Dünden devam...
Değerlendirme
Süre gelen acı tablolar gözler önündedir. Peki ya alınması gerekli önlemler neler olabilir ki?
Kanaatimizce bu önlemler iki farklı bakış ve yaklaşımla olabilir.
a)Birinci yaklaşım: Önceki yazımızda mantıksal yaklaşım diye ifade ettiğimiz yaklaşımla olur. Bu tutumun ön şartı halen TBMM’nde etnik grubun temsilcisi durumunda bulunan DTP Grubu´nun isteklerine kulak verip onlarla bir görüşme ortamı hazırlamak ve “pazarlığa oturmak” tır. Pazarlık konuları kürt kardeşlerimize sağlanabilecek sosyal-kültürel ve idari özel haklar olacaktır. Bu yaklaşımda dayanılan ilke 2 sene önce sayın Başbakan´ın telaffuz ettiği üst kimlik alt kimlik ayrımıdır. İlke´nini temelinde kürt kardeşlerimize bu vatan topraklarının bütünlüğüne saygılı bağlılık içinde olmaları şartıyla halen Bulgaristan’daki soydaşlarımıza tanınan imkânlara benzer(paralel) hak ve imkanların tanınması yer alabilir Önemli bir nokta olarak böyle bir anlaşmada Kuzey Irak Kürt Yönetimi´nin de gazantör bir unsur olarak yer alması istenebilir.
b)İkinci yaklaşım: Toplumumuzda hâkim olan milliyetçi ruh içinde şehit verdikçe teselliyi musalla taşları önünde ve tabutların ardından “Şehitler ölmez vatan bölünmez” nakaratında bulunmuş bir topluluk olarak birinci yaklaşımın benimsenmesi tabii ki zordur. Lâkin hergün artmakta devam edeceği artık bilinen bir gerçek olan akacak kanlar karşısında bu birinci Yaklaşımı kabul etme durumunda kalacağımız güne kadar benimseyebileceğimiz ikinci yaklaşım kanaatimizce sopaya, sopayla, kurşuna, kurşunla..karşılık vermek yani kürt kardeşlerimizin Türklük kimliklerini inkârlarına karşılık Kürtlük alt kimliklerini reddetmek ve ayrılık istekleri ile sonuçlanacak her türlü isteklerini kuvvetle bastırmak olabilir.
Çünkü ortam bunu gerektirir bir durum sergilemektedir.
Bu ikinci yaklaşımda dayanılacak yasal hükümler neler olabilir?
Hatırlatalım ki Anayasa´mızın 3 üncü maddesine göre “Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür Dili Türkçedir…”
Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması başlıklı 15 inci maddesine göre:
“Savaş, seferberlik sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir..
Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması sebebiyle olağanüstü hal ilanı, başlıklı 120 nci maddeye göre;
“Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzenin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu´nun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân dilebilir.”
Sıkı yönetim seferberlik ve savaş hali başlıklı 122 nci maddeye göre de:
“Anayasanın tanıdığı hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen ve olağanüstü hal ilanını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşması veya savaş hali savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, ayaklanma olması veya vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet harekelerinin yaygınlaşması sebepleriyle Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar kurulu Milli Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra, süresi altı ayı aşmamak üzere yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde sıkıyönetim ilân edilebilir…”
SONUÇ
3-4 Gün önce 24 Ekim´de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonunda olduğu gibi Cumhuriyetin 85 nci Yıldönümünü kutlama vesilesiyle bugün sayın Başbakan ve Genelkurmay Başkanı yaptıkları konuşma ve verdikleri mesajlarda terörle mücadeledeki kararlılık vurgulanmış; Cumhuriyetin “ilelebet varlığını koruyacağı” azmi tekrarlanmıştır.
(Sayın Cumhurbaşkanı ile TBMM Başkanı´nın ve DTP hariç diğer siyasi parti bakanlarının Bayram mesajları da aynı içtenliktedir.)
Bu durumda kamuoyunun ortak-haklı beklentisi ayni yönde düşünceye sahip siyasi partilerimizin ve TSK yöneticilerinin söz konusu Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınmış olduğunu ümit ettiğimiz azimli kararlar doğrultusunda bölücü eylemlere kesinlikle son verecek ortak bir irade de birleşmeleri ve şehit oğulları veya eşleri´nin tabutları başında ağıt yakan annelerin gelinlerin… feryatlarına bir son vermeleridir.
Anayasa´mızın yukarıda aktardığımız hükümleri bugün içinde bulunduğumuz şartlarla uygulanmayacaksa ne zaman uygulanacaktır?
(Hatırlatırım ki 13.05.1971 tarihli ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu ile 25.10.1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü hal Kanunu değişiklikleri ile, yürürlüktedir.)
(SON)
[Bu sayfa 196 kez görüntülendi.]
Fethi AYTAÇ TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI