Aydın Türkiye'nin en batı ucu, Antakya ise en güney ucu… Bu yaşıma kadar Türkiye'de ve Avrupa ülkelerinde birçok yeri gezme ve görme fırsatı bulmuştum, ama Antakya'yı, Urfa'yı, Harran'ı, Gaziantep'i, Nizip'i ve Kilis'i görmek, gezmek nasip olmamıştı. Antakya'ya gelmiş iken de ecdat topraklarından Halep'i görmek için de Suriye'ye gitmeyi kafama koymuştum.
Antakya güzel şehir, tarihi şehir. Dünyadaki en eski ve ilk kurulan dört şehirden biri olduğu söylenen bu tarihi dokusu içerisinde birçok medeniyeti birçok milleti ve çeşitli dinleri bir arada barındıran İ.Ö 4000 5000 yıllarından beri var ola gelen gizemli bir şehir.
Daha kendisini görmeden önce, öğrencilerim ve dostlarım sayesinde o koyu nar ekşisini, kırmızı toz biberlerini, pul biberlerini, şalgam suyunu, bulgurunu tanımış ve tadını almıştım. Bu kez bu saydıklarımı gözümle görerek, elimle seçmiş ve belki de bir yıllık ihtiyacımı almıştım.
180 binin üstünde nüfusu, 22 belediyesi ve 66 köyü olan bu güzel şehir tarihi dokusunu, kültürel yapısını bozmadan bu günlere kadar taşımış ender şehirlerimizden biridir.
16 Haziran 1939 tarihinde Ulu Önder Atatürk'ün ölümünden 4 ay önce gerçekleştirdiği ve savaşsız vatan toprağı yaptığı Hatay ilini, Antakya şehrini zevkle gezdim. Türkleri, Arapları, Ermenileri, Hıristiyanları, Katolikleri, Ortodoksları, Protestanları, dinleri ve etnik kökenleri farklı insanları bir arada uyum içinde, barış içinde bir arada kaynaşmış olarak görmekten mutlu oldum. Her sese, her renge, her kılık ve kıyafete korkmadan endişe duymadan baktım. Asi nehri kenarındaki Büyük Antakya Otelinde kalan Asi filminin sanatçıları ve yönetmeni ile samimi bir havada 1968 olaylarını ve İstanbul'da ki üniversite yıllarımızı ve o yıllarda ölenleri, öldürülenleri ve asılanları andık… Türk filmleri içerisinde zevkle seyrettiğim ve başarılı bulduğum Asi filminin tüm oyuncularını kutladım ve onlarla hatıra resimleri çekildim…
Hıristiyanlık dünyasının en eski ve ilk kiliselerinden sayılan, İsa'nın çarmaha gerilmesinden sonra buraya kaçıp yerleşen ve onun havarilerinden Sen Pier'in kurduğu dağ oyuğu içerisindeki kilisesi bugün için hala Hıristiyanlık için en kutsal yerlerden biri sayılmaktadır.
Güzel Antakya'yı anlatmak bu sayfalara sığmaz… Ömrümün son baharlarına doğru yaptığım bu geziyi daha önceleri yapmadığıma üzülüyorum, ama ilk fırsatta o yörelere tekrar geleceğime söz veriyorum.
[Bu sayfa 295 kez görüntülendi.]
Beyhan ERDOĞAN TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI