler hep nüfuslarının iki üç katı turist ağırlıyorlar.
Endüstrisi, ağır sanayisi, teknolojisi zayıf olan bizim gibi ülkelerin insanları haddini bilmek zorundadır. Atalarımız ne demişler: “Ayağını yorganına göre uzat.” Sağlıksız, huzursuz ve mutsuz toplum olmak istemiyorsak, üretim ve tüketim oranını en azında korumak zorundayız.
Çünkü ürettiğinden fazlasını tüketen toplumlar sömürge olma yoluna girmiş demektir. 07/04/2007
[Bu sayfa 604 kez görüntülendi.]
Beyhan ERDOĞAN TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI