[ 27 Aralık 2010 Pazartesi ]
YazdırYazdır Get a PDF version of this webpagePDF

Ulusların kıvanç duydukları, kendileriyle gönenip övündükleri evlatları vardır. Yalnız Türkiye Cumhuriyeti tarihinde değil insanlık tarihinde de özgün yeri olan Türk büyüklerinden biri de bugün, aramızdan aynlışının 37. yılında, özlemle andığımız İkinci Cumhurbaşkanımız ismet İNÖNU'dür.
***
Her alanda tam bağımsızlığı, ulusal egemenliği, özgürlüğü ve Türkiye Aydınlanmasını amaçlayan Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın öncesinden berijoırtancı ve kurucumuz Mustafa Kemal ATATÜRK'ün en yakın silah ve çalışma arkadaşı olan ismet İNÖNÜ, Birinci ve İkinci İnönü Savaşlan'nın kahramanıdır. Müdafaa-i Hukuk ruhu ve Kuva-yı Milliye ateşiyle sürdürülüp kazanılan uğraşı sona erdiren Başkomutan Meydan Savaşı'nın adı, onun Garp Cephesi Komutanı olarak yapüğı 30.8.1922 günlü öneri üzerine verilmiştir. Bu görevinde iken rüşvet suçuna ilişkin ağır yaptinmı içeren 2.8.1920 günlü genelgesi namuslu, dürüst yaşamının kanıtlarından biridir.
5.7.1932 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden basınla ilgili görüşmeler sırasında söylediği, şimdilerde "... namussuzlar kadar cesur olmazlarsa" sözünün özgün biçimi şudur "Bir memlekette erbab-ı namus, laakal eşirra kadar sabur olmazsa..." (Bir ülkede namuslu insanlar en az kötüler-azılılar kadar sabırlı olmazsa...). Yine, Yüce Divan davaları nedeniyle 20.12.1927'de söylediği "Bakan yalan söylemez" çıkışı, siyasal yaşamın ahlak yönüyle ilgili önemli bir uyandır.
Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda önemli başarılarıyla öne çıkan İNÖNÜ, siyasal bir kurtuluş savaşı olan Lozan Banş Antlaşması görüşmelerinde Türkiye'yi temsil etmiş, Antlaşma'dan önce Ekim 1922'de Mudanya, Ateşkesi'nde temsilcimiz olduğu gibi, Antlaşma'yı da başdelegemiz olarak imzalamıştır. Devletimizi yepyeni bir yapı olarak dünyaya tanıtan, Misak-ı Milli doğrultusunda sanırlarımızı çizen bu antlaşma, ismet İNÖNÜ'nün askerlik alanında olduğu gibi siyaset-diplomasi alanında da üstün yeteneğinin çok önemli bir belgesidir.
En değerli varlığımız şanlı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Başbakanı olarak ülkemizin bayındır olmasında, demiryollarının yaygınlaştırılıp millileştirmelerin gerçekleşmesinde, isyanların bastırılmasında büyük hizmetleri geçen İNÖNÜ'nün beş kez Başbakanlık'ta geçirdiği süre 13 yıl, Cumhurbaşkanlığında geçirdiği süre ise 11 yıl, 6 ay, 11 gündür.
Unutulmaz bir devlet adamı, örnek bir aile babası olan İNÖNÜ, çocuklarımıza yeterince tanıtilmadığı gibi, laik Atatürk Cumhuriyeti karşıtları sürekli abuk sabuk sözler, sahiplerini küçük ve güç duruma düşüren yakıştırmalar, eleştiriler, haksız suçlamalarla karalanmaya çalışılmıştır. Güneşin balçıkla sıvanmayacağı gibi Atatürk ve İnönü'yü Türkiye'den ayırıp gölgelemek, lekelemek olanaksızdır. Dışişleri Bakanlığı da yaparak (Lozan'da bu sıfati taşı yordu) ülkesine hizmetleri ciltlere sığmayacak ölçüde çoktur. Ülkemizi İkinci Dünya Savaşı'nın ateşinden korumuş, savaş sonrası çok partili düzene geçmemizi sağlamış, 1950 seçimlerinde iktidarı olaysız teslim etmiş, demokrasi öncülüğünü muhalefet lideri olarak örnek biçimde yerine getirmiştir.
Kimi önemli çalışmalarından 1940'da Köy Enstitüleri Yasası'nın çıkarılmasını, 26.9.1941'de bilim adamlarına Türkçe kullanma çağrısını, İstanbul ve Ankara Hukuk Fakülteleri fahri öğretim üyeliğini, Fen Fakültesi'nin açılışını, klasiklerin kültür yaşamımıza kazandınlışını, 19 Mayıs 1945 ve 1947 Milli Eğitim Şurası, daha önce Mart 1939 İstanbul Üniversitesi konuşmalannı, Demokrat Parti yöneticilerini uyaran TBMM konuşmalarını, Yassıada kararlarının yerine getirilmemesi için Cemal GÜRSEL'e gönderdiği 15.9.1961 günlü mektubunu hemen sayabiliriz.
***
Başbakanlık Basımevi'nde basılan 21.8.1935 günlü Şark Seyahati Raporu da ulusal sorunlarımızın çözümünde gözetilecek önemli saptamaları içermektedir. ATATÜRK'e bağlılığı, sevgi ve saygısı söylentilerin tersine örnek düzeydedir.
Sporsever, sanatsever İNÖNÜ, yetenekli çocuklarımızın yurtdışına gönderilerek eğitimleri için çaba göstermiş, Türk müziğinin çağdaş yapısına ATATÜRK gibi büyük önem vermiştir. Adımız, andımız, önderimiz, Türkiye'mizle özdeşleşerek kurumlaşan ATATÜRK'ümüzün düşüncelerini temel alan Türk Deyrimi'nin içtenlikli bir uygulayıcısı olan İNÖNÜ, yaşamsal ilkelerimizi özenle izlemiş, seçkin kişiliğini saygınlığıyla yüceltmiştir. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın her yıl olduğu gibi bu yıl da İNÖNÜ'yü Anma Konseri düzenlemesi yurttaşlarımızı mutlu kılmıştır. ATATÜRK'ümüzün aramızdan ayrılışından sonra 21 Kasım 1938'de yayımladığı Beyanname'de O'na övgüyle "Vatan sana minnettardır" diyen İNÖNÜ'ye karşı değerbilirlik yaklaşımı olan konserin başarılı sanatçılarını kutlarken İNÖNÜ'ye de olan minnettarlığımızı.

-Yekta Güngör Özden / Sözcü 25/12/2010-

(Derleme)

[Bu sayfa 383 kez görüntülendi.]