Ülkemizi bölüp parçalayarak, saldırılarla ulusumuzu yeryüzünden silmeye çalışarak varlıklarımıza ve kaynaklarımıza el koymak isteyen yayılmacı dış güçlerle dinsel ağırlıklı işbirlikçi yönetime karşı Ulusal Kurtuluş Savaşı´nı kazanıp bağımsızlığımıza ve özgürlüğümüze kavuşmuş, ulusal egemenlik temelinde cumhuriyeti benimseyerek çağdaş yapımızla uluslar arası alanda onurlu yerimizi almıştık. Türk Mucizesi , Atatürk İlkelerinden kaynaklanan Türk devrimi ile nice uygarlık olanaklarını edinmemizi sağlamıştır. Başta insanca yaşamanın tüm gereklerine açılan lâiklik, Türkiye Aydınlanmasıyla, yüzyıllardır çekilen acılar, katlanılan yaksınlıkla sona ermiş, her alandaki atılımlarla tutsak uluslara umut veren modern bir ülke durumuna gelmiştik. İkinci Dünya Savaşı´nın yıkıcı ateşinin dışında kalmak başarısından sonra geçtiğimiz demokrasi, düş kırıklıklarıyla kesintiye uğramışsa da, gelişme ve kalkınma çabalarımızla kendimizi korumayı, her yönden daha iyi düzeye gelme amacımızı yitirmiştik. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Türklük bilincini yükselterek, inanç ve güven duygularımızı güçlendirerek getirdikleri çizgi göz kamaştırıcı bir şahlanıştı. Özellikle 1950 sonrası oy ve iktidar için girişilen oyunlar, verilen ödünlerle cumhuriyet karşıtlarını yüreklendirmiş, bir çok kötü olayı izleyen 1980 Harekâtı´nın ağır yanlışlıklarıyla 10.yıl Marşı´nın hepimize kıvanç veren laik cumhuriyet karşıtlarının yönetimine geçmiştir.
İçtikleri anda aykırı davranan, devletle, rejimle, devlet organlarıyla kavgaya tutuşan yönetim, yerinde kalmak için, sözde dost yabancılarla inanç sömürüsü yaparak aldattığı şeriat yanlılarının korumasına sığınmıştır. Geleceğini ancak böyle güvenceye aldığını sanarak istedikleri ödünleri vermekte, onların beğenisini alacak biçimde çalışmaktadır. Eğitimde, sağlıkta ekonomide, çalışma yaşamında, dış ilişkilerde , yargıda, her dalda doğrultusu budur. Kafasındaki sakat düşünceleri gerçekleştirmek, dinci düzeni yaşama geçirmek için partizanlık, kadrolaşma, bildiğini okuma türünden kendisine uygun düşen her şeyi çekinmeden yapmaktadır. Devletin tüm işleriyle, belediyelerin çalışmaları iktidar yolundadır. Yakınmalar başlamış, çelişki ve aykırılıklar birbirini izleyince “Ne olacağız ?” sorusu yurttaşların günlük yaşamını etkilemiştir. “Türkiye Fas olur – Olmaz” tartışması, değişik söylemler ve değerlendirmelerle sürmektedir. Umutsuzluk artıyor.
Bu gidişle Fas da olur, Afganistan da olur, İran da olur, Irak da olur, belki Libya ya da Somali olur. Türkiye´yi Türkiye yapan ilkelere bağlılık var mı? Laik cumhuriyeti kuranlarla yücelterlere saygı duyuluyor mu? Bağımsızlık ve özgürlük kazanımlarına özen gösteriliyor mu Yargısı, üniversitesi, silahlı kuvvetleri gereken ilgiyi görüyor mu? Medyası büyük kesimiyle “ mütareke medyasın´dan daha kötü değil mi? Haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, ahlâksızlık yolsuzluk her gün artarak sürmüyor mu ? Suçlular, suçlardan zarar görenlerden daha rahat ve güvenceli yaşamıyor mu?
Yetkili ve sorumlular nutuk atmaktan başka somut hangi kötülüğü önleyip hangi olumlu sonuçları sağladılar? Kıbrıs, Ege, Güneydoğu başarımız içinde mi? İkiyüzlüler, dönekler, hainler azaldı mı, arttı mı? Muhalefete, iktidara, iktidarın ağırlıklı olduğu yerlere bakılsın. Belediyelere bakılsın. Kurumlara, kuruluşlara , demokratik kitle örgütlerine, kimi üniversitelere, kimi müftülüklere bakılsın.
Neler oluyor , neler yaşanıyor ? Önceleri başı açık kızlarımız, kadınlarımız Müslüman değil miydi ki şimdilerde sıkmabaş giderek yaygınlaşıp artıyor? Sıkma baştan ne bekleniliyor, ne kazanılıyor? Kadınlarımız nereye sürüklendiklerini görmüyorlar mı ? Haremlik selâmlık parti toplantıları, panellere, lokantalara, plajlara indi. İmam nikahı uygulaması hızlandı. Abdest suyu ilâç yerine alındı.
İmamlar-müftüler psikolojik danışmanlığa başladı. Belediyeler dinci kitaplar, broşürler dağıttı. Kadınlarla erkekler ayrı yerlerde kan incelemesi yaptırıyor. Yargıya gitmek yerine din adamlarına danışılıp onların dediklerinin yapılması isteniyor. Terör duruyor mu, tırmanıyor mu? İşlerine geldiği için,terörü durduramayanlar okşanıyor mu? Hizbullah, İbda-C, hücre evleri , domuz bağları öldürme olayları yetmedi, Danıştay´a saldırılıyor. Daha ne olsun?
“Ilımlı İslâm cumhuriyeti” ya da “ Şeriat düzeni” ilanı mı bekleniyor? Böyle giderse 1919 öncesinden de beter olur. Başka ülkelerde nasıl oldu?Aydınlar dağınık, tembel, çıkarcı, iktidar uyumlusu olursa ne olmaz ki. |