Bu Sayfayı Sık Kullanılan Yer İmlerime EkleFavorilerime Ekle    SAYI: 6070 YAYIN TARİHİ: 13-03-2010
AydınÖzel HaberDuyduk-GördükEge'denEğitimGÜNDEMGörüntülü HaberOkuyucudanPolitikaResmi İlanlarSağlıkSporŞiir Köşesiİlçelerİnsan

YAZARLAR

aydın haberleri

ANKARA MEKTUBU

Fethi AYTAÇ

İSABETSİZ BİR CUMHURBAŞKANI ADAYI VE SONUÇLARI..

[16-05-2007]


“Kazaya Uğrayan” Bir Seçim

Bugün 9 Mayıs. Ülkemiz ve kamuoyu hemen hemen bir aydan beri görev süresi dolmakta olan sayın Cumhurbaşkanı a. Necdet SEZER'in yerine seçilecek Cumhurbaşkanının sahip olması arzu edilen kimliği ve AKP Başkanı R.T. Erdoğan'ın “sürpriz” adayı Abdullah Gül'ün uğradığı hayal kırıklığı sonunda ortaya atılan cumhurbaşkanını bundan böyle halkın seçmesi girişimlerinin ne gibi sonuç verebileceğinin şaşkınlığı içinde. Bu durumun aktörleri içinde AKP dahil, CHP, lâik Türkiye” ülküsüne sahip “Cumhuriyet mitinglerinin” organizatörleri ve fiilen katılanları, Genelkurmay Başkanlığı ve yazılı ve görüntülü medya yer almaktadır.

Bu zengin kadroya ayrıca Anayasa Mahkemesi'ni de eklemek gerekmektedir.

Hatırlanacağı gibi Nisan ayı başından itibaren, görev süresi 16 Mayıs'ta sona erecek A.N. SEZER yerine AKP'nin kimi aday göstereceği tahminleri yoğunluk kazanmış; Partinin içinde Devlet Bakanları Mehmet AYDIN, Beşir ATALAY ile Milli Savunma Bakanı Vecdi GÖNÜL'ün ve Köksal TOPTAN'ın yer aldığı dört şahsiyet hakkında parti teşkilatının görüşlereni almaya yönelik bir anket düzenlendiği, fakat daha sonra içinde bu kez 10 ismin yer aldığı ikinci bir ankete başvurulduğu anlaşılmış; ardından Parti Genel Başkanı R.T. ERDOĞAN milletvekillerinin görüşlerini almak üzere onlarla gruplar halinde toplantılar yapmış; bu arada adayın kim olacağı hakkındaki israrlı sorulara aynı ısrarla adayın 24-25 tarihlerinde belli olacağı cevabını veregelmiş;

Bu arada Meclis Başkanı Bülent ARINÇ her vesileden istifade ile Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmaya hevesli olduğunu hissettirmeye özen göstermiş; bu arada parti gruplarına yönelik olarak da o koltuğa seçilecek kişinin dindar bir kişiliğe sahip olacağı mesajını vermekten geri kalmamıştır.

23 Nisan günü tüm yurtta çocuklarımız o günün bayramının sevinci içinde coşarken parti disiplini içinde liderlerinin görüş ve direktiflerine bağlı olarak sadece parmak kaldırmaya veya susmaya yetkili sayın milletvekilleri de heyecan içinde adayın kim olacağını merakla bekliyorlardı.

24 Nisan tarihli ulusal gazetelerden birçoğu manşet haber olarak Milli Savunma Bakanı Vecdi GÖNÜL'ün aday gösterileceğini yazmıştı. Ancak o gün yapılan AK Parti Meclis Grubu toplantısında Başbakan sürpriz bir adayları olduğunu da vurgulayarak Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı adayları olduğunu bildirdi.

Ve o andan itibaren olumlu-olumsuz tepkiler başladı. Genelde Vecdi Gönül'ün aday gösterileceğini ümit ve tahmin edenler bu değişiklikte, Gönül’ü kıskanan ve onun adaylığına sıcak bakmayan Bülent ARINÇ'ın etkisi olduğu yorumunu yapmaya koyuldular.

25-26 Nisan tarihleri bu değerlendirme içinde geçti.Bu arada CHP Cumhurbaşkanının Meclisce seçebilmesi için en az 367 milletvekilinin hazır bulunması yolunda eski Yargıtay Başsavcılarından Sabih KANADOĞLU'nun ortaya attığı görüşe sarılıp bu sayıda katılım olmadıkça Meclis'in toplanıp karar alamayacağı iddiasını ortaya attı.

23 Nisan Cuma günü Meclis söz konusu seçim için toplandı ise de yapılan yoklama sonunda 361 üyenin bulunduğu anlaşıldı; yapılan oylamada Abdullah Gül'e 357 oy verildiği, 3 oyun iptal edildiği,1 oy'un da boş çıktığı açıklandı.

AKP bu sonuca rağmen daha sonraki günlerde ikinci,üçüncü tura başvurmada kararlı görünürken CHP aynı gün çalışma saati sona ererken, Anayasa Mahkemesi'ne başvurarak Meclis'in Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için mutlaka 367 olumlu oyun bulunması yolunda karar verilmesini istedi.

Gün bu ortamda sona ererken o gece saat 23:30'da Genelkurmay Başkanlığı'nca yapılan ve internet sitesinde de yer alan bir duyuru ile son günlerde çok küçük yaşta türbanlı kız çocuklarına, çeşitli şehir ve mekanlarda ilahiler okutulduğu adeta 23 Nisan milli Bayramına karşı özellikle bir karşıt davranış tutumun devam ettirildiği, laik devlet düzenini korumanın Silahlı Kuvvetlerin görevi olduğu “hatırlatıldı”.

Bu hatırlatma medyada hükümete yönelik bir muhtıra olarak değerlendirildi.

Genelkurmayın bu muhtıramsı duyurusuna karşı 28 Nisan günü saat 19:00 haberlerinde Hükümet adına Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK'in bir açıklaması yer aldı. Bu açıklamada, Bakan Silahlı Kuvvetlerin Hükümetin emrinde bir birim olduğunu, bu görevin sorumluluğunun bilincini taşıması gerektiğini, aksi takdirde sorunlar doğabileceğini vurguladı. Bu tartışmalara Avrupa Birliği ilgilileri de karışıp Ordu'nun davranışını ve baskısını eleştirmekte gecikmediler.

Bu arada, 14 Nisan'da Ankara'da sivil toplum örgütlerince düzenlenen ve beklenilmeyen ölçüde kalabalığın, yüzbinlerce katıldığı mitinge benzer bir miting 29 Nisan tarihinde İstanbul Çağlayan'da yapılmış ve bu mitinge de milyonu aşkın insan topluluğu katılmıştır.

30 Nisan Pazartesi günü tüm basın haberleri bu mitinge ve Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin başvurusu ile ilgili olarak vermesi beklenen karara odaklanmıştır.

Akşam TRT-1 kanalında yaptığı “Ulusa Sesleniş” konuşmasında Başbakan R.T. ERDOĞAN, 1923-2007 yılları arasındaki gelişmeleri, son 4-5 yıldaki (yani iktidarları dönemindeki) gelişmelere ağırlık vererek açıklamış ve 1 Nisan tarihinden bugüne yurdun çeşitli yerlerinde yapılmış hizmetleri ve açılışları anlatmış; bu arada konuşmasında zaman zaman ülkede bazı sıkıntılar olduğunu ama bunların anlatıldığını üstü kapalı söyleyerek Genelkurmay’ın muhtırasına da imada bulunmuş, bazı gazeteler bu imalı sözleri kasdederek “Başbakan ne demek istedi?” sorusunu ortaya attılarsa da konuşma gündeme fazla bir şey katmadı.

MAYIS AYININ GETİRDİKLERİ

1 Mayıs Pazar günü,TÜRK-İŞ, HAK-İŞ... İstansul'da, Kadıköy'de Valilikten izinli İşçi Bayramı kutlamasını sukunetle yaparken DİSK ve bazı yandaş kuruluşlar Taksim Meydanı'nda izinsiz toplantı yapmada ısrar ettiler ve Valiliğin Belediye Başkanlığı ile işbirliği halinde aldığı sıkı önlemler nedeniyle halk çileli bir gün geçirdi.

Basın o gün bir yandan bu olaya odaklanmış iken bir yandan da Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin başvurusu üzerine verebileceği karar hakkında da yorumlarla yüklü idi.Yüksek Mahkeme'nin Genelkurmayın muhtırasının etkisi altında başvuruyu değerlendirip Meclis'te 367 milletvekili bulunmadıkça Cumhurbaşkanı seçimi yapılmayacağı yolunda karar vereceği görüşü ağır basıyordu. Nitekim öğleye doğru Mahkeme'den yapılan açıklamada TBMM'nin Abdulluh Gül'ü adaylığının kabulü için toplantıda en az 367 milletvekilinin bulunması gerektiği yolunda 2'ye karşı 9 oyla karar verildiği bildirildi.

Bu karar üzerine Başbakan AKP Meclis Grubunda hem CHP'ye, hem Anayasa Mahkemesi'ne yönelik yaptığı eleştiri dolu konuşmasında girişimi ve sonucunu “Demokrasiye sıkılmış bir kurşundur!” diye vasıflandırdı.

Bu gelişmeler üzerine AKP'nin önerisi ile Yüksek Seçim Kurulu'nun en erken o tarihte seçim yapabileceği hakkındaki bildirimine dayalı olarak, 22 Temmuz tarihinde genel milletvekili seçimi yapılması TBMM'ce kararlaştırıldı. Ayrıca Cumhurbaşkanının halk tarafından 5artı 5 formulü ile seçilmesi görüşü de gündeme gelmeye başladı.Seçim tarihine kadar Cumhurbaşkanlığını A.Necdet Sezer'in mi,yoksa TBMM Başkanı B. Arınç'ın mı yürüteceği sorusuna da cevap aranır oldu. B. Arınç, 16 Mayıs'tan sonra bu görevin kendisine düşeceğini ileri sürerken A.N.Sezer, Anayasa'nın 102'nci maddesinin son fıkrası uyarınca 22 Temmuz tarihine kadar görevinin devam edeceğini açıkladı.

22 Temmuz tarihinde seçim kararının alınması gerilimi azaltır gibi oldu.Gözler Yüksek Seçim Kurulu'nun hazırladığı seçim takvimine yöneldi.Gelişmeler sağda ve solda yer alan siyasi partilerimizde seçime beraber girme eğilim ve çalışmalarına yol açtı.Başbakan ve Genelkurmay Başkanı,Başbakanın daveti üzerine İstanbul'da 2 saat süren ve sonucu basına aksettilmeyen bir toplantı yaparken DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ile Anap Genel Başkanı Erkan Mumcu iki partinin Demokrat Parti adı altında birleşip seçime tek parti olarak gireceklerini açıkladılar; DSP’de CHP ile birlikte seçime girme girişimleri yaparken ilgili partilerin tabanında olumlu ve olumsuz değerlendirmelerde yarattı.

Ve 6 Mayıs Pazar günü TBMM'de Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığına seçimi konusu gündemde idi. Yapılan 2 oylamada Anayasa Mahkemesi'nin aradığı 367 katılım sağlanamadı. Bu sonuç üzerine AKP liderlerinde belirli burukluk doğdu ve Abdulluh Gül adaylıktan çekildi.

Böylece 24 Nisan tarihinde R.T.Erdoğan'ın Sürpriz adayları olarak ilan ettiği Abdullah Gül, gerçekten Sürpriz bir sonuçla “yararlanırken” yorumcular Başbakanın daha önce muhtemelen Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün adaylığını açıklayacakken Bülent Arınç'ın karşıt direnişi ile bu kararından vazgeçtiğini ileri sürer oldular. Bu görüş 9 Mayıs tarihli Güneş Gazetesinde bir kere daha şöyle vurgulandı.

GÜNEŞ GAZETESİ'NİN MANŞETİ

9 Mayıs tarihli gazetenin baş sahifesinin hemen hemen tamamını şu yorum-haber doldurmuştu.

“ SAĞOLASIN ARINÇ- Köşk sürecinde öyle keskin bir tavır sergiledi ki, AKP'ye takiye yapacak alan kalmadı.Açığa çıkan gizli plan milleti, milletin baskısı da parçalanmış siyaseti birleştirdi. Arınç son dakikada Erdoğan'a Ya Sen, Ya Ben Ya Gül restini çekmeseydi eşi türbansız Vecdi Gönül aday olacak, kimse “Türban Köşke çıkıyor” diye isyan etmeyeceği için Çankaya’ya dindar ve AKP'li biri çıkacak” sözleri olmasaydı partinin mülayim isimlerinden Gül'e karşı böyle bir direnç oluşmayacaktı. Anayasa uzmanlarının 367 üye gerek ikazını ciddiye alıp, seçimin ilk turunu yaptırmamak besiretini gösterebilseydi aynı gece Genelkurmaydan muhtırayı yemeyeceklerdi. Muhtıranın heyecanı olmasaydı belki de ertesi gün Çağlayan'da 2,5 milyon insan toplanmayacak “Ne şeriat, ne darbe” sesiyle gelen deprem AKP'yi bu kadar sarsmayacaktı. Arınç faktörü olmasaydı, gelişmeler yıkılan domino taşlarına benzer etkileşimlere yol açmayacak birleşen milletin baskısı önce sağda, sonra solda birliği sağlamaya yetmeyecekti.

HATIRLATALIM Kİ

23 Kasım 2006 tarihli bu gazetemizde yayınlanan “Cumhurbaşkanlığı ile ilgili bir Temennimiz” başlıklı ve konulu yazımızda tecrübeli bir bürokrat, Hükümet ile Genelkurmay ilişkilerini uyumlu bir anlayış içinde yürüten bir Milli Savunma Bakanı ve laiklik anlayışında eşinin türbanlı olmasından da anlaşılacağı gibi daha olumlu bir AKP'li olduğu için en uygun adayın Vecdi Gönül olduğunu -ilk önce-biz ileri sürmüş ve Ocak 2007 tarihli Cunhurbaşkanlığı Seçimleri Biraz Daha Yaklaşmış İken... başlıklı yazımızda da ortaya atılan aday isimleri arasında Vecdi Gönül'ün adının da yer almasını memnuniyetle karşıladığımızı ifade ederek onun adaylığının en uygun olduğunu bir kez daha vurgulamıştık.

O nedenle Güneş Gazete'sinin haber-yorumuna katılıyor ve yazımızı bu sebeple keşke Arınç adaylık sürecine çomak sokmasaydı da ülkemiz durup dururken yeni huzursuzluklara, karmaşaya maruz kalmasaydı diyoruz. Ve 22 Temmuz gibi kitlelerin sahillerdeki yazlıklarına veya yaylalarına taşındıkları bir zamana rastlayan seçimin seçmen kitlesini ilgisizliğe uğratıp sonuçta ülkede bir hayal kırıklığına neden olmamasını temenni ediyoruz.


Facebook'ta Paylaş



Fethi AYTAÇ TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI

Arkadaşına Gönder

AYDIN'DA AMATÖR FUTBOL'UN ADRESİ

Anket
ANKET

Mevcut anayasamızın tamamını okudunuz mu?
Evet, en az bir kez okudum
Hayır, hiç okumadım
Yalnızca bir bölümünü okudum
ANKET SONUÇLARI
Seri İlanlar
Döviz Bilgileri
DÖVİZ
(T.C.M.B.)

Dolar: 1.526
Euro: 2.099
Sterlin: 2.299
AYDIN'DA HAVA

Şu An: 18oC
En Düşük: 9oC
En Yüksek: 18oC
SÜPER LOTO

Pek Yakında
SAYISAL 6/49

ÇEKİLİŞ TARİHİ:
06-03-2010
4-9-17-28-30-47
ŞANS TOPU

ÇEKİLİŞ TARİHİ:
03-03-2010
1-3-12-15-31(+)4
10 NUMARA

ÇEKİLİŞ TARİHİ:
01-03-2010
1 - 2 - 3 - 10 - 17 - 21 - 24 - 34 - 35 - 38 - 41 - 48 - 53 - 54 - 56 - 57 - 59 - 60 - 64 - 71 - 73 - 79
İSTATİSTİK
26 Kişi Bağlı
Bugün 6,321 Ziyaretçi
Dün 6,065 Ziyaretçi
OCAK 2007'DEN BU YANA TOPLAM
5,494,379 Ziyaretçi
GEÇMİŞ SAYILARA GİDİN

Aydın Haberleri Sitesi Banner Reklam Tarifesi