[ 20 Aralık 2010 Pazartesi ]
YazdırYazdır Get a PDF version of this webpagePDF

 Üroloji uzmanı Dr. Egemen Avcı, karın ağrılarının birçoğunun böbrek taşından kaynaklandığını söyledi.
Bütün yurtta etkili olan soğuk havayla birlikte hastanelere soğuk algınlığına bağlı karın ağrısı şikayetiyle başvuran vatandaşların kendilerine böbrek taşı teşhisi konulmasıyla şaşırdığını belirten Dr. Egemen Avcı, karın ağrılarının; ayakları sıcak tutma, sıkı giyinme, beslenmeye özen gösterme gibi tedbirlerle önlenebileceğini söyledi.
Ancak böbrek taşının ciddi bir tedavi gerektirdiğine dikkat çeken Avcı, "Tedavi, taşın yerine ve büyüklüğüne göre değişmektedir. Taş, milimetrik boyutta ve böbrek içinde şikayet yapmadan duruyorsa 6 aylık veya senelik ultrasonlarla takip edilebilir.
Şikayet yapıyorsa veya taş hastanın düşüremeyeceği kadar büyükse ESWL dediğimiz vücut dışından gönderilen şok dalgalarıyla kırılabilir. ESWL tarafından kırılamayacak kadar büyükse veya zor yerdeyse ameliyat etmek gerekmektedir" dedi.
Günümüzde böbrek taşı için açık ameliyattan vazgeçildiğini anlatan Avcı, "Böbrek taşı için PCNL (Perkütan Nefrolitotomi) dediğimiz ameliyat artık bütün dünyada tavsiye ediliyor.
Açık ameliyat oranları dünyada oldukça düştü. Ülkemizde kapalı olarak uygulanan bu ameliyat tekniği hızla yaygınlaşıyor. Önümüzdeki senelerde dünya standartlarına ulaşmamız bekleniyor.
Son yıllarda endoskopik cerrahideki gelişmelere paralel olarak RIRS (Retrograde İntraRenal Surgery) dediğimiz teknik de böbrek taşı tedavilerinde yaygınlaşıyor.
Bu teknik sayesinde idrar yapılan delikten girilerek böbreğin içine kadar çıkılmakta ve taş burada kırılmaktadır. Bu sayede hiçbir kesi izi olmadan hasta böbrek taşından kurtulabiliyor. Üreter dediğimiz ve böbrekteki idrarı idrar kesesine taşıyan tüpteki taşlar da üreteroskopik yöntemle kırılarak hasta rahatsızlıktan hiçbir kesi izi olmadan kurtuluyor" diye konuştu.
Taş hastalığının ileriki yıllarda kendini tekrarlayabilen bir rahatsızlık olduğunu dile getiren Avcı, "Taş, bel, böbrek bölgesi veya kasıklarda yaşanan aralıklı ağrılar ve taşın düşürülmesi ile sonlanan bir hastalık olarak bilinir.
Ancak taş hastalığının tedavi sonrası tekrarlayabileceği genellikle göz ardı edilir. Tedavi sonrası taş üzerine araştırma yapılması ileride tekrar bu hastalık ile karşı karşıya kalmanızı önler" ifadelerini kullandı.
KALITIM VE COĞRAFYA ETKİLİ
Taşın irsi olduğu kadar coğrafyayla da alakalı olduğunu anlatan Dağ, çöl ya da tropikal bölgelerde yaşayanlarda taş ihtimalinin yüksek olduğunu kaydetti.
Hastalığın bazı kişilerde herhangi bir ağrıya sebep olmadığını belirten Avcı, "Taş düşüren hastalar çok şiddetli ağrı duyabildikleri gibi, böbrek fonksiyonlarını bozacak taşı olup da hiçbir şikayeti olmayan hastalar da olabilir.
Ailede taş hikayesi olan, idrar renginde pembelik ya da kırmızılık gören ve yan ağrısı olan kişiler mutlaka doktora başvurmalı. Böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonuna sebep olabileceği için, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olanlarda da taş araştırılmalı. Daha az sıklıkla yan ağrısına ek olarak bulantı ve kusma yapabilir" açıklamasını yaptı.
Taş hastalığı geçiren kişilerin yüzde 50'sinin tekrar aynı rahatsızlıkla karşı karşıya kalacaklarını söyleyen Avcı, şu tavsiyelerde bulundu:
"Taş düşüren hastaların yaklaşık yüzde 50'si hayatlarının kalan bölümünde yeniden taşla karşılaşır. Bunu engellemek için taşın cinsini öğrenmek, metabolik inceleme yapmak yararlı olabilir.
Günde 2-3 litre sıvı tüketilmesi idrar konsantrasyonunu azaltacağı için faydalıdır. Sıvı, yemeklerden sonraki 3 saat içinde alınırsa daha faydalı olur.
Özellikle su, limonata, portakal suyu iyidir. Greyfurt suyu ve kızılcık suyu çok içilmemeli. Vejetaryen diyet tavsiye edilirken, hayvani proteinler yönünden zengin beslenmeden kaçınmamız gerekmektedir. Bitki köklerinin kurutulmuş halleri, ıspanak, kakao, çay ve fındık, içerdiği yüksek oksalat miktarı sebebiyle fazla tüketilmemelidir. Aynı şekilde C vitamini içeren haplar çok yüksek miktarda kullanılmamalı. Peynir, yoğurt, dondurma, brokoli rahatlıkla yenebilir. Yediğimiz besinlerdeki tuz miktarını azaltmamız gerekir.”

(Derleme)

[Bu sayfa 864 kez görüntülendi.]