Bu Sayfayı Sık Kullanılan Yer İmlerime EkleFavorilerime Ekle    SAYI: 6644 YAYIN TARİHİ: 04-02-2012
SON DAKİKA!..
• Aydın• Özel Haber• Basından Seçtiklerimiz• Duyduk-Gördük• Ege'den• Eğitim• GÜNDEM• Görüntülü Haber• Kültür-Sanat• Magazin• Okuyucudan• Politika• Reklam• Sağlık• Spor• Şiir Köşesi• İlan• İlçeler• İnsan

YAZARLAR

aydın haberleri

ANKARA MEKTUBU

Fethi AYTAÇ

MİLLETVEKİLİ SEÇİMİNİN ORTAYA KOYDUĞU BİR DEĞİŞİKLİK İHTİYACI

[15-06-2007]

Düşündürücü bir karmaşa

Bugün 9 Haziran 2007. TBMM'nin 3 Mayıs tarihinde aldığı erken milletvekili seçimi kararı üzerinden 36 gün geçmiş bulunuyor. Öylesine 36 gün ki herbiri ülke gündemini beklenilmedik gelişmelerle doldurmuş günler. Kısaca hatırlatacak olursak;

AKP'nin Cumhurbaşkanı adayı Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Meclis'te 367 üyenin hazır bulunmasının sağlanmaması nedeniyle bu koltuğa oturtulamadı.

-Yüksek Seçim Kurulu'nca 22 Temmuz tarihinin seçim tarihi olarak belirlenmesi,

-Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde 26 Nisan tarihinde yer almış, muhtıra izlenimi veren, görüşün iç ve dış basında devam eden yorum ve yankıları,

-5 Mayıs tarihinde ANAP ile DYP Genel Başkanları Erkan MUMCU ve Mehmet AĞAR'ın partilerinin Demokrat Parti adı ve atlı amblem altında birleşip tek parti olarak seçime girme niyetlerini açıklamaları,

-Cumhuriyete ve lâikliğe sahip çıkıldığının göstergesi mitinglerin yurdun çeşitli şehir ve yörelerinde devam etmesi,

-Sağdaki birleşme yakınlaşmasının CHP ile DSP arasındaki ilişkileri ısıtıp bir seçim birliğine dönüştürmesi,

-ANAP ile DYP'nin bir siyasi partiye dönüştürülmesi girişimlerinin DYP'nin 27 Mayıs tarihinde yaptığı kongresinde DP (=Demokrat Parti) adını alması ve yeni yönetimini oluşturması karşısında ANAP Genel Başkanı E. MUMCU'nun ve Parti MKYK'sının ANAP'la DYP'nin birleşmesi değil de partilerinin (yönetimde payları olmadan) DP'ye katılması gibi bir olup bitti durumu doğduğu değerlendirmesi ile birleşme veya katılmadan vazgeçmeleri,

-Bu beklenmeyen olumsuz gelişmeden sonra, Merkez Sağ'ı oluşturması beklenen ANAP ile DYP'nin hem üst hem de alt kademelerinde doğan tedirginliğin 5 Haziran tarihine kadar Yüksek Seçim Kurulu'na verilmesi istenen milletvekili aday listelerinin söz konusu parti başkan ve danışmanlarının çalışması sonunda ortaya konulması beklenirken, sürenin 8 Haziran saat 24'e kadar uzatılmasına rağmen, verilmemesi ve parti yetkililerince ANAP'ın seçime katılamayacağının YSK'na ve basına bildirilmesi ile doruğa çıkması,... gibi.

Bu olaylar sonunda ortaya çıkan tablo şudur:

AKP+CHP+MHP+DP'de milletvekili adayları listesi Genel Başkan ve güvendikleri 3-5 kişilik “yakınları” tarafından hazırlanmıştır. Bu hazırlanış, şimdiye kadar partilerinde oldukça güçlü durumda olan birçok isim yapmış kişinin, listede yer almamış veya beklediği sıraya yerleştirilmemiş olması karşısında görevlerinden hatta partilerinden istifa etmeleri gibi sonuçlar doğurmuştur.

Doğan bir başka sonuç, başkanlarca partilerine kabul edilip seçilebilir sıralara yerleştirilen birçok kişinin parti tabanında tepki ile karşılaşmalarına veya (ANAP ile DYP arasında olduğu gibi) partiler arası birleştirici rol üstlenme gayretine koyulmuş (ATO Başkanı Sinan AYGÜN örneği) kişilerin çabalarının boşa gitmesi karşısında adaylıktan vazgeçme durumunda kalmış olmalarıdır.

Düne kadar partilerine inançla ve güvenle bağlılık göstermiş il veya ilçe teşkilatlarına mensup kimseler yanında bir parti üyesi olmamakla birlikte şu veya bu siyasi partiye yakınlık duyan birçok kimsede de kararsızlık ve hayal kırıklığı yaratmıştır. Öylesine ki gazete manşetleri bu şaşkınlığı ve karmaşayı en azından “Ortaklık toz duman” gibi ifadelerle yansıtmıştır.

Bu karmaşanın en beklenmedik , en hayırsız sonucu da kuşkusuz ANAP'ın varlığının ve Erkan MUMCU'nun Genel Başkanlığı'nın tartışılır hale gelmiş olmasıdır.

Demokrasi ve katılım yahut temsil edilme

Aslında tartılması gereken daha önemli bir husus var. Acaba bizim seçim sistemimizde yer alan ve bu son uygulamada gördüğümüz gibi “temayül yoklaması” ile veya böyle bir yoklamaya yahut önseçime bile gerek görmeden parti liderlerine mlletvekilleri adaylarını seçme imkanı veren seçim sistemi ne derece demokratiktir?

Hatırlatalım ki demokrasi, halkın kudreti anlamında bir sözcük olup halk(=toplum) egemenliğine dayanan bir sistemi ifade eder. Sistemin esasında halkı yönetecek idarenin ve bu idarenin uygulayacağı yasalarını yapacak Yasama Organı'nın halkın öz iradesi, fiili katılımı ile oluşması söz konusudur. Sistemin doğduğu kabul edilen eski Yunanistan'da devletin henüz şehir devleti yapısında olduğu dönemlerde yurtdaşlar oluşturulacak yasama ve yönetim düzeninde yer alacak kimseleri bizzat seçerlerdi. Yani katılımca bir demokrasi asıldı. Zamanla topluluklar büyüyüp şehir devletlerinin yerini bölge veya ülke devletleri aldıkça, demokratik düzeni benimsemiş yerlerde vatandaş bizzat seçme imkanını kaybetmiş ise bu kez kendisini temsil edecek kişi veya kişileri seçme yolu ile yönetime katılır olmuş ve böylece hukuk dili ile “temsil sistemi” denilen sistem doğmuş, bu sistemi benimseyen ve uygulayan ülkelerin demokratik sistemlerine de “temsili demokrasi denmiştir.

Yani demokrasinin özünde halkın (=seçmenin) oluşacak yönetimde (konumuz itibariyle Yasama Organı'nda) kendisini temsil edecek bir kimse ile temsil ettirebilmesi fikri vardır.

Bu yaklaşımla bakıldığında bizim seçim sistemimize “demokratik”tir dememiz güçtür. Hele hele bu son seçim uygulamasında gördüğümüz gibi parti liderlerinin ve oluşturduk ları dar bir ekibin seçimi ile adayların belirlen mesi aslında tam anlamı ile “antidemokratik”tir. Nitekim birçok köşe yazarı bu görüşü yansıtmakta ve “liderler demokrasisi” eleştirisin de bulunmakta dır.

Dar bölge sistemi

O halde daha demokratik bir sistem ne olabilir? Anayasa Hukuku ile ilgili “hoca”ların ifade edebilecekleri gibi daha demokratik bir seçim usulü yani sistemi vardır. Bu sistemin adı “dar bölge sistemi”dir. Sistemin esasını da parlamento'da (=Meclis'te) yer alacak temsilcilerin yani milletvekillerinin mümkün olduğu kadar seçmenleri ile birlikte yaşadıkları yerleşim yerinden ve çevresinden seçilmeleri oluşturur. İngiltere gibi bazı ülkelerde bu sistem uygulanmaktadır. Anlaşılabilir bir açıklama ile diyebiliriz ki Türkiye Büyük Millet Meclisimiz 550 milletvekilinden oluştuğuna ve ülke nüfusumuz yuvarlak rakamla 70 milyon olduğuna göre 70.000.000/550=127.273 kişiye bir milletvekili düşüyor demektir. (Aynı hesabı seçmen sayısını dikkate alarak ta yapabiliriz.) O halde bu sayıda insanımızın (veya karşılığı seçmenimizin) oturduğu yerleşim yerinden (yahut yerlerinden) bir milletvekili seçilecek demektir. İşte dar bölge sisteminin esası ilke olarak bu nüfusa sahip yerleşim yerini (yani seçim alanını) ülke ölçeğinde belirleyip her bir alanda bir kişiye oy verilmesini sağlamaktır. Diğer bir ifadeyle halen büyük nüfuslu şehirlerimizde uygulanmakta olan bölge sistemi'nin daha küçük alanlara indir genmesidir. Kuşkusuz böyle bir düzenlemede ülkemizin idari yapısı ile nüfus yapısının dikkate alınacağı tabiidir.

Mesela bir ilde mevcut nüfus bu sayıyı ancak buluyorsa orada sadece bir milletvekili seçilirken bir büyük şehrimizin bir ilçesinde 5-6 yüz binlik nüfus varsa o ilçeden payına düşen sayıda milletvekili çıkacaktır. Bir ilden en az bir milletvekili çıkması asıl olup birden çok ilçeye sahip bir ilde bir ilçede yeterli nüfus yoksa o nüfusa sahip 2-3 ilçeden bir milletvekili seçilecektir.

Bu sistemin yararı şudur ki böylece daraltılmış alanda ister bağımsız, ister bir siyasi partiye bağlı olarak aday olacaklar büyük ihtimalle o alan halkından, o seçmenler arasında yetişmiş veya yaşamış, tanınan bir kimse olacaktır. Dolayısıyla seçilen kimse gerçekten hemşehrilerini veya onlardan büyükçe bir kesimini temsil eden bir kişi olma özelliğine sahip olacaktır.

Dar bölge sisteminin muhtemel sakıncaları

Sistem değerlendiren hukukçular özde sistemin üstünlüğüne işaret ederken bazı sakıncalarına da şöylece değinmektedirler:

Sistem, ülkenin hem idari, hem de tabii ve coğrafi yapısı ile çok bağlantılıdır. Bazı uygulama zorlukları olabilir.Lâkin bu zorlukların giderilmesi çareleri de düşünülebilir.

Sistemde bağımsız adayların çoklukla kazanması veya bir siyasi partinin ülke genelinde tek başına iktidar olamayıp koalisyon hükümetleri kurulması gereğinin doğması çok muhtemeldir. Ancak bu ihtimal halen uygulanan sistemde de zaten vardır.

Ülkemiz açısından belli bölgelerde etnik unsur konusunun yaratacağı bazı sıkıntılar olabilir.

Sonuç:

8 Haziran günü sona eren milletvekili aday belirleme çalışmaları sırasında karşılaşılan şaşırtıcı davranışlar ve düşündürücü sorunlar, başkaca konular yanında, seçim sistemimimiz üzerine eğilinmesi gereğini de ortaya koymuş olup ister katılımcı ister temsili demokrasi bakış açısı ile bakılsın tüm siyasi partilerimizin yeni oluşacak Meclis çalışmalarında bu konuyu da “gündeme almaları” temenni ve tavsiyeye değer kanaatindeyiz.




[Bu sayfa 225 kez görüntülendi.]


Facebook'ta Paylaş



Fethi AYTAÇ TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI

Arkadaşına Gönder
Anket
ANKET

Ağustos 2011 ekonomik krizi sizi teğet geçti mi?
Evet, beni teğet geçti. Pek etkilenmedim.
Hayır, beni teğet geçmedi. Çok etkilendim.
Bir fikrim yok, kararsızım.
ANKET SONUÇLARI


Seri İlanlar
Döviz Bilgileri
DÖVİZ
(T.C.M.B.)

Dolar: 1.754
Euro: 2.310
Sterlin: 2.763
AYDIN'DA HAVA

Şu An: 14oC
En Düşük: 3oC
En Yüksek: 13oC
SÜPER LOTO

Pek Yakında
SAYISAL 6/49

ÇEKİLİŞ TARİHİ:
28-01-2012
2-7-21-25-36-45
ŞANS TOPU

ÇEKİLİŞ TARİHİ:
25-01-2012
14-16-20-28-31(+)2
10 NUMARA

ÇEKİLİŞ TARİHİ:
30-01-2012
3 - 7 - 8 - 9 - 12 - 14 - 15 - 22 - 28 - 30 - 43 - 45 - 48 - 51 - 53 - 54 - 55 - 58 - 64 - 65 - 71 - 79
İSTATİSTİK
117 Kişi Bağlı
Bugün 3,232 Ziyaretçi
Dün 5,707 Ziyaretçi
OCAK 2007'DEN BU YANA TOPLAM
11,148,157 Ziyaretçi
GEÇMİŞ SAYILARA GİDİN
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Özel Eki
Mücadele Mobil - m.mucadele.com.tr
Süper Lotomatik & Sayısal Lotomatik
Aydın Haberleri Sitesi Banner Reklam Tarifesi