ADD Aydın Şubesi Kurucusu Ertuğrul Seçmenlere Seslendi: "Yaşadığımız Dönemde En Önemli Sorun, Ulusumuzun AKP'den Kurtulmasıdır."
[09-05-2011]
Atatürkçü Düşünce Derneği Aydın Şubesi'nin Kurucu ve Onursal Başkanı, hukukçu, gazeteci, yazar ve 12 Eylül 1980 darbesinden sonra kamu görevini bırakmak zorunda kalan darbe mağdurlarından eski kaymakam ve Mücadele gazetesi fahri köşe yazarlarından Avukat Erol Ertuğrul, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ve Türkiye'nin güncel sorunlarına ilişkin olarak Mücadele muhabirine çok özel ve dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
12 Haziran'da yapılacak seçimlerde oy kullanma hakkı bulunan bütün vatandaşlara seslenen Ertuğrul, 12 Haziran 2011 tarihinin, ülkedeki cumhuriyet rejimi için bir varoluş-yokoluş tarihi olacağı, 12 Haziran 2011'den sonra endişe verici gelişmelerin kapıda olduğu uyarısını yaptı.
"Cumhuriyetin tüm kurumları birbirlerine düşürülmüşlerdir." diyen Erol Ertuğrul, vatandaşlara "Türkiye Cumhuriyeti böyle bir dönemi hiç yaşamamıştır.
Yönetimin yanlış politikalarından ötürü şımartılmış bulunan ayrılıkçı örgüt yandaşları , her fırsatta , kamu kurumlarına bankalara , toplu taşıma araçlarına taşlarla , Molotof kokteylleri ile saldırmayı , çevreyi yakıp yıkmayı alışkanlık durumuna getirmişlerdir. Bu tehlikeli tırmanışın seçimlerden sonra daha büyük boyutlara taşınacağı Kürt Partisi milletvekilleri tarafından korkusuzca açıklanmaktadır . Tüm bunlara daha ne kadar katlanılacaktır?" sorusunu yönelterek özetle şunları söyledi:
"12 Haziran 2011 günü Ülkemizin geleceği açısından önemli bir tarihtir . Her genel seçim ülkelerin geleceği açısından belki önemli bir gündür .
Ancak , önümüzdeki genel seçimler Ülkemizin , aydınlanma Cumhuriyetimizin gerçekten var oluş , yok oluş tarihidir .
Her genel seçimde , ülkeyi belirli bir süre yönetecek olan kadrolar seçilir . Seçilen kadrolar , belirli bir süre ülkeyi yönetirler . Yönetim biçiminin özellikleri değişmez. Hangi siyasal parti gelirse gelsin , yönetim biçimi değişmez .Ancak , bu genel seçimler çok başka bir anlam taşımaktadır . Çünkü , Ülkemizi dokuz yıldan bu yana yönetmekte olan AKP, Ülkemizin yönetim biçimini , Cumhuriyetimizin niteliklerini değiştirmeye çalışmakta, Cumhuriyetimizi dönüştürmek için uğraşmaktadır .
Daha şimdiden , seçimlerden sonra Anayasa’nın değiştirileceği söylenmekte, fakat , bu değişikliklerin neler olacağı çok açık belirtilmemektedir . Buna karşın , siyasal yönetime yakın çevreler , Anayasa değişiklikleri konusunda açıklamalarda bulunmaktadırlar . Bu açıklamalarda görülen , Ülkemizin üniter yapısını değiştirecek , Türkiyeyi bölünmeye götürecek olan bir yapı değişikliğidir .
Türkiye Cumhuriyeti , yayılmacılığa ve sömürgeciliğe karşı verilmiş bir kurtuluş savaşı ile kurulmuştur . Türkiye Cumhuriyeti bir aydınlanma devrimidir . Bunun için Anayasamızın’da ilk dört maddenin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin bile önerilemeyeceği belirtilmiştir . Bu maddeler , Türkiye’nin üniter bir devlet olduğu , başkenti’nin Ankara olduğu , bayrağının ay yıldızlı bayrak olduğu ve resmi dilinin de Türkçe olduğudur . Şimdi , seçimlerden sonra yapılacak anayasa ile bu maddelerin değiştirilebileceği belirtilmektedir .
Başbakan , bir süreden beri , konuşmalarında “ Başkanlık Sisteminden “ söz etmektedir . Belliki onun kafasında , tüm yetkilerin tek elde toplandığı , hiçbir sorumluluğu olmayan bir başkanlık yönetimi , bir tür padişahlık bulunmaktadır . Yakın zamanda ,Ülkemize konuk olarak gelen Kazakistan Devlet Başkanı , kendi ülkelerinde başkanlık sisteminden çok çektiklerini , bu sistem ile hırsızlıkların ve soygunların önüne geçemediklerini , bu nedenlede parlementer sisteme geçtiklerini söylemiştir . Dünyada başkanlık sisteminin başarılı olduğu tek ülke ABD dir . Bu ülkenin yapısı ise , bizim ülkemizin yönetim biçiminden çok farklıdır .
Dokuz yılda AKP , Ülkemizi bir din devleti yapmak için uğraşmıştır . Bugün Anadolu’da içkili lokanta bulmak güçleşmiştir . Sıkmabaş yaygınlaşmış , kamu kurumlarına girmiştir . Tarikatlar , cemaatler baş tacı yapılmış , Atatürkçüler dışlanmıştır . Cumhuriyetçi olmak , Atatürkçü olmak , Kemalist olmak , suçmuş gibi gösterilmeye çalışılmıştır . Atatürkçüler izlenir , fişlerin olmuşlardır . Kimsenin özel yaşamı kalmamıştır . İnsanlar telefonla konuşmaktan korkmakta , özel görüşmelerde bile görüşlerini özgürce açıklamadan çekinmektedirler . Tam bir baskı ve korku yönetimi gerçekleştirilmiştir .
Yapay suçlamalar ve davalarla TSK yıpratılmaya , baskı altına alınmaya çalışılmıştır . Hiç görülmemiş biçimde TSK ‘nin terörle savaşmış kahraman subayları kitlesel olarak tutuklanmışlardır . AKP ye karşı olan aydınlar , gazeteciler , bilim adamları , rektörler tutuklanmışlardır . Yurdumuz’da , şu anda 68 gazeteci tutukludur . Bu sayı , Ülkemizde basın özgürlüğünün bulunmadığını göstermektedir . Cezaevinde bulunan Kemalist aydınlar ve TSK subayları suçlarının ne olduğunu bile tam olarak bilmeden , “ bağımsız yargı “ aldatmacası ile yıllardır tutuklu bulunmaktadırlar . Bu yargılamaların ve bu tutuklamaların bir ABD , AKP ve Tarikat eylemleri olduğu , ABD diplomatlarının ülkelerine gönderdikleri yazıları açıklayan WikiLeaks belgeleri ile ortaya çıkmıştır .
Son yapılan yasal değişikliklerle , üst yargı kurumları , yürütme gücünün etkisi altına alınmışlardır . Artık , Ülkemizde bağımsız yargıdan söz etmek olanağı yoktur .
Özelleştirme adı altında , en önemli ekonomik kaynaklarımız , limanlarımız , kurumlarımız yabancılara satış diyerek peşkeş çekilmiştir . Bu dönemde , Cumhuriyet tarihimizde hiç görülmemiş boyutta yolsuzluklar gerçekleştirilmiştir . Yönetime yakın olan çevreler , yönetimde bulunanlar , bir gecede kaynağı belli olmayan biçimde varsıllaşmışlardır. Son dönemde , yolsuzluk savları yükselen AKP belediyeleri bırakılmış, uydurma suçlamalarla ve sanki özel yetkili mahkemelerin görev alanlarına girermiş gibi CHP’nin İzmir ve Kuşadası belediyelerinde aramalar yapılmış , gözaltılar gerçekleştirilmiştir.
Cumhuriyetin tüm kurumları birbirlerine düşürülmüşlerdir . 23 Nisan Bayramı nedeni ile TBMM’nin verdiği resepsiyona , TSK’nin komuta kademesi katılmamışlardır . Aynı biçimde Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş törenlerine , Yargıtay , Danıştay Başkanları katılmamışlardır . Türkiye Cumhuriyeti böyle bir dönemi hiç yaşamamıştır .
Yönetimin yanlış politikalarından ötürü şımartılmış bulunan ayrılıkçı örgüt yandaşları , her fırsatta , kamu kurumlarına bankalara , toplu taşıma araçlarına taşlarla , Molotof kokteylleri ile saldırmayı , çevreyi yakıp yıkmayı alışkanlık duruma getirmişlerdir. Bu tehlikeli tırmanışın seçimlerden sonra daha büyük boyutlara taşınacağı Kürt Partisi milletvekilleri tarafından korkusuzca açıklanmaktadır . Tüm bunlara daha ne kadar katlanılacaktır ?
Belli ki, 12 Haziran genel seçimlerinden, AKP başarı ile çıkarsa , Ülkemizi kötü günler beklemektedir. Yaşadığımız dönemde en önemli sorun , Ulusumuzun AKP den kurtulmasıdır . Aydınlığa çıkmak için Ülkemizin AKP den kurtulması gerekmektedir .
Geçmişte çok daha önemli sorunları aşmış bulunan Ulusumuz bu sorunlarında üstesinden gelecek , bu yönetimden kurtulacaktır .
Genel seçimlerin sonuçları ne olursa olsun , hiçbir güç , Ülkemizin bölünmez bütünlüğünü bozamaz , Ay Yıldızlı Bayrağımızı değiştiremez . Resmi dilimizin Türkçe olduğu gerçeği , Başkentimizin Ankara olduğu gerçeği değiştirilemez . Ulusumuz bunlara izin vermez."