Aydın haberleri
AydınÖzel HaberDuyduk-GördükEge'denEğitimGÜNDEMGörüntülü HaberOkuyucudanPolitikaResmi İlanlarSağlıkSporŞiir Köşesiİlçelerİnsan
SAYI: 5603YAYIN TARİHİ: 22-08-2008
LİNKLER
BİZE YAZIN
ÇEŞİTLİ TELEFONLAR
İLAN TARİFESİ
KÜNYE
RSS SIK KULLANILANLARA EKLE
BUGÜNKÜ ANASAYFA
Aydında satılık kiralık daire, işyeri, dükkan, arsa, müstakil, ev
Aydın Haberleri Sitesi Banner Reklam Tarifesi
aydın haberleri EN ÇOK OKUNANLAR
aydın haberleri Aydınlı genç işadamından efe iksirli kampanya
aydın haberleri NASİAD açılım ve tanıtım ziyaretlerini sürdürüyor
aydın haberleri Rüzgâr Avcıları Vali Mustafa Malay’ı ziyaret etti
aydın haberleri YERLİ YERİNE OTURTALIM
aydın haberleri KAHRAMAN ASKERLERİMİZ ve POLİSLERİMİZE SALDIRIYORLAR!
aydın haberleri Örnek vatandaş
aydın haberleri Kuşadası’nda tüketici haklarını koruma kurulu oluşturuldu
aydın haberleri Söke ovasında sezonun ilk pamuğu hasat edildi
aydın haberleri Ortekin: “ Aydın’da 5 yıldan beri yaşanan değişimi artık takip edemez oldum”
aydın haberleri Karatepe Katliamı Hafızalardan Silinmedi
T.C.M.B. DÖVİZ KURLARI
$ 1.192   1.763  £ 2.214
aydın

AYDIN'DA HAVA DURUMU

Şu An: 22oC
En Düşük: 24oC
En Yüksek: 39oC
ÇEKİLİŞ TARİHİ: 26-07-2008
2 18 26 29 35 46
ÇEKİLİŞ TARİHİ: 30-07-2008
6 7 8 18 27 + 13
ÇEKİLİŞ TARİHİ: 21-07-2008
1 3 8 12 20 21 23 29 32 34 38
40 46 48 49 50 52 59 69 73 75 77
ANKET
SİZCE DEMOKRATİK TOPLUM PARTİSİ(DTP) KAPATILMALI MI?
EVET
HAYIR
EMİNDEĞİLİM
ANKET SONUÇLARI
aydınaydın Kişi Bağlı
aydınaydınaydın Ziyaretçi
aydınaydınaydınaydınaydın Ziyaretçi
aydınaydınaydınaydınaydınaydınaydınaydınaydın Ziyaretçi
RSS Besleme
YAZARLAR
aydın haberleri

ÖZGÜN

Yekta GÜNGÖR ÖZDEN

En büyük erdem, en yüce onur...

23-04-2008
Osmanlı yönetiminin engellemeleriyle oyunlarına, ölüm fetvalarıyla idam fermanlarına, isyanlarla ihanetlere, halife ordularına karşın sayısız güçlüğü ve yoksunluğu göğüsleyerek “Müdafaa-i Hukuk” anlayışı ve “Kuvayı Milliye” ateşiyle başlatılan Ulusal Kurtuluş Savaşı, her alanda tam bağımsız-lığı, özgürlükle ulusal egemenliği, aydınlanmayla çağdaşlığı amaçlıyordu. Başkomutanlık Meydan Savaşı'nda kazanılan utku sonrasında Mustafa Kemal'in Akşehir ve Salihli konuşmalarında açıkladığı, İzmir İktisat Kongresi'yle 1927'deki Büyük Söylevi'nde vurguladığı “hedef” çağın ge-reklerine uygun, ekonomik yönden güçlü, barışçı, bilim devletini gerçekleştirmekti. Bu amaçla saltanat yıkılmış, hilafet kaldırılmış, devrimlerle Osmanlı'dan ilgisiz yeni kuruluş sağlanmıştır.

“Ya bağımsızlık ya ölüm!” ilkesi, Amasya Genelgesi'ne “Bu ulusun bağımsızlığını yine bu ulusun direnci ve istenci kurtaracaktır” pekiştirmesiyle yansımış, Ulusal Ant'la (Misak-ı Milli) geleceğin izlencesi belirlenerek, ulus bilinci, uluslaşma ve ulusallık yolunda atılımlara girişilmiş, TBMM'nin açılmasıyla kurulan yeni yapıya ad, 29 Ekim 1923'te “Türkiye Cumhuriyeti” olarak konulmuştur.

Kendine güvenen, ulusuna inanan, bağımsızlık ve özgürlük tutkusunu “karakter”i bilen Mustafa Kemal, öğrencilik yıllarında düşündüklerini ustaca zamanlamalar, hukuksal yöntemler ve gerçekçi çabalarla evre evre, aşama aşama gerçekleştirmiştir. İnsanımızı kul-köle-teba olmaktan, hak ve özgürlükleriyle donanmış nitelikli kişi, birey durumuna, toplumu da ümmetten ulus düzeyine getirmiş, bilgi, hukuk, ahlak yoluyla yepyeni bir insan, yepyeni bir toplum, “Türk Ulusu” ve yepyeni bir devlet, “Türkiye Cumhuriyeti” kazandırarak yazgıcılıktan yaratıcılığa yükseltmiştir. Demokrasinin yaşama geçişi, yönetimdeki çağdaş biçimi olan cumhuriyet, ulus temelindeki en büyük yapılanmadır ve ulusal egemenlikle geçerlik ve anlam taşımaktadır. Birbirinden ayrılması, bölünmesi, birbirinden kopartılarak değerlendirilmesi olanaksız “Mustafa Kemal Atatürk”, hiçbir dayatma olmadan, kendi ruhunun enginliğinden, kişiliğinin yüceliğinden, usunun ve yüreğinin gücünden gelen esinle, ülke sevgisi ve ulus saygısıyla hukuku yeğlemiştir. Kaynağını oluşturduğu Türkiye aydınlanmasını, önderi olduğu Türk Devrimi'ne, yolumuzu-yönümüzü belirleyen, yaşam felsefemiz, varlık nedenimiz saydığımız, başta “Altıok”la özetlenen “Atatürk ilkelerine” insan haklarına dayanarak sürdürme görevi, kendini bilen her yurttaşın yükümlülüğüdür. Ulusal egemenliğin değerini bilmeliyiz ki ümmet karanlığına düşmeyelim.

Ulusal egemenlik, hukuksal bir kurumdur. Ulusu ve ülkeyi kapsayan bir insan ve hukuk kurumu olan devletin yönetim kaynağı ve dayanağıdır. Ulusal istençle yaşama geçen ama ondan daha geniş açılımlı bir varlık ve geçerlik ölçütüdür. Ulusun gerçek sesi, içtenlikli istemi, hukuksal öngörüşüdür. İşlem ve eylemlerin bu doğrultudaki düzenlemelerle kotarılması, bu yolla açıklanan belirlemelere uygun olmasıdır. 1921 Anayasası'nın 1. maddesiyle, bağsız-koşulsuz ulusun olup ulusça kullanılacağı öngörülen, 1924 Anayasası'nın 3. maddesiyle aynı deyişin yinelenmesinden sonra 4. maddesinde ulus adına kullanma yetkisi yalnızca TBMM'ye tanınan, ulusal egemenliği, 1961 Anayasası'nın 4. Ve 1982 Anayasası'nın 6. maddelerinde ulusun anayasanın öngördüğü ilkelere göre yetkili organlar eliyle kullanacağı belirtilerek erklerin egemenlik kullanma yetkisinin tartışılmaz geçerliği (meşruiyeti) vurgulanmıştır. Böylece, 1961Anayasası'ndan bu yana “Egemenlik ulusun olup TBMM'nin değildir. TBMM egemenlik hakkını yasama alanında kullanmaya yetkili organdır” yinelemesinde yarar vardır. TBMM her istediğini yapamaz. Ulusal egemenlikten söz edip insan haklarına, temel özgürlüklere aykırı düzenlemelere kalkışamaz. Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin en temel organı niteliğiyle kendi varlığını ve bunun ulusal dayanaklarını göz ardı eden işlemlere girişemez. Bunlar anayasa da olsa geçersiz olur.

Son günlerde kendi konumlarını, siyasal, kişisel ve partisel amaçlarını gerçekleştirmeyi tutkuya dönüştürdükleri ibretle izlenen kimi siyasetçilerin bir ulusal yaşam andı sayılan anayasayı yeniden delmeye çalışmaları ulusal bağlamda en kötü örnektir. Değiştirilmesi zorunlu kurallar, hatta tümüyle yenilenmesi gereken anayasa dururken, gereksiz, anlamsız, zamansız ve sakıncalı değişiklikler önermek, yeterli oyu sağlamak için siyasal rüşvet niteliğinde başka anayasa ve yasa maddeleri değişikliğiyle pazarlıkta çirkin ödünler vermek, halkoyundan kaçınarak halka, adaletten kaçarak yargıya güvenle; milletvekillerini ve gizli oylarını gözetleyerek ortaklar kararıyla baskı uygulamak milletvekilliği onuru ve TBMM saygınlığıyla bağdaşmadığı gibi ulusal egemenlikle asla uyuşmaz. Ulus-devlet nasıl uluslaşmanın somut örgütlenmesi, ulusal egemenliğin hukuksal yapısı ise, başta yasama organı, yürütme ve yargı organları, bu yapının ana öğeleridir. Hepsinin gerçek, öz sahibi ise ulustur.

Ulus yapısının bozulmak, ulus-devletin iç ve dış sapmalar ve sapkınlıklarla, sözde ilerici ve demokrat gösterişçilerle, çıkarcı, numaracı cumhuriyetçi yeni mandacılarla, Arap milliyetçisi, ümmetçi şeriatçılarla yıkılmak istendiği günümüzde devletin tekliğini, ülkenin tümlüğünü, ulusun birliğini ödünsüz koruyarak ulusal egemenliği güçlendirmeliyiz. Duyarlık ve özenimiz; çelişkileri, aykırılıkları ve tüm kötülükleri önleyecek, başıboşluk, başına buyrukluk, sorumsuzluk, ilkesizlik ve tutarsızlık bitmese de azalacaktır.

Laik Atatürk Cumhuriyeti'ne ve temel organlara yaraşmayan olumsuzluklardan, dayatmalardan ve anayasaları delmeye yeltenenlerden böylece kurtulabiliriz.

Ulusal egemenlik, 1950'den bu yana “Siz isterseniz hilafeti getirirsiniz. Odunu aday göstersem milletvekili olur. Kara cüppeliler kim oluyor?-Hükümetin üstünde Danıştay, Meclis'in üstünde Anayasa Mahkemesi var.-Şeriat dindir, dine karşı yürünmez. Devlet dindarları tehlike göremez.-Devlet dinin hizmetindedir.-Benim halkım göğsünü gere gere Müslüman'ım demelidir. Verdimse ben verdim.-İnançlara saygılı laiklik. Takıyye içtenliğe dönüşebilir. Yararlı tarikat. Bu okullarla kıvanç duyulur” sözleriyle yozlaştırılmaktadır. Ulusallığın, ulusal egemenliğin dışlanıp yadsındığı, etnik ve dinsel sömürünün, bölücülüğün ve yıkıcılığın acıyla anımsandığı ortam her yurtseveri üzmektedir.

Kemalistlikle Atatürkçülük aynıdır. Kimilerinin sözde kalan Atatürkçülüğü ve sanal milliyetçiliği uyarıcı olmalıdır. Gerçek eşitlikçi yurttaşlar düzeni ve halk demokrasisi olan cumhuriyetçi demokrasimizi, “demokratik cumhuriyet” söylemleriyle yozlaştıranlara, Ulusal Kurtuluş Savaşı dönemindeki kötülükleri yinelemek isteyenlere karşı, ulusal egemenliği bilimsel gerçekçilikle savunanlara büyük sorumluluklar düşmektedir.

En büyük Türk, en çağdaş, en büyük Türk milliyetçisi Atatürk döneminin saygınlığı, onuru, coşkusu, tutarlılığı, devingenliği unutulamaz.Tanrı'nın evrenin oluşumundaki egemenliğiyle ulusun kendini yönetmedeki özgün egemenliğini karşılaştırıp “Egemenlik Allah'ındır” diyerek karışıklık çıkarmak isteyen aymazlara, bağnazlara kanmamalıdır. Fetva ve ferman dönemi asla geri gelemeyecektir. Ulusumuzun her değerin sahibi olduğunda odaklanıp yoğunlaşan ulusal egemenlik, çağdaşlaşma düzenidir. Bu nedenle laiklik, egemenliğin kaynağıdır. 1921'den beri böyledir, sonsuza kadar böyle gidecektir.

Akıl-bilim-gerçek ile inanç-din-varsayım kendi özgün yerlerinde kalacaktır. Birbirleriyle karşılaştırılıp birbirlerine karşı kullanılmayacak; inanç, usa tavan koymayacak, varsayımlar gerçeği engellemeyecektir. Bağımsızlığın, özgürlüğün ve bilimselliğin onurlu bileşkesi ulusal egemenlik, insanlığın utkusudur.

Edinmemizi sağlayanları saygıyla anıyor ve 88. Yıldönümünü coşkuyla kutluyoruz.
Yekta GÜNGÖR ÖZDEN TARAFINDAN YAZILMIŞ ÖNCEKİ 10 YAZI
En büyük erdem, en yüce onur...
Neden böyleyiz!
Türkiye düşmanları
CUMHURİYETİ GERÇEK KILMALIYIZ
Anayasa'yı ihlâl
Hukuk Devleti
Demokrasi ve Terbiye
Bu gidişle
DEMOKRASİ OYUNU
SİYASAL AÇILIM
Arkadaşına Gönder
 
Add to Google
Google
BAŞYAZI
MUSTAFA ÇEZİK
aydın haberleri KAHRAMAN ASKERLERİMİZ ve POLİSLERİMİZE SALDIRIYORLAR!
YAZARLARIMIZ
Yekta GÜNGÖR ÖZDEN
aydın haberleri En büyük erdem, en yüce onur...
Ömer ERU
aydın haberleri Demokrasi
Erol ERTUĞRUL
aydın haberleri SIĞ DEVLET..
Güçlü ÇEZİK
aydın haberleri Anasaya Mahkemesi'nin Kararına Saygı Duymalıyız
Fethi AYTAÇ
aydın haberleri SİYASİ PARTİLERİMİZİN ÇOĞALMASINA DEĞİL AZALMASINA İHTİYAÇ VAR
Beyhan ERDOĞAN
aydın haberleri YAZLIK SİTELERDE KASİSLER
Halil ÖZŞARLAK
aydın haberleri Köy Enstitüleri
Salim SAVCI
aydın haberleri YARARLI OLMAK İSTEYENLERE
Faruk HAKSAL
aydın haberleri YERLİ YERİNE OTURTALIM
Dr.Levent SECER
aydın haberleri Türkiye'de Dinsel Siyasallaşmanın tehlikeleri !
Sema DÜNDAR
aydın haberleri Şeker hastalığı ve göz
RÖPORTAJ
MÜCADELE 1. SAYFA
aydın haberleri
ARŞİVİMİZ
Aydın Haberleri
© 2006 Mücadele Gazetesi Basın Yayın ve Tic. Ltd. Şti. TASARIM ve UYGULAMA: