Geçenlerde gaze-telerde Almanya Türk incirini iade etti yazısını okuyunca Aydın'lı olarak üzülmüş ve ilgililere epeyi kızmıştım. Tabii her Türk gibi olayı en kısa zamanda unutup beş altı paket tariş inciri alıp İstanbul toplantısına gittim. Toplantı da getirdiğim incir paketini açıp Bahçeşehir Koleji Müdüresi ve Öğretmenlerine ikram için masaya koydum. Keşke açılan paket içerisindeki incirlere baksaydım. Zira “Beyhan bey bu incirler siyah incirler mi?” sorusuyla karşılaşınca şaşırdım ve ne cevap vereceğimi bilemedim. Paketteki incirlerin yarıdan fazlası gerçekten kararmıştı. Utana sıkıla: “Hayır siyah incir değil, ama sanıyorum bu incirler yıkamadan sonra tam kurutulmadan paketlenmiş” diyebildim. Hemen ikinci paketi de açtığımda maalesef aynı manzarayla karşılaştım. Bu olay öyle canımı sıktı ki geri alan paketleri kimseye vermeden çöpe attım. Gerçi Almanya'dan iade edilen aflatoksinli incirler ucuz fiyata şurup yapımı için alkol fabrikalarına gönderilmiş ama benim geri kalan paketleri çöpe atmaktan veya bir eşeğin önüne koymaktan başka bir çarem yoktu... Aklıma, çocukluğum ve köydeki hayatım geldi. Beğenmedim, çürük veya kurtlu bulduğum incirleri eşeğimize verirdim. O nede zevkli bir şekilde yerdi bu incirleri...
Hurmadan daha besleyici, daha güçlü, daha yararlı, şifalı meyvalar arasına giren incirimiz maalesef hurma kadar ilgi görmüyor. Tevrat, İncil ve Kur'an da ismi sık sık zikredilen incirimize gerekli ilgiyi gösteremiyoruz. Fransa Mountereau şehrindeki Türk tüccarlarından sevgili dostum Mehmet Ali Bey ile Fransa'ya oradaki Türklere, Yahudilere ve inciri bilenlere satmak için incir arayışına girmiştik. İlçelerimizden birine gittik ve depoya ayakkabılarımızla, dükkanın tabanına serilmiş ve her türlü toza, toprağa, böceğe açık incir yığınına yaklaşmıştık. Mal sahibi yığından bir avuç alarak “Yiyin, bakın, çekinmeyin, bu yörenin en güzel inciri bunlar” diyerek bize uzattığında midemiz bulanmış ve orayı terk ederek Köşk’teki Gabayların incir işleme tesislerine gitmiştik...
Gıptayla izlediğimiz, her türlü hijyenik şartları hazırlanmış olan bu tesiste incirler nede güzel işleniyordu... Ama Gabayların Osmanlı döneminden beri dedelerinin Paris’teki tüccara ve onun torunlarına verdikleri inciri satmak için bize veremiyeceklerini almamız gerekiyorsa oradaki dede dostu Yahudi tüccardan almamız gerektiğini nede güzel açıklamıştı bize....
Hey gidi güzel incirim. Sen Tevratta, İncilde, Kur'an’da anılıyorsun, değerin biliniyor ama biz bilemiyoruz. Senden para kazananlarda bilemiyor daha başka ne söyleyeyim ki...
[Bu sayfa 1115 kez görüntülendi.]
Beyhan ERDOĞAN TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI