logo

21 Haziran 2013

Yörük Ali Efe ve Malgaç Baskını’nı Bir Donduranlıdan Dinleyiniz Gençler(2)

Vedat KÖSEOĞLU (Aydın ADD Yönetim Kurulu Üyesi)

Donduran Köylüleri; subayları, efeleri ve gönüllüleri hem ev sahipliği yapmışlar, hem de onlarla Malgaç Baskınına katılmışlardır, Kurtuluş Savaşı sona erene kadar Yörük Ali Efe ile birlikte savaşmışlardır. Malgaç Baskınını katılan; Akbaş Memet'i, Sina Ahmed'i, Hacı Mehmedin Hafız'ı Koç Alilerin Halil'i, (Yemen Savaşına katılan ve 11 yıl esir kalan) Halil Çavuş'u, Erenli Durmuş'u ve Bekir Beyin Oğulları; Tevfik,Hüseyin, Hasan Beyler ile Damadı Horzumoğlu Mustafa ile tüm Donduran Köylüleri gibi ben de gurur duyuyorum, saygı ile yad ediyorum.

Bu başarıların mimarı hiç şüphesiz Albay Şefik AKER'dir, eşkiyadan,  dağ adamlarından vatansever yaratan , subaylarla gönüllüleri bir araya getiren odur. Subaylar kısa süre öncesine kadar peşlerinde oldukları eşkiyanın emrinde nefer olarak savaşmışlar, efeler de kendilerine olan güveni boşa çıkarmamışlardır.

Yörük Ali Efe yaşamı boyunca okuma yazma bilen kişilere karşı saygılı davranmış,beş çocuğunu da okutmuştur. Bu gün bile kız çocuklarını nasıl okullardan uzaklaştırırız mantığı ile yeni eğitim politikalarını oluştururken, Yörük Ali 1930'lu yıllarda kızlarını İzmir Kız Enstitüsünde okutarak, Modern Türk Kadınının yerini işaret etmiştir.

Hep tevazu içinde yaşamış,  başarıları kendi şahsına mal  etmemiştir, bu anlayışı onunla savaşan  Donduran Köyünde komşuluk yaptığım, kişilerde de gördüm.  

Hasan Beyle, Halil Çavuşlarla, Erenli Durmuşla ve Tevfik Bey'in Hanımı Emine Nine ile komşuluk yaptım, hiçbirisinin bu konularda övündüğünü duymadım. Bir çoğunun  maddi zorluk yaşadığını  biliyorum, bunlardan (bahçe komşum) Erenli Durmuş Dedenin ; dede müracaatını yap, Devlet sana maaş bağlayacak diyenleri evinden kovduğunu duydum. Bu kahramanların çok özel insanlar olduğuna hiç şüphe yoktur.

Yörük Ali Efe 25 Eylül 1951 yılında Bursa'da ölene kadar, insanlarla hep iç içe yaşadı, önce bir süre İzmir'de ticaretle uğraştı, daha sonra yerleştiği Yenipazar'da çırçır fabrikası işletti, yaz mevsimlerinde de Menderes Nehrine koyduğu motorla köylülere su satmak suretiyle parasını kazandı.  

Ayakları kesik olmasına rağmen  hayata küsmemiştir.Kahyasının kullandığı jiple işlerini takip etmiş ve avlanmasının sürdürmüştür.Yorgunluğunu Donduran bahçe kahvelerinde dinlenerek atmıştır.Onu kahvelerde dört gözle bekleyen köyün çocuklarına -hadi keratalar gidin  kuşlar sizleri bekliyor- diyerek,çocukları jipten vurduğu kuşların bulunduğu mevkilerini yönlendirmiş,çocukları sevindirmiştir.

Babasının  katilini bile affeden, can  pazarında kovalamaca oynadığı askerlerle omuz omuza savaşan ve sonunda albay rütbesiyle emekli olan  Yörük Ali Efe'yi ve silah arkadaşlarını Malgaç Baskını yıldönümünde anarken onları ve Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal'i ve silah arkadaşlarını daha iyi anlamamız gerektiğini düşünüyorum.

Her bir karışı şehit kanıyla sulanan vatan topraklarının emperyalistler tarafından parayla satın alınmasına  nasıl sessiz kalabiliyoruz.(!)Bilindiği üzere 18.05.2012 tarihli resmi gazetede yayınlanıp aynı gün yürürlüğe giren Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda yapılan değişiklikle, ülke genelinde  yabancı ülke vatandaşlarına kişi başına 30 hektara kadar, bakanlar kurulunun onayı ile de 60 hektara kadar arazi satışının önü açılmıştır. Bu durumun Mustafa Kemal'i,Yörük Ali Efe'yi  ve silah arkadaşlarını mezarlarında bile rahatsız ettiğine hiç kuşku yoktur. Venizelos'un torunları dedelerinin  savaşarak ele geçiremediği  vatan topraklarını  parayla satın almalarının önü açılmıştır. Ecdadımıza ihanet edilmiştir.Birçok  önemli olay yıldönümlerinde anılmaktadır.Ancak ; anmalar- anlamalarla anlam kazanır.Bu olumsuzluklar karşısında kayıtsız  kalarak anma programları yapmak anlamsızdır.

Donduran Köylüleri atalarının Kurtuluş Savaşına katkıları nedeniyle,köylerinde Malgaç baskını anısına anıt dikilmesini beklerken,bazı kişi ve kurumların bilerek ya da bilmeyerek Yörük Ali Efe'yi  ve Malgaç Baskını'nı anlatırken Donduran ismini anmamaları Donduran Köylülerini incitmektedir.

16 Haziran 1919 günü sabahı “Ya İstiklal ya ölüm!” diyerek Malgaç Baskınını gerçekleştiren Kuva-yı Milliyecilerin aziz hatıraları önünde  rahmet ve saygı ile eğiliyor ve saygılarımı sunuyorum.

(Mücadele)

Share