YAZARLAR

ANKARA MEKTUBU
Fethi AYTAÇ
Analar ve Babalar evlat acısı çekmesin!
[03-11-2007]
Yazarlık alışkanlığımızın artık sona ermesi gerektiğinin de hatırlatıcısı oluyor. Öyle bir yazarlık alışkanlığı ki başlangıcı 1947'lere, yani 60 yıl öncesine uzanıyor. O yıllarda Ankara'da Siyasal Bilgiler Okulu'nun bir öğrencisi olarak Eskişehir'de İSTİKBAL adlı bir günlük gazetede başladığımız düşüncelerimizi makaleleştirerek okuyucularla iletişim bağı kurmak zevki ve heyecanı o günlerden bugünlere sayısı 400'ü bulan mesleki veya genel konulu yazılarımızla şimdiye kadar süregelmişti. Mesleki hayatımız kaymakamlık-valilik ve özellikle de mahalli idareler bürokratlığı olarak şekillendiği için söz konusu yazılarımızın sayıca çoğunluğu yerel yönetimlerimize ilişkin makalelerdir.
Örneğin 7-8 Mayıs 2001 tarihli ÖNDER'de yer alan örneğin 26-27Eylül 2002 tarihli MÜCADELE'de yer alan ilk yazım da BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ MİLLETVEKİLİ OLMAYA NEDEN BU KADAR HEVES EDERLER Kİ? başlıklı ve konulu yazım olmuş; onu Ekim-Kasım 2002'den itibaren aynı alandaki yazılarım izlemiş; 2003 yılı Mart ayı başlarında ABD'nin IRAK'a -uydurma gerekçelerle- saldırması üzerine kaleme aldığım SAVAŞ SUÇLUSU AMERİKA! makalesi ile genel konular da da yazı yazar olmuştum.
Çeşitli tarihlerde MÜCADELE'de yayımlanmış yazılarım:
Tarihleri ve konuları:
7 Ocak 2004-Yeni bir yıla girerken düşünceler (=Dün'den Yarın'a Mart 2004) mahalli İdareler Seçimleri vesilesiyle mahalle muhtarlıkları hakkında düşünceler 25-26 Mart 2004 – İl genel Meclisi üyelikleri hakkında düşünceler.
1-2 Nisan 2004- Irak Savaşı'nın yıldönümünde
17-18 Ağustos 2004- Kanunların Sayıca çokluğu marifet değildir.
13 Kasım 2004- Savaş suçlusu ABD seçmenleri
19-20 Kasım 2004- Sayın Başbakan Yükselen Değerdir. Fakat...
15-16 Ağustos 2005 – Kanun Yapma Görevi Bu kadar Hafife alınmamalı...
1-2 Ekim 2005- Yeni Belediye Kanunu Vesilesiyle beklentiler..
6 Ekim 2005- “12 Eylül” üzerine anılar. Değerlendirmeler
16-17-18 Kasım 2005- Savaş suçlusu ABD ve BUSH (N)
5-6-7 Ocak 2006- Türklüğümüze ve Türkçemize sahip çıkalım.
18-20 Şubat 2006- Yakın yarınlar üzerinde düşünceler
25-27 Şubat 2006- Sayın Başbakan hırçınlaşmamalı
5-6-7 Ekim 2006- Dil Bayramının düşündürdükleri
23 Kasım 2006- Cumhurbaşkanlığı ile ilgili bir temennimiz
30 Aralık 2006- Yeni bir yıla girerken....
29 Ocak 2007- Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Biraz daha yaklaşmış iken..
30 Mart 2007- Savaşın Beşinci yılında Irak
12 Nisan 2007- Sayın SEZER'in görevi sona ererken...
16 Mayıs 2007- İsabetsiz bir Cumhurbaşkanı seçimi ve sonuçları
18 Haziran 2007- Milletvekili Seçiminin Ortaya koyduğu bir değişiklik ihtiyacı..
10 Temmuz 2007- DYP'nin Eski DP'nin varisliğine soyunması acaba ne ölçüde inandırıcı ve isabetlidir?
8 Ağustos 2007- Seçimin Ardından
15 Eylül 2007- Emeklemekte olan bir siyasi girişim: Yeni DYP
1 Ekim 2007- Ramazan Duyguları içinde bir özlemimiz
16-17 Ekim 2007- Ezanın Türkçe okunması konusunda yapılmasında yarar olabilecek bazı açıklamalar
Yazılarımın içeriği hakkında özet bilgi:
Bu yazılarımda gözetilen amaç ilgili oldukları konularda kişisel görüşlerimi ortaya koymak; genel bir bilgilendirmede ve kısmen eleştirilerde ve temennilerde bulunmaktır diye özetlenebilir.
Örneğin, mesleki ilgi alanım olduğu için,yerel yönetimlerle ilgili makalelerimde genel bilgilendirme ve temenniler ağırlık taşır. Buna karşılık ABD'nin Saddam rejimini devirip sözüm ona IRAK'a ve Irak halkına “demokrasi”yi getirme yalanı ile giriştiği askeri müdahaleyi daha ilk haftasından itibaren “Savaş Suçu” olarak vasıflandıran yazılarımda, bugün her okuyucu tarafından kabul edilir ki, bir önsezi bir ileri görüş vardı. Nitekim o yazılarımda işaret ettiğim gibi Irak'a müdahale için uydurulan “kitlesel imha silahlarının bulunduğu” iddiası doğrulanmamış; müdahalenin 3-4 ayda sonuçlanacağı ümidi boşa çıkmış, Irak'a demokrasi'nin ve halkın egemenliğinin getirileceği vaadi hiç mi hiç gerçekleşmemiş, zamanla dünyada aklı selim sahibi büyük kitlede ABD'yi ve özellikle Başkan Bush'u savaş suçlusu olarak itham eder olmuştur ve bu müdahale özellikle ülkemizin başına da bir “Kürt Devleti” belasını sarmıştır. Dolayısıyla ne kadar eleştirilse yeridir. Ama bu olumsuz gelişme Türkiye olarak ülkemiz içinde ki “kürt kardeşlerimizin” eğilimlerini ve beklentilerini kulak ardı etmeyip onlara bir devlet politikası olarak eğitmemizi, çözüm aramamızı da gerektirmektedir. Şubat 2006'da yayımlanan “Yakın Yarınlar üzerinde düşünceler” başlıklı yazımızın ana fikri budur.
(Hatırlatalım ki o yazım şu sözlerle sonuçlanmaktadır; “Ülkenin yarınlara huzur içinde ulaşabilmesi konuya mantıksal bir yaklaşımla eğilmemizi zorunlu kılmaktadır. Unutmayalım ki bahar mevsimi yakındır ve baharla birlikte gelecek Nevruz'da yurdun çeşitli yörelerinde arzu edilmiyen olaylar gibi doğudaki PKK veya Kontra-Gel militanları çeşitli yollarla yurdun herhangi bir mekanında istenmeyen ve önlenemez nitelikte olaylar yaratabilecektir.
Gönül ister ki daha nice ana babalar evlat acısı çekmesin, daha nice eşler genç yaşlarında dul kalmasın ve Millet olarak çaresizliği sinemize gömmeyelim.”)
Ermeni gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesi üzerine Şubat 2007'de kaleme aldığım “Ermeni Türk Dostluğu ortak bir kültürün unutulmaz mirası” yazımdaki düşüncelerim, Ermeni Devletinin ve lobilerinin devam edegelen soykırımı iddia'larına ve bunların yarattığı soğukluğa rağmen geçerliliğini korumaktadır. Bu konuda diyebilirim ki İstanbul'daki Ermeni Patriği Mesrob-2'nin görüşleri ile aynı ortak görüşteyiz.
Kasım 2006'da yayımlanan “Cumhurbaşkanlığı ile ilgili bir temennimiz” ve Ocak 2007'de yazdığım “Cumhurbaşkanlığı Seçimleri biraz daha yaklaşmış iken”.. başlıklı yazılarımda Cumhurbaşkanlığı'na, geniş bürokratik tecrübeye sahip, Ordu (= Silahlı Kuvvetler) ile uyumlu bir çalışma yapagelen ve eşi laiklik anlayışı içinde olanların beklentilerine uygun bir kıyafet taşıyan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün seçilmesi temennisini ileri sürmüştüm. Bu temennim pek çok yaygın basın organı gazetelerin görüşleri ile de örtüşüyordu. Ne yazık ki bu temennimiz -Sanırım eski Meclis Başkanı Bülent ARINÇ'ın kıskançlığı sonucu- gerçekleşmedi ve Türkiye “türban kaprisli” bir eşi Çankaya Köşk'ünde görmeye “mahkum” edildi.
Bir dökümünü verdiğim yazılarım Ezan'ın Arapça yerine Türkçe okunması beklentisini taşımaktadır. Çünkü Ocak 2006'da yayımlanmış “Türklüğümüze ve Türkçemize Sahip Çıkalım” başlıklı yazımda da yer aldığı gibi bir milletin varlığında, ortak ve temel kültüründe dil'in vazgeçilemez ağırlığı vardır. Bu nedenle dualarımızın ve ezan'ın Türkçe okunması milli varlığımızın vazgeçilmez beklentilerinde olmakta devam edecektir...
Fethi AYTAÇ TARAFINDAN YAZILMIŞ DİĞER KÖŞE YAZILARI