logo

28 Haziran 2017

“YÜZBİNLERCE İMAM MI YETİŞTİRECEĞİZ?”

(ÖZEL HABER)
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle açılması için 50 bin nüfus şartı aranan imam hatip liseleri 5 bin nüfusla açılabilecek.
Konuyla ilgili olarak gazetemize özel bir değerlendirmede bulunan Türk Kamu Sen Aydın Şube Başkanı Rıdvan Naci Devli; “Yüzbinlerce imam mı yetiştireceğiz?” dedi.
Açılacak olan İmam Hatip liselerinin içinde mescit bulundurma zorunluluğunu ise; “Açılacak imam hatip liselerinin  yanında muhakkak mescit olması lazım, çünkü onların laboratuvarı o oluyor.” şeklinde konuştu.
Devli; “Şu anda ki imam hatip liselerinin çokluğu ve öğrencisinin sayısı bunların imam hatip olarak görev alacakları konusunu ortadan kaldırıyor. Yüzbinlerce imam mı yetiştireceğiz, bunlar nerede görev yapacaklar? O yüzden her ne kadar okulların yanında bu tür mescitlerin açılması, onların laboratuvarı gibi olsa bile, okulların camilere imam ve hatip yetiştirme tarzından, uygulama olarak şu anda öteye geçtiği görünüyor sayısal anlamda.” dedi.
“SİYASİ ERKİN DÜŞÜNCESİ”

5 bine ulaşan yerlerde imam hatip liselerinin açılması konusunun, hükümetin ve siyasi erkin düşüncesi olduğunu savunan Devli; “Ne kadar eğridir, ne kadar doğrudur, ne işe yarar, bunun artısı nedir, eksisi nedir, kime artısı vardır bunları da düşünmek, konuşmak lazım. Çünkü eğer okulların açılışını biz kendi mesleki dallarının çalışması olarak görürsek bunda yanılırız. Sayısal olarak bu artık mümkün değil. Bu sınırların da ötesine çıkmış. Bir de bunu yapan düşünce tarzı memlekette dindar, dinine bağlı nesiller yetiştirdiklerini zannediyorlar veya bu iddiayla ortaya çıktılar. Bu iddia ne kadar doğrudur veya bu uygulamayla bu iddia gerçekleşebilir mi gerçekleşemez mi o şekilde yeniden herkesin düşünmesi lazım. Böyle bir iddianın varlığı belki ilk bakışta doğru gibi geliyor insana, ama şu anda açılan imam hatip liselerine sınavla başka liselere yerleşemeyen çocukların hepsi birden oraya yönlendiriliyor gibi bir şey oldu son iki yıldır. Bu da oraya gelen öğrenci kalitesini çok ama çok düşürdü. Şu anda imam hatip liselerinin büyük bir bölümündeki öğrenci seviyesi diğer okullardaki öğrenci seviyesinin çok çok altında. Bu şimdi İmam Hatibe hizmet mi olmuş oluyor? Dine hizmet mi oluyor? Hiçbir şey okuyamayacak olanlar bari gelsin burada imam mı olsun deniliyor? İslamiyete ne kadar faydası olur? Dine ne kadar faydası olur, o aldığınız kişilere ne kadar faydası olur, bunlar hep tartışılacak konular olarak karşımızda duruyor.” şeklinde konuştu.
“NEREDE, NASIL İSTİHDAM EDİLECEK?”
Amacın, din konusunda bilgi sahibi olan nesiller yetiştirmekse, diğer müfredatların içerisine 2 saat fazladan din dersi konulmasıyla daha düzgün bir eğitim olacağını düşündüğünü belirten Devli; “Eğer sizin niyetiniz çocuklarımızın kendi dinini öğrenmesi ise bunu diğer müfredatlarda bir iki saat takviye ile çok daha rahat bir şekilde yapmak mümkün. Bütün okulları neredeyse imam hatip yapacak kadar, böyle bir imam hatip sayısı ve buraya alınacak öğrencilerin sayısı, yarın ilim dünyasına geçişi, onların müspet ilimler alması pek mümkün görünmüyor, onların pek işine yarayacak gibi görünmüyor. Bunca çocuk nerede nasıl istihdam edilecek?” dedi.
“DİN DERSİ ÖĞRETMENLERİ NEDEN YETMİYOR”
Din dersi öğretmenlerinin atamasının diğer ana derslere göre çok fazla olduğunu iddia eden Devli; “Ne oluyor bu din dersi öğretmenleri, haftada bir saat, iki saat dersi var, buna rağmen neden yetmiyor? Her aldıklarını, işi bilir bilmez kişileri kalkıp idareci yapıyorlar. Hâlâ daha aynı şekilde yapmaya devam ediyorlar. Başka hiçbir mezunun idarecilikte ön sıraya geçme hakkı yok. Büyük bir bölümü şu anda idareci. İdareci olarak görev aldığı zaman sınıftan çıkıyor, sınıflarda din kültürü öğretmenine ihtiyaç oluyor, yeniden alınıyor.” diye konuştu.
MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ
Devli açıklamasında ayrıca, Türkiye Kamu-Sen’in çalışmaları ile ilgili olarak da bilgiler verdi ve; “Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1, 5 ve 9’uncu sınıflarda müfredat değişikliği ile ilgili olarak Türkiye Kamu-Sen’in de çalışmaları oldu.  Biz buradan sendika olarak arkadaşlarımızdan, zümrelerinde alınan kararları ve kendilerinin bu konudaki tenkitlerini aldık. Bunları genel merkeze gönderdik. Genel merkezimiz bu konuda büyük bir arge çalışması yaptı, bütün tabandan gelen verilerle, müfredatın şöyle olması gerekir konusunu Milli Eğitim Bakanlığı’na sundu. Milli Eğitim Bakanlığı bunu ne kadar dikkate alır bilemiyoruz. İnşallah yapmış olduğumuz bütün bu çalışmalar dikkate alınır da, bir çok konuyu daha fazla sıkıntı vermeden halletmiş oluruz diye ümit ediyoruz.” dedi.
(KUDRET CAN)

Share