[03-09-2010]
Evrenin en nitelikli yaratığı olan insan konusunda bilimsel alanda sayılmayacak kadar çok araştırma yapılmış, beden ve ruh yapısıyla düşün yeteneği milyonlarca yapıtta değerlendirilmiştir. İncelemeler, araştırmalar yanında sanat dalında da en yoğun öğeyi insan oluşturmuştur. Sevgi, saygı, güven, beceri, ayrılık, kavuşma, kavga, barış ve insana bağlı, insanla ilgili her şey resmin, müziğin, roman ve öykünün konusu yapılmıştır. Kanımızca savsaklanan ya da yeterince ele alınmayan yan insanın yurttaş olarak yükümlülükleri ve sorumluluklarıdır.
İnsanlık, her şeyden önce sorumluluktur. Yapı olarak yaradılışa bağlı durum, eğitim ve bilgi olarak yeteneğe dayalı kazanım, olanaklara bağlı değişik açılımlar ne olursa olsun öncelik taşıyan özellik, insanlık gereklerine gösterilen özendir. İnsan doğmak değil, in¬san olmak önemlidir. Yurttaş yazılıp sayılmak değil, yurttaş olmak önemlidir. Hani herkes insandır ama "adam" değildir ya, işte öyle. Her insanda aynı olan yapıyla salınıp dolaşmak, konuşmak, bir işle uğraşmak, hatta birşeyler yapıp yaratmak insanı insan yapmaz, insanı insan yapan, yurttaş olarak katkısı, sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirme ölçüsüdür. Suskun, donuk, etliye-sütlüye kanşmaz, suya-sabuna dokunmaz, gününü gün eden aldırışsız bir tutum, insanlık ve yurttaşlık gerekleriyle bağdaşmaz.
***
Bilinçli yurttaş, toplumsal ve ulusal sorunları kendi sorunlarından önce önemseyen, çözüm aranmasına katkıda bulunan, oy kullanmasını "namus" bilerek yerine getiren, vergi ve askerlik görevini kıvanç duyarak yapan, hak arama özgürlüğüyle düşünce ve inanç özgürlüğünü ve tüm özgürlükleri içtenlikle yaşayıp savunan, doğru bildiklerini söylemekten çekinmeyen, haksızlık, ve yolsuzluklarla savaşımı görev bilen yurttaştır. Daha birçok ekleme yapılabilir. Soy ve inanç ayrımı gözetmeyen, ahlak ve adaleti üstün tutan, kavgadan, çıkar güdüsünden, kötü amaçlardan ve davranışlardan uzak durur. Güvenilir, aranır, birlikteliğinden mutluluk duyurur kişiliğiyle seçkin ve saygındır.
"Türk, Türklük" sözcüklerini kullanmaktan kaçınanların "Türk Ulusu" bilincinden yoksun, alt-üst kimlikler ve soy tartışmalannı açan kimselerin yönetimdeki ağırlığı karşısında hepimize büyük sorumluluk düşmektedir. Tekil devlete yönelik artan saldırılara gerekli yanıtları vermekten çekinenlerin etkin konumlarıyla bağdaşmayan tembellikleri, partizanlıkları, kendilerini düşünmekte sınır tanımayan bencillikleri yaklaşma bir yana, sonuç almaya yakın iç ve dış tehlikeler için hepimizi uyarmalıdır. Kahve paketine, kömür çuvalına, zeytinyağı kutusuna, şemsiyeye, tişörte, oyuncağa, buzdolabı ve çamaşır makinasına, iftar kumanyasına oy veren yurttaşların, bağımsızlığı değil, doyum, barınma ve iş sorununu önemseyenlerin yıkımdan yakınmaya haklan olamaz. Büyük kentlerde her tür olanak içinde parıltılı yaşam süren kurt kökenli iş adamlarının iktidar desteğiyle kazançlarını artırıp kürtçülük yapmaları yurttaşlığa ne ölçüde yaraşır olduklarını tartışılır kılmaktadır.
***
Yurdunu, ulusunu, devletini düşünmeyen, bu değerlerini canını adayarak ödünsüz ve özenle korumaya hazır olmayan, iktidar uşaklık ve uyduluğunu yeğleyen, kişisel ya da aile çıkarını gözeten, yönetimden bekleyip buldukları ölçüsünde ilgilenen, oyunu kullan-mayan ya da yararına göre kullanan kimse yurttaş da olamaz, yurtsever de olamaz.
Dava açmak hak arama özgürlüğü kapsamında en uygar bir yaklaşımdır. Başbakan, Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinin değişikliğine karşı Anayasa Mahkemesi'nde iptal davası açan CHP'yi kınamakla yine haksızlık yapıyor. Anayasa'ya göre her organı bağlayan sıkmabaş (türban) kararını geçersiz kılmak için Anayasa ile oynamayı, laiklik ilkesini sulandırmayı engellemek istedi ve haklı çıktı. Bu başarı demokrasi ve hukuk devleti adına kazançtır. Tersini ileri sürmek bu ilkelere ters düşmektir.
-Yekta Güngör Özden / Sözcü 2/9/2010-
