Her ne kadar sorulduğunda; çok sağlamım hiçbir şikâyetim yok, Allah’a şükür çok iyiyim desem de gözlerimden iki defa operasyon geçirmiştim. Sayın göz doktorum Atakan Karaeminoğulları ve arkadaşları Aydın’da özel göz hastanesini açınca sevinmiş ama açılışa gidememiştim.
Hem yeniden gözlerime baktırayım hem de hayırlı olsun diyeyim diye, benim gibi gözlük kullanan eşimi de alarak hastaneye gittim.
Aman Allah’ım o ne kalabalık öyle? Sanki devlet hastanesi. Her iki salonda oturacak yer yok iyi ki randevu alarak gelmişiz. Saatinde muayenemizi olduk, sadece belli bir ücret ödeyerek reçetemizi yazdırdık. Böylesi güzel, temiz ve teknik donanıma sahip hastaneyi gezmek istedim ve güvenlik eşliğinde kat kat ve oda oda dolaştarıldım. Teras katta ibadethane diye bir bölümü görünce merakla tek odalı, 10 m2 civarında halı kaplı ve iki seccade bulunan mescidi incelerken 27 yıl önceki bir anımı hatırladım.
230 a yakın yatılı kız öğrencisi olan bir lisenin müdürüyüm. Öğrencilerimin tümü beni sever, fakat Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinden gelmiş olan yatılı öğrencilerim ise beni baba gibi severdi… Benim için ‘Babamız!’ derler ve benim de çok hoşuma giderdi bu söz… Çok uzaktan gelen anne ve babalar otele gitmez evimde misafir olarak kalırlardı… Tunceli yöresinden gelenler bal ve tereyağı, Kars yöresinden peynir, Fethiye tarafından da turfanda sebze çeşitleri getirildi. Ben de bu yükün altında kalmamak için onlara incir ve çizme zeytin veya salamura zeytin hediye ederdim.
Bu güzel öğretmen öğrenci, baba müdür ilişkisi nedeniyle öğrenciler benden, bu gurbet elde moral bulmak, motivasyon kazanmak, annelerinin, babalarının, anneanne veya babaannelerinin her gün kıldığı gibi arada bir namaz kılmak istediklerini söyledi. Bende odalarında kılabileceklerini, kendilerine ait bir oda veremeyeceğimi, o da tahsis edebilmem için bakanlıktan izin almamız gerektiğini söylemişti. Gel zaman, git zaman herhalde bu olaydan 3 ay sonra Bakanlıktan bir müfettiş geldi. Müdür odasına buyur ettiğimde reddetmiş ve pansiyonu gezmek istemişti. Kat kat ve oda oda gezdik ama sayın müfettiş tatmin olmamıştı. Meraklı ve sorgu dolu bakışlarla bana ‘Mescit nerede?’ diye soruşunu hala o günkü gibi hatırlıyorum. ‘Efendim mescit yok, ancak bir depo var, fazla ranzaların ve eşyaların konduğu yer, herhalde orasıdır.’ dedim ve oraya gittik. Mescit denilen odada masa, sandalye, kırık sıra ve ranzalar vardı. Ama yerde de bir kilim ve üstünde seccade vardı… ‘ Tamam hapı yuttuk, müdürlük gitti, demek ki bakanlığa öğretmenlerim de şikayet dilekçesi gitmiş.’ diye üzüldüm. Keyfim kaçtı, moralim bozuldu… Müfettiş halimi anlamış olacak ki: ‘Üzülme hocam, eğer o odada ranza, masa ve eski eşyalar olmasaydı mescit muamelesi yapardım ama orası bir depo durumunda o nedenle rahat ol!’ demişti.
Şimdi 2008 yılındayız. Özel hastanede gece yatılı hasta yok. Sadece gündüzleri hizmet veriyor ama bir mescidi var. Nereden nereye?...
Özel Göz Hastanesinin kurucularını kutluyor, başarılı ve yararlı çalışmalarının devamını diliyorum…
|