logo

14 Haziran 2013

Çağlayan Adliyesi’nde Avukatlara Uygulanan Terörü Kınayan Ertuğrul: “Bu Güç Tüm Engelleri Aşacaktır”

Milli Merkez Temsilciler Meclisi üyesi ve Aydınlık Gazetesi yazarı Av. Erol Ertuğrul, Gezi Parkı olayları ve Çağlayan Adliyesi'nde avukatlara uygulanan terörü kınadığını belirten bir basın açıklaması yaptı.

Ertuğrul, Mücadele gazetesine yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Taksim Gezi Parkı'nda başlayan ve tüm Türkiye'ye yayılan direniş geri dönülmeyecek bir noktaya ulaştı. Bu başkaldırı'nın temel noktası Atatürk Cumhuriyeti'nde yaşamak isteğidir. Ulusumuz buna aykırı bir yaşam biçimine karşı çıkıyor. Başbakanın kendi yaşam biçimini dayatmasına ve Atatürk'ün unutturulmaya çalışılmasına karşı çıkıyor. O nedenle her yerde ortak haykırış 'Mustafa Kemâl'in askerleriyiz. Atatürk'te birleştik'tir. Bunu Türkiye'yi yönetenler ve onların yandaşları anlamıyorlar ama, dış dünya çok iyi anlıyor. Dış basın bunu açıkça dile getiriyor. Chavez'in partisi Venezuela Sosyalist Partisi yaptığı açıklamada 'AKP, Atatürk'ün yolundan sapıyor' diyor ve bu başkaldırıyı desteklediğini söylüyor.

Günlerdir süren bu başkaldırıdan kendi kısır düşünceleri için yarar umanlar, bu başkaldırıya sızarak cılız seslerini duyurmaya çalışanlar da var. İstanbul, Ankara ve İzmir'de yüz binlerin arasına elli kişiyle, yüz kişiyle sızarak bölücübaşının posterlerini açmaya çalışanlar hemen dışlanıyorlar ve alan dışına çıkarılıyorlar. Bölücülerin bu eylemleri, yaşananları etkisizleştirme ve bitirme girişimidir. Ancak gençler bu oyuna gelmediler. Bu dönemde Kürtçüler AKP'nin gitmesini hiç istemezler. Çünkü AKP ile açılım süreci adı altında bölünme görüşmeleri yapıyorlar.

Güzel Yurdumuzu bu noktaya getiren bay Erdoğan kendisini lâik ve demokratik bir ülkenin başbakanı değil, bir Arap ülkesinin sultanı gibi görüyor. Geçmişteki bir 23 Nisan töreninde simgesel olarak koltuğunu bıraktığı bir ilköğretim öğrencisine 'Şimdi artık Başbakansın ister asar, ister kesersin' demişti. Başbakanlığı sultanlık sanıyor. O nedenle de bu başkaldırıyı bir türlü içine sindiremiyor. Bu kez herkesi tehdit ediyor. İş çevrelerine sizinle hesaplaşacağız diyor. Faiz lobisi diye kim olduğu bilinmeyen birilerine saldırıyor. Polisin saldırgan tutumuna karşı kendilerini koruyan gençleri siz görürsünüz diye tehdit ediyor. 'İktidara saygı duymayanlar bedelini öderler' diyor. 'Bu gençlik benim gençliğim değil' diyor. Bu gençliğin Başbakan'ın teslimiyetçi gençliği olmadığı gün gibi ortadadır. Bu gençlik Mustafa Kemâl'in gençliğidir. Bu gençlik görevi Mustafa Kemâl'den aldığını söylüyor. Sultan düşleri kuran Başbakan kendisini bu düşünceye iyice kaptırdığı için, tüm kurumları kendisine ait sanıyor. Onun için benim valim, benim genel kurmay başkanım, benim polisim diyor. Kendisine oy veren vatandaşları sokağa salabileceğinden söz ediyor. Kendisine oy veren vatandaşları kendi askeri sanıyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  RECEP TANER: "AKTİF GÖREV ALMAYACAĞIM"

Başbakan Bay Erdoğan bile bile gerçeklere aykırı şeyler söylüyor. Ulusumuzun bir bölümünü, öteki bölümüne karşı kışkırtıyor, 'Gençler cami'de içki içtiler, benim başı örtülü bacılarıma, kardeşlerime saldırdılar' diyor. Bu söylediklerinin tümü gerçek dışıdır. Bir başbakan nasıl böyle şeyler söyler inanılır gibi değildir. Bu sözler belli ki bir korkunun dışa vurumudur. Halkına böyle şeyler söyleyen birisi artık başbakan kalamaz. Sultanlığa veda zamanı gelmiştir. Artık başkanlık düşleri, tek adamlık son bulmuştur. Bunun bilincinde olduğu için iyice hırçınlaşıyor. Gençler öylesine hoşgörü ve kaynaşma içinde oldular ki kendilerine yapılan saldırılara karşı bile kara güldürünün en usta örneklerini verdiler. Güldürü yazınımızı varsıllaştırdılar.

11 Haziran 2013 günü aldatıcı yöntemlerle güvenlik güçleri yine biber gazı ve basınçlı sularla Gezi Parkı'na girdiler. Ağaçları ateşe verdiler. Direnişçilere yine orantısız güç uyguladılar. İstanbul Çağlayan Adliyesinde avukatlar bu duruma tepki göstererek oturma eylemi yaptılar. Oturma eylemi yapan avukatları özel güvenlik görevlileri ve polisler yaka paça dışarıya çıkardılar. Bunları yapanlar ve bunlara göz yumanlar AKP'nin tüm kadroları yarın Yüce Divan'da yargılandıklarında kendilerini savunacak avukat bulamayacaklar. AKP'nin güvenlik güçlerini kullanarak avukatlara uyguladığı eylemler tam bir faşizmdir.

Avukatlarına böyle bir işlemi uygun gören bir yönetim herkese her şeyi yapabilir. Bu eylemi şiddetle kınıyor ve sorumluları hakkında işlem yapılmasını istiyoruz.

AKP ve Başbakan artık sona gelmiştir. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Ulusumuz kendi gücünün farkına varmıştır. Biber gazları, coplamalar, basınçlı sular boşunadır. Bu güç tüm engelleri aşacaktır.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Hastanelik Olan Şahıs MHP İlçe Başkanı’ndan Şikayetçi Oldu

(Güçlü ÇEZİK)

Share